PKK’nin 29 yıldır sürdürdüğü silahlı mücadelenin 4. stratejik evresi sona eriyor ve yeni stretejik evre yerini silahsız, siyasi demokratik mücadele evresine bırakıyor. Bu tarihi önemdedir ve iyi irdelemeyi gerekli kılıyor.
Bu tarihi hamlenin başlangıcı 1999 yılında Öcalan’ın yaptığı köklü demokratik hamleye dayanır. Öcalan o zamandan bu zamana siyaset kanallarının işletilmesi ve ulus-devlet anlayışının aşılması için yeni ve köklü bir hamle başlattı.
Gerek PKK’nin, gerek Kürt siyasi hareketinin ve devletin uyum göstermemesi nedeniyle pratikte işlerlik kazanamadı.
Öcalan devletsiz toplum, demokratik modernite ve Türkiye’nin yeniden kuruluş arayışının önündeki engelleri sivil itaatsizlik eylemleri ile bertaraf etmeyi ve bütün bunları siyasi demokratik inşa ile yapmayı amaçlamaktadır.
Sivil İtaatsizlik kavramı fikri Amerikalı yazar Henry David Thoreau’e ait.
Sivil İtaatsizlik, “yönetim siyasetinin ya da yasaların değişmesini isteyen, aleni, şiddetsiz, vicdani, fakat aynı zamanda siyasi olan, yasa dışı bir eylemdir.”
Yine, “hukuk devleti iradesinin içerdiği üstün değerler uğruna, kamuya açık ve yasaya aykırı olarak gerçekleştirilen, bu sırada üçüncü kişilerin daha üstün bir hakkını çiğnemeyen, barışçık bir protesto eylemidir.”
Eylemin sonuçlarını kestirmek, tahmin etmek ve sonuçlarına rıza göstermek gerekiyor. Aktivite toplumsaldır, alenidir ve şiddetten arındırılmıştır. Sivil İtaatsizlik esasta düşünce hürriyetini, düşünceleri ifade özgürlüğünü ve örgütlenme özgürlüğünü barındırır. Sivil İtaatsizlik, tek başına pasif direnişi barındırmıyor aktiftir ama bu aktiflik onun şiddet karşıtı özelliğini yadsımaz.
Sivil itaatsizlik eyleminin öncü eylemcilerinden Mahatma Gandhi eylemi için pasif terimini kullanmaz “rahatsız edici” kavramını kullanmayı tercih eder.
Rahatsız edilecek olanlar kimlerdir?
Örneğin Gandhi, Hindistan’daki İngiliz sömürgeciliğini eyleminin hedefi yapmıştır ve bunu yaparken İngiliz yönetimini rahatsız etmeyi amaçlamıştır. Üçüncü kişileri rahatsız etmemeyi daima salık vermiş ve özen göstermiştir. Gandhi eyleminde katiyen şiddete başvurmamıştır. Hatta İngiliz mallarını ulusal boykot eyleminde Hindistan halkının İngilizlere yönelik şiddet eylemleri başlayınca bunun önüne geçmek için kampanyayı durdurmuş ve açlık grevine başladı. Gandhi’nin açlık grevinin hedefi halkın başvurduğu şiddet eylemleriydi.
Gandhi, Hindistan’daki İngiliz yönetimi tarafından defalarca tutuklanmasına, yıllarca hapis yatmasına rağmen şiddete başvurmamıştır ve taraflarına daima şiddetsizlik çağrıları yapmıştır. Şiddetsizlik Gandhi’nin eyleminin ahlaki özelliğiydi.
Silahların ve şiddetin nöbetinden barış olmuyor.
Ancak tek başına silahların susmasıyla da barış olmaz. Barış ter, çaba ve mücadele ile mümkündür.
Öcalan ve PKK kimseye güvenerek böyle bir adım atmadılar. Dolayısıyla kimi çevrelerin sıkça dillendirdiği “işte AKP’ye güvenilir mi” tutumu sığ bir görüştür. Kürt Hareketi, tarihsel geçmiş ve sivil, siyasi birikimine güveniyor.
Duran Kalkan: “Birileri bize hazır bir şeyler vermeyecek, bizler yöntemi değiştirerek mücadele edeceğiz (…) kendi kararımızla yapıyoruz. Çünkü her şeyin önü açılsın istiyoruz (…)”
Muktedirlerden esen rüzgara göre yelken açanlar kuşkusuz şüphe ediyorlar ve inanmıyorlar. Ancak onlar şunu unutmasınlar: Rüzgar daima muktedirlerden taraf esmez; halktan taraf da eser rüzgarlar ve yelkenler o rüzgarlara da bırakılabilir!
Sorun güven-güvensizlik problemine indirgenmeyecek kadar önemli.
Mücadele artık şiddetten arınmış yol ve yöntemler ile olacak!
Kürt Hareketi, demokratik siyasi mücadelede sivil itaatsizlik eylemlerini yaratıcı ve yetkince kullanacaktır.
Yeniden kuruluşta Sivil İtaatsizlik...
Öcalan Newroz günü halkla paylaştığı barış deklarasyonunda “silahlı mücadele dönemi bitmiştir” dedi.