
Agirî, bu saldırıları “İslami kılıf altında geliştirilen erkek terörü” olarak nitelerken, bu “teröre” karşı kadınların demokratik birlik cephesini önerdi.
ANF’nin sorularını yanıtlayan Leyla Agirî, Ortadoğu’nun sürekli işgal ve savaş koşullarında olmasının, iktidar ve mezhep savaşlarını körüklediği gibi cinsler arası mücadele zeminini de erkek aklının tahakkümüne kurban etmek istediğini belirterek, “Kadının çehresi adeta Ortadoğu’nun demokratik olmayan yitik çehresine dönüştürülmüştür. Bu durum, kapitalist modernitenin Ortadoğu’ ya uyguladığı politika ve zihniyetten bağımsız değildir. En son gelişen IŞİD saldırıları da bu zihniyetin ve yapılanmaların ürünüdür. Bu korkunç zihniyet ve uygulamalarla Ortadoğu bir tükenişe götürülerek, tüm zenginlikleri yok edilmek istenmektedir” dedi.
Kadın şahsında hedeflenenin tarihsel toplum olduğunu kaydeden Agirî, “Devletçi, iktidarcı, militarist güçler, kadınlar şahsından toplumsallığa yönelmektedirler” diye vurguladı.
Varacağı yer paravan çeteciliktir
Sünni Arapların kontrolündeki IŞİD’in Musul’u aldıktan sonraki ilk ‘işi’nin kadınlara karşı fetva çıkarmak olduğuna dikkat çeken Leyla Agirî, şunları söyledi: “Kadına yönelik geliştirilen tüm saldırı ve yönelimlerin kapsamı ve korkunçluğu IŞİD çeteleri şahsında somutlaşmaktadır. Erkekliğin varacağı en son nokta; kana, ölüme doymayan paravan çeteciliktir. Kadın şahsında yaşama düşman olan bu çeteler, kadını erkeğin, toplumu da devletin kölesi haline getirmek istiyorlar. Bu paravan çetelerin, Rojava’da başta kadınlara yönelik tecavüz olmak üzere ‘şiddet hakkı’na, yine ölen bir kadınla 48 saat içinde cinsel ilişki geliştirme yaklaşımlarına, bu anlamda insanlıktan düşme hallerine tanık olduk. Eşref-i Mahlukat, bugün hiç olmadığı kadar IŞİD şahsında ayaklar altındadır. Kadına tecavüzü bir ‘hak’ olarak ele alan ve kadına yönelik her türlü çirkin ve alçakça saldırıyı geliştiren IŞİD, toplumsal ve kültürel tarihin en köklü ve en temel zihinsel sapma ve yozlaşmasıdır. Kadına yaşam hakkı tanımayan bu zihniyet, ne topluma ne de doğadaki canlılığa, farklılığa ve zenginliğe yaşam hakkı tanır.”
Rojava’nın direniş hattı
Bu işgalci, katliamcı, idamcı Muaviye torunlarına karşı üç yıldır savaşan YPG-YPJ güçlerine dikkat çeken Leyla Agirî, “Bu görkemli direniş Rojava şahsında ezilen tüm Ortadoğu halklarına büyük bir umut ve inanç aşılamıştır. Ayrıca Rojava Devrimi’ndeki kadının öncü rolü büyük bir tarihsel kazanım elde etmiştir” dedi.
İslamiyet ile ilgisi yok
İslamiyet adına yapılanların İslamiyet ile ilgisi bulunmadığını kaydeden Leyla Agirî, örnekleyerek devam etti: “Taliban Afganistan’a girerken ‘şeriat’ yasalarını öne sürerek kadınları köleleştirmeyi esas aldı. İnşa edilen Afgan kadın tiplemesi, köle kadın tiplemesidir. Her bir davranışına bir kural koyulmuş, bedeninin her bir parçasına da fiyat biçilmiştir. Bu zihniyet IŞİD tarafından daha da pervasızlaştırıldı. İslami kılıf adı altında geliştirilen, erkek terörüdür. Oysaki İslamiyet ilk bu topraklarda boy verdiğinde Arap toplumu açısından bir devrim niteliğinde gelişmiştir. Ahlaki olarak yozlaşan, politik olarak iradesizleşen Arap toplumuna yeni bir ahlak ve politik duruş kazandırmıştır. İslam dini, Hz. Muhammedin vefatından sonra bir iktidar aracı haline getirilerek kendi özünden uzaklaştırıldı. Ümmet anlayışının yerine Arap şovenizmi ve Emevi saltanatı ikame edildi. Kendilerini İslam’la özdeşleştirerek, çirkin saldırı ve politikalarını örtmeye çalışıyorlar. Kapitalizmin maneviyatsızlaştırdığı insanları da kandırarak bir insanlık kırımı gerçekleştiriliyor. Şiilik ve Sünniliğin bu kadar karşıtlaşmaları, iktidarcı, devletçi güçlerin kirli çıkarları ve hesaplarından dolayıdır.”
Kadınlar ne yapabilir?
Başta öz savunma olmak üzere kendini en fazla örgütlü güç haline getirmesi gerekenlerin kadınlar olduğunu belirten Leyla Agiri, Ortadoğulu kadınların, Rojava şahsında üçüncü bir yol, alternatif olan demokratik sistem etrafında kenetlenebilmesi gerektiğini söyledi. “Kadınların demokratik birlik cephesini ancak bu temelde geliştirebilir, erkek terörünü bu örgütlü duruş ve mücadelemizle durdurabiliriz” diyen Agirî, şöyle devam etti: “IŞİD şahsında pervasızlaşarak atağa geçen erkek terörüne karşı, demokratik birlik cephesi tek ve makul olan çözümdür. Ortadoğu kadınlarının demokratik birlikteliği halkların da demokratik birlikteliğine yol açacaktır. Kadınlar yaşamın her alanında örgütlü bir güç haline gelebilmenin arayış ve çabasını daha yükseltebilmeliler.”
Kürt kadınlarının sorumluluğu
Leyla Agirî, zürecin Kürt açısından barındırdığı tehlikelere ve Kürt kadınlarının öznel konumuna da işaret ederek, şunları vurguladı: “Kürt kadınları olarak kendimizi savunma olanaklarına ve kurumlaşmalarına kavuşturarak, Kürtlerin ortak savunma örgütlülüğünü geliştirebilmeliyiz. Bu açıdan tüm kadın örgütleri, şahsiyetleri ile ortak platformlar etrafında hemen harekete geçmeliyiz. Ortadoğu Kadın İnisiyatifi başta olmak üzere, Kürt kadın örgütlerini demokratik birlik cephesini geliştirmeye çağırıyorum. Rojava ile başlayan kadın devrimi tüm Ortadoğu’ya yayılmalıdır.”
AVAŞİN ADAR/ANF/BEHDİNAN