EGÎD EREN

Nasır Yağız, her zamanki gibi yüzü gülüyor. Annemin dediği gibi “siyaset seni göğe çıkaracak” esprisini yapıyor. Ben daha sağlığı ile ilgili sorulara başlamadan hemen 31 Mart’ta yapılan yerel seçimleri değerlendiriyor. Devam eden seçim gündeminin bilinçli uzatıldığını belirterek, “Halkın açlık grevi eylemlerinin etrafında kenetlenmesine karşı bir duygu karmaşıklığı yaratmaya çalışıyorlar. Halkın tepkisini bu şekilde  başka bir yere çekmek istiyorlar” diyor. Türkiye’de son 5 yıldır doğru temelde bir seçim yapılmadığını ekliyor sözlerine.

Aslında halkın, 7 Haziran’da Erdoğan’a cevap verdiğini hatırlatıyor. Nasır, şöyle devam ediyor: “Erdoğan ve Bahçeli’ye çok büyük bir cevap verildi. 7 Haziran’dan sonra 31 Mart seçiminde halklar birleşti ve Türkiye’nin merkezi dediğimiz İstanbul, Ankara ve Adana’da onlara bir yanıt verdi. Buna karşılık Kürtlere yapılan haksızlık Türkiye’de kendisini gösterdi. Biz bunu kayyumlar ilk atandığında görmüştük. Bu olayın aynısı 7 Haziran seçimlerinde gerçekleşti. Türkiye’nin dört bir yanında seçimi AKP-MHP’ye kaybettiren HDP’dir. Kısacası ‘Kürdistan diye bir yer yok!’ politikası kaybetti. Artık Kürtler biz sadece Kürdistan’da değil her yerdeyiz, diyor.”

Dün söylediğim noktadayım

Türkiye’de Kürtler dışında bir adım atılamayacağını kaydeden Yağız, “Bunun tek çözüm yolu Kürtleri ve Önderlerini tanımak. Bunu da kendi mücadelemizle sağlayacağız. Bu mücadelenin kilit noktası İmralı’dır, Önder Apo’dur. 2012’den bu yana tüm kirli politikaları çürüten de Önder Apo’dur” diyor.

Geçmişte benim gazeteci onun da eylemci olarak katıldığı Canlı Kalkan eylemini hatırlatarak, “Biliyorsun aynı dosyadan yargılanıyoruz. Mahkemede cumhuriyet savcısına ‘siz barışı tecrit altına alamazsınız, kanlı çatışmalarınızla halkaların geleceklerini kirletemezsiniz, buna karşı elimden gelen her şeyi yapacağım’ demiştim. Bugün de aynı fikirdeyim. Önder Apo’suz Türkiye’nin demokrasisinde bir gelişme olmaz. Kürdistan halklarının gerçek kimliklerine kavuşması ise hiçbir şekilde sağlanamaz. Bu da Önden Apo’nun koşullarıyla, özgürlüğüyle ilgildir. Avrupa da bunu çok iyi biliyor ve bunun için tecride devam ediyor. Artık su içmekte bile zorlanıyorum ama bu beni inancımdan alıkoyamayacak. Şehadete ulaşacağımı bildiğim halde bunu halkımıza ve Önderliğe bir borç olarak görüyorum. Şehit Zülküf’le başlayan zindan direnişlerinde siz bunu çok iyi gördünüz.”

Eylemlerimiz örgütlü olacak

Zindan direnişlerine atıfta bulunan Yağız, şöyle konuşuyor: “Fedai eylemler bize bir mesajdı. Önderliğe bağlılıklarını canları pahasına ifade ettiler. Biz yaşayalım diye feda ettiler kendilerini. Bu felsefenin gerçekliğini canlarıyla gösterdiler. Önder Apo’suz bir gerçeklik olmaz. Biz ‘bunu ve halkımızın geleceğini güvenceye almak için canımızı bile veririz’ dediler. Arkadaşlarımızın canlarını feda ederken bizim burada yorulduk dememiz abes olur! Hiçbir zaman yorulmayacağız ve inancımızı yitirmeyeceğiz. Fedai eylemlerle arkadaşlarımın şehadete ulaşması konusunda vicdan azabı çekiyorum. O duygularımı hiçbir şekilde anlatamayacağım. Arkadaşlarımızın yarım bıraktıkları mücadeleye zafer sözü vermek zorundayız. Devam etmekte olduğum eylemin örgütlü olmasına öncülük ediyorum. Eylemlerimiz örgütlülük çerçevesinde gelişecek.“

Sesimizi daha fazla yükseltmeliyiz

Eylemde olan herkesi selamlayarak devam ediyor konuşmasına Yağız. Tecritin sona ermesinin dört parça Kürdistan’daki kirli politikaları da boşa çıkaracağına inanıyor. Nasır Yağız, şunları ifade ediyor: “Tecridi kıralım, Faşizmi yıkalım, Kürdistan’ı özgürleştirelim’ hamlemiz, büyük bir örgütlük ve zafer hamlesi olacaktır. Bu şekilde zindanda ve sokaklardaki tüm arkadaşlarımızı sevgi ve saygıyla, özlemle kucaklıyorum. Şehit düşen arkadaşların zafer meşalesini ileriye taşıyacağımızı ve hiçbir şekilde geri adım atmayacağımızı belirtmek istiyorum. Her geçen gün halkın açlık grevi eylemlerini sahiplenmesi beni onure ediyor. Halkımız her geçen gün tepkilerini sokaklarda dile getiriyor ama bu yeterli değil. Sesimizi daha fazla yükseltmek zorundayız. Bir seferberlik ruhuyla, Önder Apo’nun üzerindeki tecridi kırmaya yönelik, zindanlarda olan arkadaşları göz önünde tutmak zorundayız.”

Avrupa, Öcalan felsefesinden korkuyor

CPT önünde devam eden eyleme rağmen Avrupa’nın sessizliğine yönelik ise Yağız şunları dile getiriyor: “Bu sessizliğe tepkilerimiz daha da büyümeli. Onların da en büyük korkusu Öcalan felsefesinin Avrupa’ya yansımasıdır. Ayrıca ben Güney Kürdistan’da açlık grevindeki tek kişi değilim. Artık eylemleri ziyaret etmenin ötesine geçmeliyiz. Bu şekilde tecridi kıramayacağımız iyi biliniyor. Başûr’da da ulusal birlik ve demokrasi sorunu vardır. Buna dönük tüm Kürdistan’da, ulusal birliğe karşı yürütülen kirli politikalar boşa çıkarılacak. Kürdistan’ın dünya tarafından kabul görülmeme sorunu vardır. Kürt halkı olarak buna karşı direniş göstermemiz gerek.”