Ben durağan hiçbir şeyin olmadığı sonucunu çıkarıyorum.
Adına diyalektik deniyor;
Bugünün dünün, yarının bugünün devamı olduğunu çağrıştırıyor;
Tüm hareketlerimizin olumsuzlaşmanın olumsuzlaştırılması olduğunu nihayet kavrayacağımız iki kelime…
Kendimizi ya da başkasını görme imkanına sahip olabildiğimiz, kısa bir betimleme…
İtalyan yazar, Luciano De Crescenzo’nun bir hatırlatmasını hayretle algıladım:
“Bios” yaşam; “bia” şiddet oluyor.
Yaşam ile şiddet bu kadar mı içiçe?...
Ve Kazan Vadisi’ndeki vahşetle birlikte ben de bir rüyadan uyandım.
Beni gördüğüm rüyadan uyandıran, hukukçu bir dostumun, anlattıklarıma binaen: “yeter artık!” demesi oldu.
Ben neler söylemiştim ona?
Feleknas Uca ve beraberindeki delegasyonun Kazan Vadisi’ndeki izlenimlerini aktarmıştım.
Yani genç kadın “Zilan”ın annesini.
Zilan, vadide üç gün süren bombalama sonucu öldürülmüş.
Vücudu paramparça.
Çenesi yok. Annesi, alnından öpüyor. Delegasyondakiler, öpülen alnın yerinde olmadığını görüyorlar.
Peki neyi öpüyor anne?
Buna “Herşey akar” mı deniyor?
Yoksa, “Bios” ile “Bia”nın en yakın oldukları nirengi bir “örnek” mi?
Bildiğim tek şey: Fırat nehrinin Kürdistan için akarken, suyunun bir başka, Türkiye için akarken daha bir başka olduğudur.” Ama aynı su…
Tarlaları sulayan “Bios” bir Ferat ile. kan akan “Bia” bir Fırat arasındaki farkı görebiliyorum.
Bu savaş durmalı.
“Yeter artık.”
Kim durdurmalı.
Savaşı başlatanlar.
“İki taraf” demagojisini hiç bir zaman anlamadım.
Sadece bir taraf var; ondan dolayı da “ikinci taraf” oldu.
Ferat, ya da Munzur yaşam için akarken, yoktu “iki taraf”.
O sular Kürdistan’da aktıklarında, iki taraf olmadı.
Sonraları birileri geldi.
Sular kan aktı.
Yani savaş başladı.
Ve devam etti.
Şimdi geldiğimiz nokta, derileri yanmış, yani gözle görülen bir derinin olmadığı, derilerindeki tüylerin ise hala gözle görülebildiği, genç yaştaki “Kürdistan” çocuklarının cesetleri.
Dudaklarının öptüğü alnın yerinde olmadığını hisseden bir annenin, yaşama duyduğu özlem, ve o ölümü kabullenmeyen inadı…
Ya da “Bios” haykıran Kürdistan…
Ya da “Bia”da ısrar eden ve savaşı başlatan Türkiye…
Ve benim Kürdistan’dan en az 3 bin kilometre uzaklarda yaşayan Alman bir hukukçudan duyduğum o son haykırış: “Yeter artık!”