AABF’nin 30. kuruluş yılı vesilesiyle Köln kentinde sahnelenecek dev müzikalde, Yarasenlar, Kakailer, Bedreddinler, Tahtacılar, Çepniler araya gelecek. Bin Yılın Türküsü’nden tanıdığımız Necati Şahin, ‘Yol bir sürek binbir’ müzikal projesinin Genel Sanat Yönetmeni. Şahin, yeni projesini anlattı.

ELİF SONZAMANCI / PİRHA / KÖLN

Necati Şahin Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) 30. kuruluş yıldönümünde “Yol bir sürek binbir” dev müzikal projesinin Genel Sanat Yönetmeni. Renkli, dolu dolu bir insan. Sohbete başlamak için tek bir kilit soru sormanız yetiyor. Öyle heyecanlı ve dolu dolu karşılıyor sizi. Necati Şahin ile projeye yönelik yapılan provalarda buluştuk. Sanat deneyimleri, Alevi kültürünün müziğe yansıması ve son olarak “Yol bir sürek binbir” projesini konuştuk.

Necati Şahin 1955 yılında haritada yeri olmayan Koçgiri’nin bir köyünde doğmuş.Sivas İmralı bölgesinin Ocağı olan Cogi Babalı olan Şahin, ilkokul 3’e kadar orada okumuş. “Karda tipi de okullara gittik. Sonra Bursa’ya göç ettik. Bursa’da doğudan Kürt Alevi bölgelerinden göç edenlerin yaşadıkları dramı biz de yaşadık” diyor.

1974’te Almanya’ya gelen Şahin Köln Üniversitesi Pedagoji bölümünü okudu. O günleri şöyle anlatıyor: “80 cuntasından hemen sonra Köln Türkiye Öğretmenler Derneği Başkanı oldum. Orada 2. kez hayatım değişikliğe uğradı. O genç yaşta Türkiye’den askeri cuntanın zulmünden kaçmak zorunda kalan insanlara ev sahipliği yaptım. Fakir Baykurt’tan Dursun Akçam, Aziz Nesin, TÖBDER’den arkadaşlarımız… Daha bir çok kişi. Birdenbire o yaşta Türkiye’den zorunlu sürgüne gelen entelektüel dünyanın içinde buldum kendim.

Êzîdîleri sahneye taşıdık

Öğretmen hareketinden sanata yöneldim. Profesyonelce tiyatroya yöneldim. Avrupa’da Anadolu deyince akla göbek dansı ve kebap geliyordu. Oysa orada Yaşar Kemaller, Nazım Hikmetler yaşadı. Fuzuliler, Nesimiler yaşadı. Bunları tiyatroya taşıdık. Aziz Nesin’in hikayeleri ile başladık. Ankara Üniversitesi’nden Nurhan Karadağ ile birlikte, Murathan Mungan’ı sahneye taşıdık. O dönemde kimsenin tanımadığı Êzîdîleri sahneye taşıdık. Mungan’ın Mahmut ile Yezida oyunu. Dünya prömiyerini de yaptık. Laleş ve Şengal’e gidenler oldu, araştırmalar yapıldı.

1346 bağlama, 800’e yakın semah

Ben Alevi hareketinde yöneticiydim. Daha çok sanat yönüyle ilgilendim. O dönemlerde kafamda şu vardı: Biz sokaklara çıktık, bağırdık dedik ki ‘Sivas’ın hesabını soracağız.’ Peki nasıl soracağız? Gidip onları yakamayız. O dönemde Sivas’ta Alevilerin üç güzeli sazımız, sözümüz, semahımız yakıldı.

Stadyum’da daireye kaç bağlama sığar diye düşündüm. Köln’de dünyanın en büyük stadyumu Arena ile görüştük. Arkadaşları ikna etmek zor oldu, gerçekçi gelmedi.

1346 bağlama, 800’e yakın semah dönen orkestralar, kilise koroları, Afrikalılar aklınıza kim geliyorsa 2500 kişi ile sahnede ozan dili ile Aleviliği anlattık. Tuncel Kurtiz üstlendi o anlatımı. Bu çok ciddi bir motive oldu. Farkedildi ki bu dünyada bu anlamda yapılmış en büyük proje ve dünya rekorlar kitabına da girdi.’’

Kültürümüzü 40 katır taşıyamaz

AABF’nin 30. kuruluş yılı vesilesiyle Almanya’nın Köln kentinde 28 Eylül 2019 tarihinde düzenlenecek “Yol bir, sürek bin bir” projesini anlatan Şahin, tıpkı diğer müzikal projeleri gibi bu da dev bir proje.

Projenin temellerini Şahin şöyle açıklıyor:

“Avrupa’daki Alevi Hareketi Türkiye’den gelen Alevilerin oluşturduğu bir hareket. 1960’lar da Sivas, Erzincan, Tokat , Elazığ, Malatya, Çorum  gibi bölgelerden gelen insanlar. Şöyle bir algı var: Sanki  Alevilik bu bölge etrafında dönüyor. Halbuki öyle değil.

Mezopotamya, Karadeniz, Akdeniz, Toroslar, Balkanlar var. Kakailer var. Demekki sürek binbir. Bu projede süreklerin olduğunu bu sanatla göstermek istiyoruz. Kermanşah’tan Yarasenlar, Irak’ta Kakailer, Balkanlar’da Bedreddinler gelecek, Toroslar’dan Tahtacılar gelecek. Çepniler gelecek. Bütün dünyanın Alevi renkleri gelecek.  AABF bir göç örgütü. Dolayısıyla göçle birlikte farklı kültürlerle tanıştık. Şöyle bir Alevi sözü var: Göçümüzü bir katır taşır, kültürümüzü 40 katır taşıyamaz. İşte Alevilik o insanların sırtına alıp getirdiği o bağlamada gizli.

Burada yaşayan güzel sanatlarla müsaip oluyorlar. Bir de bakıyorsunuz Haydar Haydar senfoni ile ortaya çıkıyor. Bu projede onlara da yer vereceğiz. Çok dilli olacak.

Aleviler kadına, çevreye nasıl bakıyor onu anlatacağız.”