Gazetede okudum, "Yeşil yaşıyormuş!" Özdemir Asaf der ki "Tüm renkler hızla kirleniyordu birinciliği beyaza verdiler!" Beyazın doğası gereğidir kirliliği olanca haliyle yansıtmak. Lakin sadece beyaz mıdır kirlenen? Masmavi gökyüzü, yemyeşil ormanlarımız, doğamız, berrak, billur sularımız… Dünyamız, atmosferimiz… Bizi sarıp sarmalayan, yaşamı var eden ne varsa kirlendi, kirletildi!

Bunca kirlilik içinde kendini her türlü kirlilikten azade sanan ve yaşamın heyulasında sonsuzluğa akan kirletilmiş zaman ırmağında temiz kaldığını sanan biz, temiz miyiz? Kirlilik bedenimize, giysimize bulaşan bir leke olsaydı keşke! Yıkar kurtulurduk. Mesele bedenin, giysinin kirlenmesi değil! Mesele ruhun, zihnin, bilincin, algının, vicdanın, adalet duygusunun, merhametin; yaşam denen kutsallıktaki berraklığın kirlenmesidir! Kirlendik, kirletildik!!! Kim, neden, nasıl kirletti? Yaşamımıza, doğamıza, varlığımıza, renklerimize kast edenler kimdi? Bu kirliliği yaratanlar birilerinin dediği gibi "Temizlendi" "AK"landı mı?
Bu kirlilik, kirlenmeyi yaratanların eliyle temizlenmeyecek kadar kirlidir. Çünkü kirli ellerle temizlik yapılmaz! Çeteleri tasfiye ettiğini, darbecileri yargıladığını söyleyen zihniyet sahiden tasfiye, yargılama yapıyor mu? AK PARTİ sahiden "AK" mıdır? Bu "AK" olma iddiası bir kirliliği izole etmek için söylenmiş olamasın? Bu "AK" takısı bir tuz"AK" değil midir? "AK" altında saklanan bunca kirlilik varken, "AK" lafzını kullananlar ve toplumu bu kavramı söyleyemeye zorlayanlar kendini "AK"layabilirler mi? 1990’lı yıllarda devlet adına her türlü cinayeti işleyen ve katliam yapan "Yeşil kod adlı" Mahmut Yıldırım yaşıyormuş! Biz yaşadığını zaten biliyoruz. "Yeşil"in zihniyeti, uygulamaları yaşadıktan sonra "Yeşil ölse" ne olur?...  
Gezi eylemleri başladığından beri altı gencecik insanımız katledildi! Yüzlerce insanımız polisin kafaya nişan alarak attığı gaz kapsülü ile yaralandı! Ve bu katliam devlet eliyle yapıldı, hükümet eliyle "AK"lanmaya çalışılıyor! Eskişehir’de meşru, demokratik hakkını kullanırken cani polisler ve sivil faşist çetelerce katledilen Arap Alevi Ali İsmail Korkmaz… Hatay’da polisin gaz bombası fişeği ile katlettiği Arap Alevi Abdullah Cömert… Yine aynı akıbete Ankara/Kızılay Meydanında maruz kalan Türk Alevi Ethem Sarısülük ile Lice’de karakol/kalekol yapımına itiraz ettiği için jandarma kurşunu ile katledilen Kürt Sünni Medeni Yıldırım’ı ölüm/katliam kavşağında buluşturan nedir? Ölümde/katliamda buluşurken, yaşamda, demokrasi mücadelesinde ortaklaşmayı engelleyen nedir? Yeşil katilinin kast ettiği, kirlettiği, kirin içinde görünmez olan ortak insani, vicdani değerlerimizin yaşamda, eylemde, istemde… Yeterli buluşmayı sağlayamayışımızdaki etkisi nedir? Türk Alevi Ethem’in annesi, Arap Alevi Ali İsmail’in annesi ve Kürt Sünni Medeni’nin annesi veya yakınları, eylem ortakları ölüme yanarken, gözyaşı dökerken, ağıt yakarken duygudaş olurlar da neden yaşama yön vermek için düşündaş olmazlar?... Bu durumun kirletilen değerlerimizle, bedelde ortak, eylemde ortak olamayışımızla ilgisi nedir?
1 Eylül Dünya Barış Gününde Kato Dağı’ndaki barış etkinliğine davet edildik. Ve bundan büyük bir onur duyduk! Kato Dağında çok görkemli ve kitlesel bir "Dünya Barış Günü" kutlaması yapıldı ve kutlamaya katılan canlar barışı yürekten istediler! Kato Dağını barışın gökkuşağı rengine bezeyen yüreklere selam olsun! Ama gidemedik! Kato Dağına ve yüreği Kato Dağında barış özlemiyle coşanlara borcumuz olsun!...
1 Eylül 2013 Dünya Barış Gününde Hatay’a gittik. Katledilen canlarımızın evlerini, ailelerini ziyaret ettik ve Hatay’daki Barış Mitingine katıldık. Ve gördük ki Lice’de yaşanan "Sebep, sonuç ilişkisi" ile Hatay’da ya da Gezi eylemlerinde yaşanan "Sebep, Sonuç ilişkisi" arasında hiçbir fark yoktur! Hatay’ın yoksul Arap Alevi’sinin canına kast eden ile Lice’de yoksul Kürt Sünni’nin canına kast eden zihniyet aynıdır. Katil aynıdır, maktul aynılığının yeterince farkında olmayan türdeş, haldaş, yoldaş, candaştır.
Yeşil’in bedenen "Ölmesi" neyi ifade eder ki? "Yeşili" yaratan zihniyet her ortamda, her koşulda kendini yaşatırken "Yeşil" ölmemiştir. "Yeşil" "AK"lanmıştır! "AK"lanan "Yeşil" 90’lı yıllarda Bingöl’de, Diyarbakır’da "Faili Meçhul" katliamlar yaparken, bu gün kent merkezlerine inmiş, Gezi eylemlerinde meydanları kana bulamıştır!!! Halkların ve inançların eşit, emeğin özgür olması için Yeşil’in kast ettiği canlar bir araya geldiğinde, "Yeşil" katliamın, kirliliğin, kirliliği "AK"lamanın adı olmaktan kurtulup yaşama, doğaya ait özgür bir renk olarak varlığımızdaki yerini alacak, kirlenen, kuruyan yaşam yeşerecektir!