
49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde „Güzelliğin On Par’ Etmez“ filmi 6 ödül kazanınca, tüm dikkatler filmin Kürt yönetmeni Hüseyin Tabak’a çevrildi. 1978 Maraş Katliamı‘na maruz kalan bir ailenin ikinci çocuğu olarak Almanya’da doğan Hüseyin Tabak, küçüklüğünden beri hayranı olduğu Yılmaz Güney ve Charlie Chaplin’den etkilenerek beyazperdeye adım attığını söylüyor. „Başarımı ve kazandığım ödülleri bu iki ustaya borçluyum“ diyen Tabak, Yılmaz Güney’e olan vefa borcunu hakkında bir belgesel hazırlayarak ödemek istiyor.
Haneke’den eğitim aldı
Tabak, sinemaya ile 12-13 yaşlarında babasının aldığı kamera ile sokakta futbol oynayan çocukları çekerek başladığını belirtiyor. Tabak, Bielefled Üniversitesi’nde ekonomi öğrenimini de sinema için yarıda bırakır. Ardından Hamburg’a taşınan Tabak, burada büyük film şirketlerinde 4 sene yönetmen yardımcısı olarak çalışır. Bu dört sene boyunca kısa metrajlı 12 filme imza atan Tabak, rejisör Stephan Wagner’ın önerisiyle Viyana’ya gider. Viyana, Hüseyin Tabak için yeni bir yaşamın kapısını da açar. 2006’da Viyana Film Akademisi’ne başlar. Akademide Cannes Film Festivali’nde iki kez Altın Palmiye ödülü kazanan dünyaca tanınmış yönetmen Michael Haneke’den yönetmenlik eğitimi alır.
Hayatının en önemli fırsatı
Haneke ile çalışmasını hayatının en büyük fırsatı olarak değerlendiren Tabak, şunları belirtiyor: „Haneke ile çalıştığında ne kadar büyük bir yetenek olduğunu farkediyorsun. Onunla dostluğumuz devam ediyor. İlk uzun metrajlı filmim ‘Cheeese’ için Haneke’den aldığım tebriği hayatım boyunca unutmayacağım. Haneke normalde kimseyi tebrik etmezdi. Ama filmi izledikten sonra kalktı sessizce beni tebrik etti. Bu belki de benim için en büyük ödüldü.“
İlk uzun metrajlı filmi olan Cheeese’nin 50’den fazla fetivale katıldığını ve 12 ödül aldığını hatırlatan Tabak, bu ödüllerin kendisini motive ettiğini söylüyor. Tabak, ‘Kick Off ‘ filmi ile Avusturya Steiermark Eyaleti’nde Diagonale Gençlik Jüri Ödülü, İzleyici Ödülü ve Viennale Belgesel Ödülü alır. Katıldığı festivallerde ufkunun daha fazla genişlediğini, bir çok tanınmış yönetmenle tanıştığını belirten Tabak, bu tür sanatsal çalışmaların Avrupa sinema piyasasında büyük bir boşluğu doldurduğunu vurguluyor.
‘Kimliğimi öne çıkarıyorum’
Tabak, Kürt kimliğinin yaşamında her zaman öncelikli olduğunu şöyle ifade ediyor: „Gittiğim her yerde, katıldığım her festivalde bu kimliğimi öne çıkarıyorum. Kimliğim benim yüreğimde ve hiç kimse onu yüreğimden koparamaz. Sinemayı ise kendimi ifade etmenin bir aracı olarak görüyorum.“ Tabak’ın hedeflerinden biri çekeceği bir filmle diasporadaki Kürt halkının sıkıntılarını anlatmak. ‘Güzeliğin On Para Etmez’ filmiyle de, bir Kürt ailesinin dramını 12 yaşındaki bir çocuğun gözüyle beyaz perdeye aktardığını kaydetti.
Avrupa’da iki kez Kürt filmleri etkinliğine katıldığını hatırlatan Tabak, bu festivallerde diğer Kürt yönetmenlerle görüş alışverişinde bulunma fırsatını yakaladığını ifade ediyor. Diasporada yapılan film festivallerinin daha nitelikli hale gelmesi gerektiğini söyleyen Tabak, geniş yelpaze içinde örgütlenmenin şart olduğunu vurguladı.
Güney belgeseli çekecek
Tabak, Yılmaz Güney’e olan vefa borcunu da bir belgesel ile ödemek istediğini belirtiyor. İki yıldır Yılmaz Güney belgeseli için hazırlık yapıyor. Önümüzdeki sene yapımına başlanacak belgeselin çekimleri Paris, Cannes, Berlin, İstanbul, Amed ve Adana’da yapılacak. Tabak, Mitos Film tarafından çekilecek olan belgesel için Yılmaz Güney’in ‘Duvar’ filminde oynayan insanlara ulaşmak istediğini söylüyor.
M. ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG