Kendini doğurma yeteneği bütün doğada içkindir. Ve sadece doğada içkindir. Doğası bozulanların, doğalarına yabancılaşanların XWEDALARI yoktur.
Barışın ve çözümün dillendiği ve gelişme emarelerinin çoğaldığı günlerdeyiz.
“Bir ölürüz bin doğarız” diyenler bugün “kimse ölmesin” diyorlar. Dün “bir ölürüz bin doğarız” deyip insanlıklarını yok edenler bugün “kimse ölmesin” diyerek kendi insanlıklarını hatırlıyor ve doğuşlarını gerçekleştiriyorlar.
Daha doğru bir ifadeyle XWEDALARI oluyorlar.
Yine de XWEDADAN haberi olmayanlar, kendi kendilerinin XWEDASI olmayanlarda var.
1 Mayıs günü İstanbul/Taksim’de polisin attığı gaz bombası Dilan’ın başına isabet etti. Dilan ağır yaralandı. İstanbul Valisi Avni Mutlu ertesi gün, “Dilan kızımız da yaralıdır. Dilan örgüt üyesidir, marjinal grup üyesidir. Bizde kayıtları vardır. Çatışma içindedir. Tam radikal mensuptur. Yaptığımız hiçbir eksik ve yanlış işlem yoktur” dedi. Yani Vali Mutlu diyordu ki ‘dilan gördüğü muameleyi hak etti, hak etti ki bizde onu komaya soktuk.’ Dilan günlerce bir hastanenin yoğun bakımında tutuldu.
Vali Mutlu, Dilan için ‘19 yaşında’ dedi, yalan söyledi çünkü 17 yaşındaydı. Vali Mutlu, Dilan için ‘örgüt üyesi’ dedi, sicili temiz çıktı. Vali Mutlu elinde ‘molotof var’ dedi elindeki üzüm sirkesi çıktı. Bunu diyen ve yapan Avrupa’da ve ya Amerika’da olsa mesleğini terk eder, istifa ederdi. Mesleğini terk etmezse ve ya istifa etmezse hükümet tarafından görevinden alınır mahkeme karşısına çıkartılırdı.
Sahi vali Mutlu özür dileyip istifa edecek mi? Bunu yapmayacağı anlaşılıyor. Pek ki AKP Hükümeti vali Mutlu’yu görevinden alacak mı, yoksa onu görevinin başında bırakıp kendi XWEDASINA yabancılaşacak mı? Hep birlikte izleyip göreceğiz.
AKP Hükümeti ve PKK’nin başlattığı barış süreci kimi aksak yönleri de olsa umutları çoğaltacak tarzda gelişiyor. Son iki ayda tek bir gerilla ve asker ölmedi. Barışın dili konuşulur oldu. Bu kendi başına büyük bir değerdir. Anlamlıdır.
Bu süreçte bardağın dolu tarafını görmeyen ve daim bardağın boş tarafı ile ilgilenenler de var. İsterse sol ve sosyalizm adına olsun, ister Müslümanlık adına olsun, ister anarşizm adına olsun gelişmekte olan barışa kapılarını aralamayanların ve kaygılarını öfkeye dönüştürüp sürecin arkasında durmayanları tarih XWEDALARINI öldürenler olarak yazacaktır.
Barış kazanmazsa savaş galip gelir, savaş ve militarizm galip gelirse insanlığın XWEDASI olan adalet ve özgürlük kaybedecek.
Bir de kendi XWEDALARINI yaşayan vicdani redçiler var.
15 Mayıs vicdani redçiler günü. Vicdani redçiler bu yıl Diyarbakır ve İstanbul’da bu günü bir dizi aktivite ile kutlayacaklar. Bu aktiviteler ile savaş ve zorunlu askerlik uygulamaları ile toplumun XWEDASINI bozanları ve XWEDASINA yabancılaştıranları teşhir edecekler, bir kere daha barış, şiddetsizlik ve özgürlük diyerek topluma kendi XWEDALARINI hatırlatacaklar.
Savaş kültürüne, öl-öldür, darbe yap ve yık kurumlaşma ve kültürüne esaslı bir söz ve duruşun adı olan vicdani red yeteri kadar anlaşılmış değil. Kendisi olanın yabancılaşmaya karşı cesur duruşudur bu. Vicdani red kendilik yani XWEDASI olmaktır. Xwedası diyorum çünkü savaş, gasp, zorbalık, yıkıcılık ve öldürmek insanın kendi XWEDALARINA yabancılaşması ve onu öldürmesidir. İnsanlık militarizme bulaştıkça kendi kendini öldürür.
Söylenmiş en güzel söz “ölmeyeceğiz, öldürmeyeceğiz, kimsenin askeri olmayacağız” sözüdür. Bu duruş öl-öldür desturu veren zorba iktidarlara karşı insanlığın XWEDASINA sahip çıkan duruştur.
Yeniden doğuşun XWEDASI buna zihniyeti de diyorum vicdani redde kendini bulan şiddetten arınmış yaşam, örgütlenme ve eylemdir. Bu özgürlüğün kendiliğine dair güvenin ve bilincin zihniyetidir. Yeniden kuruluşun XWEDASI oluyor bu…
Yeniden kuruluşun zihniyetini XWEDASINI yok eden vali Mutlu ve onun gibiler değil XWEDASINI yaşayan vicdani redçi Mehmet Tarhan, Eylem Polat ve Osman Murat Ülke gibileri yaşıyorlar.
Göbekli tepede doğan insanlık orada boğuldu. Şimdi yeniden uyanıyor ve kendi doğuşunu kendisi yapıyor. XWEDA gerçek oluyor…
Yeniden kuruluşun XWEDASI...
XWEDA Kürtçe bir kavramlaşma ve kendi kendini doğuran oluyor.