Çocuk gülüşleri arasında, rojbaşın gerçekliği yaraşır yaşama. Dahası bu yaşam değil midir, peşinde sürüklendiğimiz, büyüsüne kapılıp yükselttiğimiz uçurtmalar?
Güzel olanı, sıcak tebessümle karşılarken; yürek özlemini ise, avuç arasına alınmış kuş misali titrek karşılarız. Zamanın her anı yazılır yaşam günlüğüne. Hasretin içtenliğiyle dizilir satırlar. Nakşedilen her anın kareleri olur kelimelerinde ve ezgiyle buluşur sonrasında.
"Özlem, aşk düzeyinde sevdayla tutulan gönül bağıdır." Çünkü her anımsayışımızda sığınırız koynuna usulca. Dolunaya benzer o an yıldızlar eşliğinde. Dahası mum ışığında dalgalanır akşamlar. Zamanın açtığı boşluklara inat, hızla sarılmaya çalışırız hayallerin gerçekliğine. Kavuşmak isterken, düşeriz hakikat yoluna.
Her anın uğraşı, farkındalıklar yaratmak içindir. Yaşamda yaratabildikçe, yaşar insanlar. Farkındalıklar yaratır, ölümsüz aşkı ve ardına takılır özgürlüğün yürüyüşü. Mücadele edebilmektir insan olmak, karanlık gecelerden sökebilmektir şafağı. Ardından da çıplak gözle bakabilmektir güneşe umutla.
Ulaşılır gökyüzüne, yıldızları, dağa taşa. Ölümsüzlüğün sırrını çalar, Gılgameş'ten hakikati. Yağmurla bırakır kendisi gökkuşağı altında. Rüzgar eser düşen yaprağa, sevda damlalarının selamını ulaştırır dağlara göçmen kuşlar öncülüğünde. Tüm mesafelere inat aşk dolu sözler yankılanır kulaklarda. Işıl ışıl bakan gözler yansır ağacın gölgesine. Isıtır yüreği korkusuzlaştırır, özgürlük yıkar bedeni ve sevgi öğretir gerçekliği.
Bazı anlar olur dilin, ruhun, kalemin mürekkebi donup kalır ve isyan eder bedene. Esir düşmüş tutsağın duygularında yükselen çığlık inletir gök kubbeyi. Nabız yükselir, damardan fışkırır gözyaşı, sel olur anıların karşısında. Keşkeler dolar özlemin dünyasına, "biraz daha" der sohbetin kelamı ve ilacı gülüşünde canlanır.
Hınzır doğruluk mizaha döner. Anlamlı yaşamın diyarında kanın son damlasına kadar uzanır iliklere. Başlar yeni yaşam türküsü. Ölümsüzlüğün sırrıdır aşkın savaşımı. Dewreş û Edule'ye ulaşabilmek özgürce...
Beycuma M Tipi Cezaevi
Yıldıza özlemdir anılar