
Türk devletinin Kürtleri yoksullaştırma politikasına dikkat çeken Sarmaşık Derneği Başkanı Dr. Selçuk Mızraklı, bir özsavunma modeli olarak 2006'dan bugüne Sarmaşık Derneklerini örgütlediklerini ifade etti.
Devletin yoksullaştırma ve kimliksizleştirme politikasına karşı saha çalışması faaliyeti başlatıklarını ifade eden Dr. Mızraklı, bunun neticesinde ulaştıkları hedef kitleye yönelik olarak beslenme, eğitim gibi hizmetler sunduklarını kaydetti.
'Amacımız dayanışma bilincini yaymak'
Kürdistan'da yaşanan savaşın yanı sıra en temel sorunlardan birinin de yoksulluk olduğunu söyleyen Dr. Selçuk Mızraklı sözlerini şöyle sürdürdü: "Kürdistan, Türkiye haritasından bakıldığında en yoksulların yaşadığı coğrafyadır. Kişi başına düşen gelir düzeyine bakıldığında Türkiye'nin en son 22 ilini teşkil etmekte. Halkımız devletin yoksullaştırma politikasıyla insanları kimliksizleştirme, kendine yandaş kılmayı hedeflemektedir."
Devletin tüm yanlış politikalara karşı bir model geliştirmek zorunluluğunun kendilerine sorumluluk yüklemiş olduğunu hatırlatan Dr.Mızraklı, "Bu sorumluluk neticesinde Sarmaşık Derneği'nin 2006'dan beri faal olduğu"nu söylüyor. "Toplumun bütün kesimlerinin birbiri arasında köprüleri oluşturmak ve dayanışma bilinci yaratma amacıyla her düzeyde yardımı kabul ediyoruz" diyen Mızraklı, Sarmaşık Derneği'nin aslında bir model, sistem olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Oluşturdukları modelle Amed'in dışında hatta Avrupa'da da derneklerin açıldığını ve yarattıkları etkiyle birçok ödül aldıklarını söyledi.
Hedef kitle: 5 bin
Dr. Selçuk Mızraklı ilk olarak yaptıkları saha çalışmasıyla açlık sınırında yaşayan 5 bin aileyi, yani ortalama olarak 30 ile 35 bin arasında bir nüfusu hedef kitle olarak seçtiklerini aktardı. Mızraklı bu ailelere aylık olarak düzenli gıda yardımı ve eğitim imkanı olmayan bu aileleri çocuklarına kurs imkanı verdiklerini söyledi. Şu an itibariyle 125 tane kurs merkezlerinin olduğunu söyleyen Dr.Mızraklı, isteyen öğrencilere master imkanı bile sunabildiklerini belirtti.
Başta Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, alt kademe belediyeleri ve sivil toplum örgütlerinin Sarmaşık Derneği’ne katkı sunduğunu dile getiren Dr. Mızraklı, yaptıkları çalışmaların işleyişini ise şöyle anlattı:
“Bunun dışında bize yardım etmeye hazır işçi, emekçi, öğretmen ve hekim gibi toplumun birçok kesiminden oluşan 9 bin civarında gönüllümüz var. Bunlar her ay düzenli olarak belli bir miktar katkı sunuyorlar. Buradan gelen yardımlar ile biz de piyasa değerinin çoğu zaman altında gıda alımını yapıp, gıda marketimize koyuyoruz. Aile oraya geldiği zaman adeta markette alışveriş yapar gibi kendisine tarif edilmiş olan bütçe üzerinden alışverişini yapıyor, ardından da servisimiz aracılığı ile yaşadığı mekana bırakılmasını sağlıyoruz. Hiç bir zaman yardım eden, yardım alan ilişkisi bağlamında bir kaygı gütmediğimiz için gıda marketimizde hiçbir poşetimizin üzerinde amblem bile bulamazsınız.”
Sarmaşık Derneği Başkanı Dr. Mızraklı son olarak, Avrupa’da yaşayan Kürdistanlılara çağrıda bulunarak, Sarmaşık Derneğine destek vermelerini istedi.
Yeni göç yeni sorunlar
Türk Devleti’nin son saldırıları ile birlikte Amed’de yaşanan durumun çalışma alanlarını doğrudan etkilediğini belirten Sarmaşık Derneği yönetiminden Mahmut Evinç ise “Kendi kurumsal rutinimiz dışında sürece dair yürüttüğümüz çalışmalar var. Amed Sur ilçesinden sayı tam bilinmemekle birlikte yaklaşık 30 ile 40 bin kişi kentin diğer ilçelerine göç etmiş durumda. Bu göç planlı ve hazırlığı yapılan bir göç olmadığı için sonuçları itibariyle çok problemli durumları beraberinde getirdi. Hiçbir hazırlığı olmayan ve ani bir yer değiştirme kent içi göç durumu söz konusu (yasaklı olan 8 mahalle ağırlıklı Sur ilçesinin tamamında) Yoksulun yoksulla dayanışma durumu var. Akraba bağı üzerinden oluşan yakın akrabalara sığınılmış. Temel ihtiyaçları (barınma, yiyecek, başta olmak üzere eğitim vb.) giderecek bir koordinasyon oluştu. Belediyeler ve Rojava Derneği’nden oluşan ama gecikmiş bir oluşum ve hala herkese ulaşacak olgunlukta değil” dedi.
Hem mevcut durumun tespiti, ihtiyaçların belirlenmesi hem de bağış ve dayanışmanın örgütlenmesi hususlarında dernek olarak kentin en yoksun kesimini oluşturan yaklaşık 5 bin aileye düzenli gıda desteği sunulduğunu ifade eden Evinç şunları dile getirdi: “Son yaşanan durumla beraber Sur bölgesinde oturan yaklaşık 500 aileye gıda desteği sağlandı. Aynı zamanda Rojava’dan gelen 300 aileye (2 bin kişi) her ay gıda desteği devam etmekte, aynı zamanda Amed’deki Êzîdî kampına da gıda desteği yapılmaktadır. Yaşanan bu durumlara dönük maalesef bir kampanya yürütemiyoruz valilik izni gerekiyor. Kampanya yürütemediğimiz için de bizler de normal bütçe koşullarında daha fazla destek artırımına gidemiyoruz.”
ERDAL ALIÇPINAR