Yerel seçimler ve faşizme karşı duruş
Forum Haberleri —

Yeşil Sol Parti miting
- Kurdistanlılar seçim kampanyalarını hem örgütlenme hem halkı aydınlatma hem de faşist iktidarı geriletme biçiminde yürütmek durumundalar. Olabildiği kadar gerçekleri Türkiye halklarına da anlatma, demokratik eksenli birlikleri, ittifakları oluşturma gibi görevleri olduğunu da bilmeliler.
ZEKİ AKIL
Türkiye’de partiler yerel seçim kampanyalarına hız verdi. AKP özellikle İstanbul gibi büyükşehir belediyelerini almak için çok yönlü bir çalışma yürütüyor. Muhalefetin parçalı olması da onların işini kolaylaştırıyor. CHP dahil kimsenin DEM Parti’yle ittifak yapmasının önünü almak için yine bildik, Kandil, terörle iş birliği gibi argümanlara sığındığı görülüyor. Muhalefet de bu baskıların altında kalarak AKP’nin kendisine çizdiği sınırlar içinde hareket ediyor. Bu da muhalefetin inisiyatif, güç ve irade olmasını engelliyor. AKP’nin 2015’ten beri ayakta kalmasının esas nedeninin muhalefetin bu tutumu olduğunu vurgulamak gerekir. 2015’ten beri AKP tek başına iktidar olma gücünü yitirdi. Ancak katliamlar, hile, komplolar ve devlet gücünü kullanarak bugüne geldi.
Kürt halkına düşmanlık yapanlar ve sorunu çözmeyenler AKP iktidarında da görüldüğü gibi kendileri çözülür ve kaybederler. Bütün siyasi gözlemciler Erdoğan giderse, iktidarı yitirirse AKP diye bir partinin kalmayacağı görüşündeler. Erdoğan’ın etrafında ideolojik ve ortak amaçlarda birleşen ve kalan kimse yoktur. Tümüyle çıkar gruplarından ve bürokratik çevrelerden gelenler Erdoğan’ın yanında. Mevcut bakanların ve kurumların herhangi bir rolü ve etkinliği yoktur. Her şey Erdoğan’ın elinde. AKP de farklı konumda değil.
Bu kadar zayıflamış ve toplumu ancak basın ve psikolojik savaş yöntemleriyle manipüle eden bir AKP nasıl Türkiye’de böyle uzun süre iktidarda kalabiliyor? Sadece devlet gücünü kullanarak, rant dağıtarak ayakta kalması zordur. Bu yöntemler ömrünü daha fazla kısaltabilir ve işini bitirebilir. Tabii ki, bunun için ciddi bir karşı duruş ve etkili bir siyasi mücadele gerekiyor. Türkiye’de muhalefet olduğunu söyleyen güçler bu mücadeleyi gerektiği gibi yapamadığı içindir ki, AKP hala iktidardadır. Yoksa iktidarda kalmalarını gerektirecek bir durum yoktur. AKP iktidarında yıllardır iyiye giden hiçbir durum yoktur.
Türkiye bir NATO üyesidir. NATO üyesi olmasına rağmen, ABD tarafından açık kapalı silah ambargosuna tabi tutulmuş. Şimdi ABD ve NATO’ya yanaşarak, Kürtleri pazarlık konusu yaparak ancak bu ambargoları kaldırabilmiş. 23 milyar dolarak vererek ABD’den F-16 uçakları alacak. Bir NATO üyesi parasını vererek ABD’den uçak satın almayı bile bir başarı hikayesi olarak toplumuna sunmaya çalışıyor. Böyle bir şey ancak Türkiye’de olabilir! Basın elinde olduğu için her zaman ve koşulda Erdoğan haklıdır, yaptığı her şey doğrudur! Türkiye partileriyle, basınıyla bu kadar düşmüş bir ülke haline gelmiş.
Bu seçimde de Kurdistan’da her türlü hile ve baskıyı yapıyorlar ve yapacaklar. Kürt halkı bu kötülüklere yabancı değildir. Direnen ve bedel ödeyen, deneyim kazanmış bir halktır. AKP ve MHP faşizmi yıllardır Kürtlere karşı bitirme, sindirme ve iradesini gasp etme savaşı sürdürüyor. Öyle bir yönetim ki, kendi yasalarına da uymuyor. Halkın kazandığı belediyelere el koyuyorlar, mahkemeleri ve bürokrasiyi sopa gibi kullanıyorlar. Bütün oyunlara, komplo ve baskılara rağmen Kürt halkına boyun eğdiremediler, teslim alamadılar. Bunun için seçimler Kurdistan’da daha fazla önem kazanıyor. Bir yerde referanduma dönüyor. Erdoğan, Türkiye’de de iktidar partilerine ait olmayan belediyelere destek verilmeyeceğini, oraların hizmetten mahrum bırakılacağını söyleyip halkı ve o partileri tehdit ediyor. Yasalar ve etik kurallar onlar için bir anlam taşımıyor.
Ayrıca Kürt halkı için bu seçim kampanyaları Türkiye’de yürütülen kampanyalardan daha farklıdır. AKP-MHP iktidarının Güney Kurdistan’da gerilla güçlerine karşı daha büyük bir savaşa ve saldırıya hazırlandığı biliniyor. Ayrıca Rojava için de aynı hazırlıklar yapılıyor. Kurdistan’ın her yerinde direnen ve kimliğini savunan Kürt halkı imha tehdidi altında. Bu açıdan Kurdistanlılar seçim kampanyalarını hem örgütlenme hem halkı aydınlatma hem de faşist iktidarı geriletme biçiminde yürütmek durumundalar. Olabildiği kadar gerçekleri Türkiye halklarına da anlatma, demokratik eksenli birlikleri, ittifakları oluşturma gibi görevleri olduğunu da bilmeliler. Her seçim veya kampanya bir olanak ve fırsat olarak görülmeli. Ancak bilinmeli ki, bir kampanya veya seçimle de ağır tarihi ve toplumsal sorunlar çözülmez. Bu açıdan bu fırsatları kullanmayalım veya fazla bel bağlayalım gibi yaklaşımlar doğru değildir. Politika olanakları ve fırsatları kullanma sanatıdır. Demokrasi ve özgürlükler için ortaya çıkan bütün fırsatları kullanmak gerekir.
Kürt halkı kayyım politikalarını, yani gasp ve hukuksuzlukları sert biçimde cezalandırmalı ve reddiyesini etkili biçimde ortaya koymalıdır. Faşist iktidar yeniden belediyeleri gasp eder veya baskıları artırır deyip süreçten kopmamak ve çalışmalardan soğumamak gerekir. Tersine daha büyük bir şevk ve heyecanla çalışarak, örgütlenerek bu zorbalıklara karşı tutum ortaya konmalıdır. Bütün oyunlar boşa çıkarılırsa o zaman onların iradesi kırılır ve kanlı oyunlarından vazgeçerler. Halkın direnişi ve örgütlü duruşu ancak faşizmi durdurur.







