Nihayet geçen gün basın silikonuyla şişirilerek kamuoyuna açıklanan paketten öncesinden de tahmin ettiğimiz üzere çok yeni bir şey çıkmadı. Kürtlerin sorunlarının çözümü için hiçbir şey çıkmadı. Beklemiyordum da zaten. Çünkü Tayyip Erdoğan’ın "demokratiklik” düzeyinden hiç şüphem yok. Yani demokratiklik namına hiçbir kabiliyeti yok. Demokratik düşünemeyenler, demokratik çözümler oluşturamazlar. Kadınların kaç çocuk doğuracağına varana dek, elini toplumun her türlü yaşam alanına uzatan egemen bir erkekten başka bir akıl, başka bir çözüm beklemek zor. Sulta sahibi egemen bir lider olmanın yanı sıra oldukça da egemen bir erkek.
Kuşkusuz Kürtlerin sorunlarını Erdoğan ve hükümeti bu haliyle çözemez. Buna bilinci, kabiliyeti ve yüreği yoktur. Bir güç, varlığını bilincinden ve yüreğinden almıyorsa o güç demokratik, ahlaki ve adaletli olamaz. Çünkü gücünü yaşamla bağı olmayan suni şeylerden; para, yetki ve erkeklik gibi şeylerden alıyor demektir. Para, yetki ve erkeklik, maalesef toplumsal sorunlara demokratik kalıcı çözümler geliştirmeye muktedir değildir. Çünkü toplumun demokratik ve ahlaki vicdani ruhu yoktur bunlarda. Toplumun doğasında para, yetki ve erkekçe bir egemenlik yoktur. Toplumun ruhunda sevme ve sevilme vardır. Kardeşlik ve adalet vardır. Toplum para, yetki ve erkeklikle toplum olmadı. Toplum, Reber Apo’nun hayranlık duyduğum tarihi bir tespiti olarak, ahlaki ve politik yeteneği sayesinde ve kadın aklı öncülüğünde toplum oldu. Şimdi ise toplum toplum olmaktan çıkarılmaya çalışılıyor. Kaybetme ve kazanmanın kritik eşiğindedir.
Bu eşikten özgürlükle çıkmak için Kürtler çok çalışmalıdır. Kendi demokratik toplumunun modernitesini oluşturmalıdır. İçinde olduğumuz moderniteye zaten yeterince hizmet ediliyor. Bu moderniteyi kapitalistler değil, demokratik toplum güçleri örüyor aslında. İçinde karınca gibi çalıştığı moderniteyi kapitalist güçlere artık kaptırmamalıdır. Asıl sahiplerinden çalınan modernitenin geri alınması için demokratik toplum güçlerinin canla, başla, aşkla ve şevkle çalışması gerekiyor.
Kendi demokratik sistemini oluşturması gerekiyor. Kendini sistematize etmesi gerekiyor. Türkiye’deki demokratik güçlerin, sistem dışı, sistem karşıtı tüm güçlerin gücünü birleştirmesi gerekiyor. Küçük grup ve hareket enerjilerini ortak sinerjiye dönüştürmesi gerekiyor. O zaman ne Erdoğan’ın ne kurmaylarının kimse için çözüm aramalarına gerek duyulmayacaktır. İşimizi onlara bırakmamak gerekiyor. Kürtlerle beraber diğer sistem dışı ve sistem karşıtı güçler, kendi işlerini böyle sulta sahibi hükümetlerin insafına bırakmamalıdır. Bıraktıkça özgürlük fırsatı ve olanağı uzaklaşmaktadır.
Şimdi Kürtler ne yapacak?
Kürtler bir an önce kendi Demokratik Konfederal toplum sistemlerini geliştirmelidirler. Devlet ve hükümetlerin sahte beklenti oluşturmalarına aldanmadan, oyalama politikalarını bekleyerek daha fazla zaman kaybetmeden kolları sıvamaları gerekir. Önce her Kürt’ün kendi yaşadığı köyünde, semtinde, mahalle ve sokağında mutlaka demokratik komününü oluşturması gerekiyor. Egemen iktidar her kişiye, her birime inmişse her kişi ve her birimin de buna karşı kendi alternatif örgütlülüğünü mutlaka ama mutlaka geliştirmesi gerekiyor.
Her yerde oluşturulacak demokratik komünler, kendi ekonomik güçlerini yaratmalılar. Her komünde yer alan her birey, devletin maddi imkanlarına muhtaç olmadan nasıl geçinebileceği sorununu bu komünler içerisinde çözmesi gerekir. Çünkü kendi kendine yeterli duruma gelmeden, kendi sistemini oluşturamaz kimse. Oluşturulacak bu komünler her bakımdan öz yeterliliğe ve farklılıkların eşitliğine dayanmalıdır. Buna devlet karışamaz.
Kürtlerin bu demokratik komünleri mutlaka acilen bir eğitim sistemini de geliştirmelidir. Kürtlerin en çok zorlandığı konu kendini eğitmedir. Dil eğitiminden tutalım da demokratik bir toplumsal sistemin, özgür bir yaşam olanağının nasıl örüleceğine kadar her şeyi tartışan ve çözümler üreten bir eğitim sistemi mutlaka olmalıdır.
Bunun için okullara da gerek yoktur. Bence her Kürt’ün evi bir okuldur. Her komün her gün başka bir üyesinin evinde toplanıp eğitimini, toplantısını neden yapamasın? Yeter ki istensin, yeter ki akıl edilsin!
Yeter ki istensin yeter ki akıl edilsin!
AKP Hükümeti’nin uzun bir süredir üzerinde çalıştığı ve kamuoyunda büyük beklentiler oluşturmak için elinden gelen her çabayı harcadığı paket, dünyayı değiştirecek bir açıklama gibi bizzat Başbakan Erdoğan tarafından açıklandı. Kürtlerin şaşırdığını zanetmiyorum. Çünkü Kürtler AKP Hükümeti’ni ve özellikle de genel başkanı olan Tayyip Erdoğan’ı çok iyi tanıyor. Türkiye kamuoyunun Kürtler kadar tanıyıp tahlil edebildiğini sanmıyorum. Derler ya çekenler daha iyi bilir.