DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, virüsün yayılma hızına etki eden en önemli faktörlerden birinin de yoksulluk ve buna bağlı sağlıksız yaşam koşulları olduğunu söyledi. Çerkezoğlu, nüfusun ücretleriyle geçinen dörtte üçünün, virüs karşısında savunmasız bırakıldığını vurguladı.

DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, işçi sağlığından patronların sorumlu olduğunu belirtti ve önlemlerin alınmasını istedi.

İSK Yönetim Kurulu adına koronavirüs ile ilgili yazılı açıklama yapan Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, salgına karşı alınması gereken tedbirlerden biri olan hijyenin işçi sağlığı ve iş güvenliğinin bir parçası olduğunu vurgulayarak, ”Bu koşulları sağlamak işverenlerin, denetlemek ise devletin görevidir” dedi.

İşyerlerinin işçilerin topluca bir arada bulunduğu yerler olduğunu hatırlatan Çerkezoğlu, ”İşverenleri, işçilerin bir arada bulundukları ortamların ve ortak kullanılan tuvalet, yemekhane, kantin gibi alanların hijyenini acilen sağlamaya, işçi sağlığı kapsamında alınması gereken tüm tedbirleri almaya, işyerlerinde koruyucu sağlık hizmetlerini uygulamaya, çalıştıkları sürede verilmesi gereken molalara saygı duymaya ve tüm işçilere koruyucu malzeme temini noktasında sorumluluklarını yerine getirmeye çağırıyoruz. İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin bir parçası olarak işyerlerinin hijyenini sağlamak işverenin; bunu denetlemek ise devletin görevidir” dedi.

‘İyi niyete’ terk edilemez

”Tuvaletlerinde sabun ve peçete dahi bulunmayan, yemekhanelerinde böceklerin gezdiği işyerlerinin yarattığı tehdit bugün tüm ülkeyi, hatta dünyayı tehdit edecektir” diyen Çerkezoğlu şöyle devam etti: ”İşçilerin şüphe ya da tedavi durumunda işlerinden uzakta (karantinada ya da tedavi altında) geçirecekleri sürede geçimleri garanti altına alınmalı, ücretli izin ya da hastalık izni gibi hakları açık şekilde tanınmalıdır. Tüm bu hakların ve sorumlulukların denetleyicisi ise kamu otoritesidir. İşçiler, işverenlerin ‘iyi niyetine’ terk edilemez.”

Parasız kamusal hizmet

Virüsün yayılma hızına etki eden en önemli faktörlerden birinin de yoksulluk ve buna bağlı sağlıksız yaşam koşulları olduğunu ifade eden Çerkezoğlu, ”Yeterli beslenme şansı olmayan, insan sağlığını tehdit edecek şekilde rutubetli ve bakımsız evlerde oturmak zorunda kalan, sağlık hizmetlerine erişim şansı olmayan/kısıtlı olanlar daha ağır bir tehdit altındadır. Başta sağlık olmak üzere kamusal hizmetlerin paraya tahvil edilmesi, ülke nüfusunun ücretleriyle geçinen dörtte üçünü virüs karşısında savunmasız bırakmak anlamına gelmiştir. Başta sağlık olmak üzere, kamusal hizmetlere erişim tümüyle parasız hale getirilmeli ve yaygınlaştırılmalıdır” diye konuştu.

İçme suyu ve doğal gaz

Çerkezoğlu şöyle devam etti: ”Hijyen ve ısınma bu virüsten korunmanın şartlarındandır. Her eve belli bir miktar içme suyu ve doğal gaz ücretsiz olarak sağlanmalı, geçmiş borçlar nedeniyle su ve doğal gaz kesintileri yapılmamalı ve kesilmiş olanlar derhal açılmalıdır. İşçiler, işyerlerinde alınması gereken kurumsal ve kişisel önlemleri sağlamak için işçi sağlığı ve iş güvenliği kurullarını acil toplantıya çağırmalı, yukarıdaki tedbirlerin eksiksiz olarak alınmasını sağlamalıdır. Bu süreçte, başta Sağlık Bakanlığı ve Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı olmak üzere sorumluluğu olan tüm kurumları hızlıca sorumluluklarını yerine getirmeye, işçilerin korunması için alınması zorunlu olan önlemleri derhal almaya çağırıyoruz.”

 

HABER MERKEZİ

 
 

İşçi sağlığı ciddiye alınmıyor

   

İzmir’de petrokimya ve demir çelik devlerinin olduğu Bakırçay bölgesindeki fabrikalardaki çalışma şartları uyarıların hayata geçirilmesinden çok uzak.

Evrensel’den Turan Kara’nın haberine göre; işyerlerinde astım ve alt solunum yolları hastalıkları geçirmiş işçilerin belirlenmesi ve ayrıca koruyucu önlemler alınması konusunda adım atılan hiçbir şirket yok. Çelikhaneler, yaz aylarında bile aşırı sıcakta çalışmaktan kaynaklı işçilerde gribin hiç eksik olmadığı işletmeler. HABAŞ, İDÇ gibi fabrikalarda şimdiye kadar işçilere hiçbir bilgilendirme, uyarı ve temel önlemleri sağlama imkanı da sunulmadı. Şirket önemsemediği gibi işyeri hekim veya İSG uzmanlarının da bir bilgilendirme ve temel önlem kitlerini fabrikada uygulamadığını söyleyen işçiler, sendikaları Türk Metal’in de bu durumu ciddiye almadığını belirtti.

HABAŞ işçileri yemekhane temizliği ve yemeklerin sağlıksız ve tekdüzeliği her zaman şikayet ettikleri bir konu ancak bu problemin çözümünde de ilerleme söz konusu değil. Şirketin koronavirüs konusunu gündeme getirmediğini belirten bir işçi, “HABAŞ’ta şimdi denetim var. Çalışma ve Çevre bakanlıkları inceleme yapıyor. Herhalde onlar da bu konuya hiç eğilmediler ki HABAŞ onlar varken bile göstermelik de olsa bir şey yapma gereği duymadı. Sadece 6 aylık çalıştırdığı işçilere ayrı kıyafet diktirip üretim dışında çalıştırdığını göstermekle meşgul. Şimdiki derdi o şirketin” dedi.

İşçiler, sendikaların bu sorunu işçi sağlığı ve iş güvenliği problemi olarak görmekten çok uzak kaldığını söylüyor. Bir işçi, “Sözleşmeden bu yana hiç uğramadı ki işyerinde önlem alınacak mı diye soralım. Onların da dert ettiğini sanmam. Şirket zaten dert etmiyor. Daha önce nasılsa öyle çalışmaya devam” diye konuştu.

TÜPRAŞ’ta jel konuldu

Bakırçay bölgesinde koronavirüs salgınına karşı ilk uyarıların yapıldığı işletme SOCAR Holding oldu. Holding bünyesindeki Star Rafineri, PETKİM ve limanda yaklaşık üç hafta önce maille yapılan bilgilendirmeyle yurt dışı seyahat gerektiren iş toplantıların ertelendiği, yurt dışından gelenlerin 14 gün evden çalışmasının zorunlu tutulduğu, izinde olup da yurt dışı seyahatte bulunanların çalışmaya başlamasının işyeri hekimince takip edilmesi gerektiği bildirildi. Ayrıca işletmelere antibakteriyel dezenfektan jelleri koyarak işçilerin ve diğer personelin temizliğine dikkat etmesi konusunda uyarılarda bulundu. SOCAR Holding son olarak servis şirketinin de araçları dezenfekte ettiğini ve jel uygulamasını başlattığını belirterek, herkese servislere binmeden önce mutlaka ellerini temizlemesi gerektiğini, servislerdeki yastıkların kaldırılacağını bildirdi. Ancak ücretli izin başta olmak üzere işçiler için alınacak tedbirlere dair bir açıklama yapılmadı.

Koç Holding’e ait TÜPRAŞ’ta ise bugüne kadar herhangi bir önlem almadığı gibi uyarı ya da bilgilendirme de yapılmadığını ifade eden işçiler, sendikaları Petrol-İş’in talebiyle işyerlerine jel uygulamasına başlanacağını, pazar günü de servislerin, temizlik ve dinlenme alanlarının dezenfekte edileceğini söyledi. Çalışma koşullarının hastalığın bulaşmasını engelleyecek şekilde düzenlenmesi konusunda bir açıklamanın olmadığını belirten işçiler, sosyal medyadan doğruluğu şüpheli genel geçer bilgilerle yetindiklerini ifade etti

CMS işçisi: Veba bile bekliyoruz

CMS Jant Fabrikası işçisi alınan bir önlem olup olmadığını sorduğumuzda metal tozu ile kararmış elini göstererek, şunları dile getirdi: “Eldiven kullandığımız hal bu. Bir ayda 6 eldiven. Bir eldiveni dört gün kullanıyoruz. Korona olmasa veba bekliyoruz. İSG ile de görüştük, amirlere söyledik, şikayet yazdık, sendika ile konuştuk ama bir şey değişmiyor. Fabrika da temel olarak koronaya karşı alınan bir önlem yok. Yemekhanedeki televizyonlarda koronadan korunma yöntemleri anlatılırken, yemekhaneye, tuvalet ve duşlara asılan afişlerde de korunma yöntemleri anlatılıyor. Tuvalet ve soyunma odalarına ise antiseptik sıvı konuldu ama alet bozulmadan ya da sıvı bitmeden bulmak nerdeyse imkansız. Afişlerde her hapşırma ve öksürmeden sonra ellerinizi yıkayın uyarısı bulunuyor. İşyerinin ortamı tozlu ve sıcak bu yüzden sık sık hapşırıyoruz ama tezgahın başından ayrılıp el temizliği yapmayı bırakın, kullandığımız toz maskesini ağzımızdan çıkartacak vaktimiz dahi olmuyor.”

 
 

Virüs karşısında eşitsizlik

   

Sağlık sistemi herkese eşit ve ulaşılabilir sağlık hizmeti sunmuyor. Zenginler sağlığa yoksullardan dört kat fazla para harcayabiliyor. Çalışanların en önemli güvencesi sigortalıların faydalandığı parasız sağlık hizmeti, ancak her üç çalışandan biri sigortasız.

BirGün’den Ozan Gündoğdu, virüs yayıldıkça sağlık sisteminin kâr odaklı yapısı kirli yüzünü gösterdiği, yoksul halk kesimleri için sağlık hizmeti almanın giderek zorlaştığı bir dönemde Türkiye’ye mercek tutan bir haber yaptı. Buna göre; yüksek ve düşük gelir gruplarının sağlık hizmetlerine ayırdıkları tutarlar Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine de yansımış durumda. TÜİK’in 2018’e ilişkin hanehalkı tüketim harcamaları istatistikleri Türkiye’deki eşitsizliği de gözler önüne seriyor. Üstelik krizle beraber eşitsizliğin daha da arttığı biliniyor. Ancak 2019’a ilişkin veriler henüz yayımlanmadı. Son yayımlanan 2018 verilerine göre yoksullar gelirlerinin büyük kısmını gıda, kira, faturalar ve ulaştırma gibi zorunlululara ayırıyor. Düşük gelirden geriye bir şey kalırsa ancak o zaman diğer tüketim kalemlerine para harcanıyor. Bu nedenle yüksek gelir grubu ile düşük gelir grubunun tüketim sepeti birbirinden tamamen farklı.

Zenginin sağlığına dört kat daha

Son olarak koronavirüsün Türkiye’de de görülmesi, gözleri sağlık harcamalarına çevirdi. TÜİK verilerine göre nüfusun en yoksul olan beşte birinin konut, kira ve gıdaya harcadığı para yüzünden gelirinin yüzde 60’ı eriyor. Bu sebeple sağlık harcamaları için devletin sigortasına dayanmak zorunda kalıyor. Buna karşılık Türkiye’deki sağlık harcamalarının büyük çoğunluğunu yine zengin beşte birlik kesim yapıyor. Nüfusun en zengin beşte birlik kısmı parasının yüzde 2,5’ini sağlığa ayırırken en yoksullarda bu oran yüzde 2,3. Gelirin içinden ayrılan pay düşünüldüğünde zengin ile yoksul arasında fark yokmuş gibi görünse de toplam sağlık harcamalarını kimin yaptığına bakıldığında eşitsizlik gözle önüne seriliyor. TÜİK verilerine göre Türkiye’de her 100 liralık sağlık harcamasının 41,8 lirasını en zengin beşte bir yapıyor. Buna karşılık en yoksul beşte birin toplam sağlık harcamaları içindeki payı 9,5 lira.

Ülkedeki 19 milyon ücretli çalışanın büyük kısmı için paralı sağlık hizmetin satın almak imkansız. Zira resmi verilere göre bu sayının yaklaşık yarısı asgari ücret ve civarında bir gelire sahip. Dolayısıyla ücretli kesimler için tek güvence devlet hastanelerinde ücretsiz sağlık hizmeti almak. Ancak bunun için de sigortalı olmak gerekiyor.

Üç çalışandan biri sigortasız

TÜİK’in Aralık ayı iş gücü göstergeleri dahi sigortasız çalıştırmanın ne denli yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Aralık 2019 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların toplam çalışanlar içindeki payını gösteren kayıt dışı çalışanların oranı yüzde 32,3 olarak gerçekleşti. Başka bir hesapla Türkiye’de her üç çalışandan birinin herhangi bir sigortası bulunmuyor. Sigortasızlık tarım işkolunda çok daha yaygın. Zira tarım dışı sektörlerde kayıt dışı çalışanların oranı ise yüzde 21,9.

 
 

Havalandırma tesisatları yaşamsal

 

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Başkanı Yunus Yener, koronavirüs salgınına karşı hastaneler ve halkın toplu bulunduğu mekanlar başta olmak üzere ısıtma, soğutma ve havalandırma tesisatları ile ilgili acil önlemler alınması gerektiğini bildirdi.

Hastanelerdeki izole odaların mimarisi ve havalandırmasına yönelik standartların uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesini isteyen Yener, bakım ve periyodik kontrollerinin tekniğine uygun olarak yapılması gerektiğini bildirdi. Bunun sadece yatan hastalar değil ayakta tedavi görenler, ziyaretçiler, refakatçiler ve hastane çalışanları için önemli olduğuna dikkat çeken Yener, şu önerilerde bulundu:

  • Büyük hastaneler yerine, mevcut ve bazıları 100-150 yataklı olan küçük hastaneleri esas alarak enfeksiyonla mücadele amaçlı İzolasyon Hastaneleri tasarlanmalı ya da mevcutlardan bazıları karantina hastanelerine dönüştürülmelidir. 100-150 yataklı bir hastanenin havalandırma ve iklimlendirme tesisi, komple negatif basınçta tutulacak şekilde yeniden tasarlanıp, uygulanabilir.
  • Koronavirüsün dışkı ve idrar yoluyla bulaşma riski de gözetilerek atık suların özel havuzlarda bekletilip, yeni özel sistemlerle deşarj edilmesi gerekmektedir.
  • İklimlendirme tesisatıyla ilgili önlemlerin yaşamsal öneme sahip olduğunu belirten Yunus Yener, “Hastaneler, oteller, alışveriş merkezleri, okullar, iş merkezleri, büyük ofisler, uçaklar, trenler gibi genel ve büyük hacimli mahallerin iklimlendirme tesisatlarında uygun düzenlemeler ve ayrıca bunların bakım ve periyodik muayeneleri tekniğine uygun olarak yapılmalıdır.

 

Virüs ciroları yutuyor

Turist yoğunluğu yüksek AVM’lerdeki mağaza ciroları, salgından dolayı yüzde 20-30 arasında düştü. Eczanelerdeki antibakteriyel jellerin ise maske gibi karaborsaya düşmesine ramak kaldı.

Cumhuriyet’ten Gamze Bal ve Yarnı Sun, İstanbul’daki AVM’lere giderek izlenimleri yazdı: İstanbul’un en büyük alışveriş merkezlerinden (AVM) biri... İşletmesi Kuveytli bir yatırımcıya ait olduğu için en yoğun müşteri kitlesini Körfez’den gelen turistler oluşturuyor... Ancak her gün adım atacak yer bulunmayan yiyecek katı bomboş!

Dünyanın en ünlü lüks markalarının yer aldığı, yüksek gelirli turistlerin yoğun ilgi gösterdiği bir başka AVM ve manzara yine aynı. Boş dükkânlardan birine giriyoruz. Mağaza müdürünün şu sözleri, son günlerde giderek boşalan mağazalardaki durumu rakamlarla özetliyor: “Eskiden günde 10 tane tax free (vergi iadesi) evrakı kesiyorduk. Şimdi bu rakam sıfır.”

AVM çalışanlarına göre yüzde 30’a yakın ciro kaybının yaşandığı AVM’lerde müşteri kaybını, Alışveriş Yatırımcıları Derneği’nin (AYD) Ocak 2020 rakamları da kanıtlıyor. AVM’lerin ziyaretçi sayısı, virüsün henüz etkilemediği Ocak’ta bile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2 azalmış.

Mağazalardaki boşluk, turizmdeki sıkıntının da göstergesi. İstanbul otellerinde üç ay öncesinde yüzde 70’leri bulan doluluk oranları, son bir ayda yüzde 30’lara kadar gerilemiş durumda. Dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgınının Türkiye’de ekonomiyi hızla etkilediğini gösteren gerçekler bunlar... Birleşmiş Markalar Derneği Başkanı Sinan Öncel, koronavirüs nedeniyle ciroların yüzde 20-30 düştüğünü belirtiyor.

Jel bulunamıyor

Koronavirüs bir yandan ekonominin her alanında gelecek korkusu yaratırken bir yandan da bu süreçten nemalanmak isteyenleri artırıyor. Maskeden sonra şimdi de antibakteriyel jel yok satıyor. Dolaştığımız çok sayıda eczanede jel ve küçük kolonya bulmak neredeyse imkânsız. Eczanelerden aldığımız bilgiye göre, son bir ayda jel fiyatları yüzde 87.5 zamlanarak 15 TL’ye yükseldi. Sipariş verilmesine rağmen üç haftadır da tedarik edilemiyor.

Türkiye’ye de virüsün bulaştığının kesinleşmesinden sonra son stoklar da bitmek üzere. Elinde son iki ürün kaldığını anlatan bir eczacı, şunları söylüyor: “Haftalardır sipariş vermemize rağmen ürün gelmiyor.”

İstanbul Eczacı Odası Genel Sekreteri Pınar Özcan, “Jelde talep artışını karşılayacak arz yok” diyor ve bir de uyarıda bulunuyor: “Piyasada tükenmek üzere bu ürünlerin merdivenaltı üretiminin çoğalması riski var. Denetimin artırılması gerekir.”

Fiyatlar bir günde üç katına

Ankara Eczacı Odası Başkanı Taner Ercanlı ise şunları söylüyor: “Bu ürünlere dün sabahtan itibaren inanılmaz talep arttı. Ankara’da eczacıların yüzde 80’inin elinde bu ürünler yok. Diğer illerde de durum aynı. Tedarik edilecek depolarda ürün bulunamıyor. Fiyatlar da bir günde 2-3 katına çıktı. Virüsün bulaştığının öğrenilmesinden önce 100 ml dezenfektan jel 10 lirayken, 20-30 liraya çıktı. Kolonya da yok.”

Rezervasyon iptalleri

Turizm sektörünün çatı derneklerinin oluşturduğu Turizm İstişare Kurulu, koronavirüsün yayılması sürecinden Türkiye’nin de olumsuz biçimde etkilenmeye başladığını, ileri tarihli rezervasyon iptallerinin ciddi boyuta ulaştığını duyurdu. Açıklamaya göre, Kurulun, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na sunduğu önlemlere ilişkin talepler şunlar oldu: KOBİ desteklerinin arttırılması, SGK, KDV, muhtasar gibi ödemelerin yıl sonuna kadar ertelenmesi, istihdam desteklerinin artırılması, sektör işletmelerinin başta tur operatörü, konaklama ve yeme-içme sektörü işletmeleri olmak üzere nakit akışını teminen, teminatsız uzun vadeli KGF kaynaklı Eximbank ve diğer bankalardan uygun koşullarda kredi sağlanması, var olan kredi taksitlerinin faizsiz olarak yıl sonuna kadar ertelenmesi, konaklama vergisinin ertelenmesi, enerji, su ve atık su maliyetlerinin azaltılması yönünde teşvik uygulanması.

Marketlerde panik alışverişi

Virüsün Türkiye’ye bulaşmasıyla özellikle un ve makarna gibi temel gıda maddelerinin yanı sıra kişisel hijyen ürün satışları yüzde 100 arttı. Raflar kısa sürede boşaldı. Bazı marketler, tavuk, eldiven ve kolonya gibi ürünlerin satışına sınırlama getirdi. CarrefourSA’dan yapılan açıklamaya göre, Sağlık Bakanlığı’nın koronavirüs açıklaması sonrası geçen hafta bugün ve önceki güne oranla dünkü satışlarda saatlik bazda yüzde 50’lik bir artış gözlemlendi. Ciro bazında en çok büyüme gösteren reyonlar ise kuru gıda, kasap, temizlik malzemeleri, parfümeri, kişisel bakım ve hijyene yönelik ürünler oldu.