Ekonomik kriz işaretlerinin giderek derinleşeceğini ve AKP'nin politikaları yüzünden büyük bir krizin yaşanacağını vurgulayan ekonomist Güneş Gümüş, "Yoksulluk kapıda. Yaşananlar ciddi bir öfkeyi de beraberinde getirecek" dedi.
Türkiye'de enflasyonun beraberinde getirdiği hayat pahalılığı, işletmelerin iflası sonrası kitlesel işsizlik ve artan yoksulluk giderek derinleşirken, ekonomistler büyük bir krizin kapıda olduğunu vurguluyor.
Jinnews’e konuşan Sosyalist Emekçiler Partisi (SEP) Genel Başkanı ve ekonomist Güneş Gümüş, "Ciddi bir krizin yaşanacağı konusunda daha kötü kurgular var. Aslında bu durum yeni değil. 2016'nın üçüncü çeyreğinde Türkiye ciddi orada daralmıştı. Ondan sonra hem seçimlere hazırlık için hem de sürekli dile getirilen istikrar propagandası ile kamu kaynaklarında bir büyüme yakalandı. ÖTV ve KDV'yi almadılar. Teşvikler sağlandı. Buna benzer uygulamalarla talepleri öne çektiler. Dolayısıyla 7.4 şeklinde bir büyüme yaşanmış gibi görülse de bu ekonominin ısınmasına yol açtı" dedi.
AKP’nin çıkma şansı yok
Bu süreçte borcun katlandığını, enflasyonun da arttığını ifade eden Gümüş, şu an ki süreçte büyümeden bahsedilmediği gibi daha ne kadar kötüye gidilebileceğinin tartışıldığını söyledi. Gümüş, "AKP'nin bundan çıkma şansı yok. Çünkü bu Türkiye'nin yapısal sorunu. Nasıl bir yapısal sorun derseniz, bir kere o 90'lı yıllardaki yüksek faiz ve enflasyon girdi yine denkleme. Enflasyon yüzde 15'e çıktı ve daha seçim zamları gelmeden. Dolar 5 TL sınırına çok hızlı bir şekilde dayanmış durumda" diye konuştu.
Şirket iflasları gündemde
Türk Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın sürekli olarak dile getirdiği "Faizi düşüreceğiz" söylemlerine de dikkat çeken Gümüş, şöyle konuştu: "Merkez Bankası 4 puan üzerinde artırım yaptı. Seçim öncesi kamu bankaları kitleyi motive etmek için konut kredilerini yüzde 1 noktaya düşürmüştü. Şimdi en az 1 buçuk ve üstüne çıkmış durumda. Bu, talebin durması ve piyasada üreten firmaların talep olmadığı için üretimlerinin sekteye uğraması demek. Bu bahsettiğimiz firmalar çok ciddi oranda borçlu. Bu borcun önemli bir kısmı kamuya değil, özel sektöre ait. Yine vurgulanması gereken nokta çoğunluk döviz cinsinden borçlanmış durumda. Döviz çok ciddi bir şekilde değer kazandığında TL değersizleştiğinde bu borcun sermaye üzerindeki etkisi çok daha katmerlenmiş oluyor. Dolayısıyla şirket iflaslarıyla karşılaşabiliriz. Büyük holdingler Yıldız, Doğuş ve bir dizi enerji kuruluşu borç ertelemesi için bankalara başvurdu. Dolayısıyla ekonomik göstergeler 90'lı yıllardaki gibi yüksek enflasyon ve genel bir hayat pahalılığı artık Türkiye ekonomisinin bir gerçeği haline döndü. AKP açısından işler iyi gitmeyecek."
Ciddi tepkiler oluşacak
Enflasyonun artması ile birlikte alınan her malın pahalılaşacağını dile getiren Gümüş, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu artışa paralel ücretlerde bir artış olmuyor. Enflasyon maaşlara yansımıyor. Bir kere yoksullaşma çok net bir şekilde kapıda. Bunu dışında şirket iflasları gerçekleşirse kitlesel işsizlikler yaşanacak. Daha önceden insanlar borçla bir şekilde hane içini döndürebiliyorlardı. Şimdi işsizlikle bu potansiyel de kalmayacak. Bu ciddi bir öfkeyi de beraberinde getirecektir. Kitleler açısından bunun karşısında tepkiler de olacak. 2001 krizine bakacak olursak; o dönem bankacılık sektörü çökmüştü. Normalde çok mücadeleci olamayan bankacılık sektörü çalışanları bile çeşitli eylemlerde bulunmuşlardı. Yine her zaman devlete sadık olan esnafların sokaklara inerek polisle çatışabilecek kadar öfkelendiğini hatırlıyoruz."
HABER MERKEZİ