YPG, YPJ, HPG ve YJA Star gerillaları ve Şengal Direniş Birlikleri Êzîdîleri bir soykırımdan kurtarmıştır. Kuşkusuz Êzîdîlerin başına bir felaket gelmiştir. Ancak gerilla güçleri zamanında müdahale etmeseydi Êzîdîler tarihin en büyük fermanını yaşayacaklar, yok olmayla karşı karşıya geleceklerdi. Ancak IŞİD saldırıları karşısında hemen Raiba’nın IŞİD’in kontrolüne geçmesinin engellenmesi, sonra Şengal dağının stratejik alanlarına üslenilmesi böyle bir yok oluşu önlemiştir. IŞİD Rojava’da Cezaa alanına, Şengal’e giden kapı olan Rabia’ya yönelerek Êzîdîler için açılan koridoru kapatıp kalanları da imha etmek istiyor. Gerillalar ve Şengal Direniş Birlikleri onlarca şehit vererek IŞİD’in bu hedefine ulaşmasını engellemektedir. Böylece tarihin en büyük kurtarma ve koruma direnişini gerçekleştirmektedirler.

Eğer Şengal Direnişi ve Maxmur Direnişi olmasaydı Hewler başta olmak üzere tüm Güney Kürdistan boşalabilirdi. Zaten IŞİD Maxmur’a dayandığında Hewler’in yarısı boşaltılmıştı. Hewler panik halinde terk edilmişti. Bu panik Hewler’den başlayarak tüm Güney Kürdistan'a yayılmıştır. Ancak Şengal’de direnişin geliştiği, Maxmur’da direnişin gelişeceği görülünce gerillanın direnişi tüm Güney halkına cesaret vermiş, peşmerge de yeniden IŞİD’in  saldırısına karşı durma iradesini göstermiştir. Bu açıdan Şengal ve Maxmur direnişinin anlamı çok büyüktür. Zaten Mesud Barzani bu nedenle Maxmur’a gidip şükranlarını bildirmiştir.
Güney Kürdistan'da IŞİD’e karşı direniş giderek arttıysa, bugün Güney Kürdistan halkına güven gelmişse, bunda gerillanın tutumu ve direnişini hiç kimse inkar edemez. Güney Kürdistan'a giden, tarafsız olan ve halkla ilişkiye geçen herkes bu gerçeği görebilir. Sadece siyasi kaygılarla konuşanlar bu gerçeği inkar edebilir ve farklı gösterebilir. Ama bu da Güney halkının ve dünya kamuoyunun bildiği gerçekten geri döner.
Rojava Devrimi'nin büyüklüğünü bugün herkes kabul etmektedir. Rojava’da devrim yok diyenler bile bu devrimin büyüklüğünü yaşayarak görmüşlerdir. Ülke ülke dolaşarak Rojava Devrimi hakkında karalama yapanlar şu anda dünya gözünde yalancı ve gerçekleri çarpıtanlar olarak görülmektedir. Hatta YPG’yi, dolayısıyla PYD’yi bile terörist listesine koydurmak isteyen bazı Kürt çevreleri ve gruplarının nasıl bir karakterde olduğu daha iyi görülmüştür.
YPG şu anda tüm insanlık için kutsal bir direniş göstermektedir. IŞİD’in kanlı yüzünü ortaya çıkaran YPG’dir. Eğer Rojava Devrimi yenilseydi, bu temelde de Irak’ta da hakim olsaydı şu anda IŞİD siyasi olarak muhatap alınacak güç haline gelirdi. Türkiye zaten IŞİD’i dünyaya böyle pazarlamak istiyordu. Ancak YPG’nin direnişi IŞİD’in ipliğini pazara çıkarmış, insanlık için tehlikeli bir örgüt olduğunu gözler  önüne sermiştir.
IŞİD YPG’nin kendisini rezil rüsva ettiğini, büyük çıkmazlarla karşı karşıya getirdiğini, kendisine sonun başlangıcını yaşattığını görerek Rojava Devrimi'ne yüklenerek yenilgiye uğratma saldırısı başlatmıştır. Haseki, Cezaa ve Rabia çevresindeki tüm güçlerini YPG’ye saldırtması bu amaçladır. Rojava Devrimi'ni yenilgiye uğratıp Êzîdîleri katlederek kendisi önünde kimsenin duramayacağını göstermek ve YPG’nin Şengal’i koruyarak kazandığı prestiji yıkmak istemektedir. Bu nedenle Şengal ile Rojava arasında bir saldırı kampanyası başlatmıştır. Bu saldırı sadece Rojava Devrimi'ne değil, tüm Kürtlere ve Ortadoğu halklarınadır. Bu açıdan YPG’nin direnişi daha anlamlı hale gelmektedir. Kobanê ve Şengal’e yakın alanlarda süren savaşta YPG’nin yanında olmak, bu direnişe destek vermek çok önemlidir. Rojava Devrimi'ne verilen destek kesinlikle gevşetilmemelidir. Bu alanların IŞİD’in eline geçmesi Kürtler ve Ortadoğu halkları açısından karanlık bir dönem başlatır. Bunu görmemek tarihi bir yanılgı ve gaflet olur.
Şu açığa çıkmıştır ki, IŞİD’i durduracak tek güç Kürtlerdir. Ancak Kürtlerdeki özgürlük ruhu ve bu temeldeki savaşçılık IŞİD’i yenilgiye uğratabilir. Nitekim IŞİD gerillalar karşısında tek bir başarı gösterememiştir. Sadece 2013 yılındaki Tıl Hamıs çatışmasında kırk gerilla şehit düşmüştür. Bu çatışmada öldürülen çete sayısı ise yüzden fazladır.
Türkiye ilk önce El Nusra’yı ve diğer güçleri Rojava Devrimi'ne saldırtmış, bunlar Rojava Devrimi karşısında yenilince bu defa da IŞİD’i Rojava Devrimi'nin üzerine sürmüştür. Ancak bunların hiçbirisi Rojava Devrimi karşısında başarıya ulaşmamıştır.
Kobanê ilk önce düşürülmek istenmiş, ama IŞİD bunda başarısız olunca Musul’a yönelmiştir. Böylece Kobanê’yi düşürmüş, Rojava Devrimi'ni zayıflatmış olarak Musul’a yönelme planı başarısızlığa uğramıştır. Nitekim bundan sonra yönlerini Irak ve Musul’a çevirmişlerdir. Musul’da kendini güçlendirerek yeniden Kobanê’ye yönelmiştir. Kobanê’de yine başarısız kalmıştır. Bu nedenle yönünü Şengal’e ve Maxmur’a çevirmiştir.
Aslında bu saldırının bir boyutu da Şengal’i ezip buradan Rojava’ya ve Güney’e saldırmaktı. Ancak yine YPG, YPJ, HPG ve YJA Star gerillalarına çarpmıştır. IŞİD hangi hamleyi yapmak istemişse önünde gerilla dağ gibi durmaktadır. Bu durum IŞİD’i çılgına çevirmiştir. Bu nedenle tüm gücüyle Şengal ile Rojava arasındaki bölgeye saldırmaktadır. Bir taraftan başarısızlığını, diğer taraftan Êzîdîleri kurtarmanın hıncını Rojava Devrimi'nden almak istemektedir. Bu son saldırının arkasında da IŞİD ile Ortadoğu planını gerçekleştirmek isteyen Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar gibi güçler vardır.
ABD ve başka uluslararası güçler şimdiye kadar kendi amaçlarına ulaşmak için kullanmak istemişlerse de şimdi kendileri için de bir tehlike olduğunu görmüşlerdir. Herhalde KDP de IŞİD ile ilgili politikalarını gözden geçirmektedir. Tabii benden uzak olsun, Rojava’ya gitsin, orada Rojava Devrimi'ni dağıtsın gibi bir yaklaşım içinde değilse! Çünkü Güney Kürdistan'a saldırıdan önce IŞİD'e yaklaşımları bu yöndeydi.   
YPG, direnişiyle üzerinde oynan oyunların çoğunu boşa çıkarmıştır. Önceden PYD ve YPG karşıtı olan uluslararası güçler şu anda ilişki kurma arayışı içindedir. Yine Rojava Devrimi düşmanı Suriye muhalefeti de Rojava Devrimi'yle iyi ilişkiler içinde olmak istemektedir. IŞİD dışındaki Suriye muhalefetinde de böyle bir eğilim gelişmiştir. Cenevre’de Rojava Devrimi'ni dışlayıp boğmak isteyenler çok zayıflarken, PYD ve YPG büyümüştür. Böylece Cenevre Konferansının neden başarısız olduğu görülmüştür. Eğer Cenevre’de Rojava Devrimi muhatap alınsaydı şimdi mevcut Suriye rejimi ve muhalifleri arasında bir demokratik uzlaşma olurdu. Demokratik uzlaşmanın katalizörü olan Rojava Devrimi temelinde demokratik bir Suriye yaratılabilirdi. Ne var ki Rojava Devrimi dışlanarak Suriye'deki kaos daha da büyümüş, bu ortamda IŞİD daha fazla büyüme imkanı bulmuştur.
Eğer mevcut durumda Suriye muhalefeti, rejim ve Cenevre’yi toplayanlar bu gerçeği görürlerse hala Rojava Devrimi'nin katalizörlüğünde demokratik uzlaşmaya dayalı bir Suriye yaratma imkanı ve fırsatı vardır. Bu basireti gösterecek bir siyasi irade var mı denilirse, buna evet demek mümkün değildir. Ancak Rojava Devrimi eninde sonunda demokratik Suriye’yi yaratacak bir güç olacaktır. Zaten Rojava Devrimi'nin önünde şimdi böyle bir görev bulunmaktadır.