Rojava’da Kürtler bir yandan kıran kırana bir savaş vermekte, diğer yandan ise demokratik özerk toplumsal sistemlerini geliştirme çalışmalarını son hızla yürütmektedirler. 19 Temmuz Devrimi olarak Rojava’nın mücadele tarihine geçen süreçten itibaren sadece bir yılı aşkın bir zaman geçmesine rağmen ve durmak bilmeyen bir savaşa rağmen, büyük bir başarıyla kendi toplumsal kurumlaşmalarını da oluşturmaktadır.

Yürümekte olan savaş adeta Kürtlerin kazanımlarını koruyamamaları, kalıcılaştırmamaları için organize edilmiş bir savaştır. Kürtlere, "siz Kuzey’de çözüm süreci mi başlattınız, İran’da ateşkes sürecine mi girdiniz, Rojava’da özerklik mi ilan ettiniz? Siz şimdi kimseyle savaşmadan, çatışmadan, oturup düşünme ve sistem oluşturma işiyle mi uğraşacaksınız? Gösteririz size!” diyen bir süreçtir adeta.
Oysaki, Kürtler savaşın içinden, savaşa rağmen düşünebilmeyi, sistemini oluşturmayı, kurumlaştırmasını geliştirmesini çoktan öğrenmiş. Kazanılan bu yetenek, Kürtlerin gelişmesini, büyümesini, itibarlanmasını, onurlanmasını, irade sahibi olmasını kendisi için büyük tehlike gören, uluslararası ve bölgesel güçler var tabi.
Kürtlerin gelecekteki parlak yıldızını gökyüzünde izledikçe bu güçler erimektedirler. Kürtlerin büyümesinde kendi küçülmelerini, Kürtlerin güçlenmelerinde kendi güçsüzleşmelerini görmektedirler. Bu yüzden bir türlü bağımlılaştıramadıkları özgürlükçü Kürtlerin başından, savaş ve çatışmayı hiç eksiltmemeyi bir strateji olarak yürütmektedirler.
Tüm bunların arasından Rojava’da Kürt Kadın Hareketi giderek öne çıkmaya başlamaktadır.
Rojava’daki Kürt kadınlar bir taraftan savaşmakta, bir taraftan kendisini eğitmekte, bir taraftan toplumunu örgütlemekte, kendi kadın toplumsallaşması olan demokratik sistemini geliştirmektedir. Kadınlar olarak kendi kendini, kendi olanaklarını seferber ederek eğitmek önemli bir gücün açığa çıkmasının ifadesi olmaktadır. Kendi kadın örgütlemesini geliştirmesi, tarihte kaybettiği politik ahlaki gücü yeniden kazanmasını garantilemektedir.
En çok imrendiren ve hayranlık yaratan yan ise kadınların savunma alanında sağladığı gelişmedir. YPG güçlerine en fazla kadınlar katılmaktadır. YPG içerisinde artan kadın gücü bir süre önce kendi öz gücüne dayalı olarak kendi konferansını yaptı. Kendi kaderini kendi iradesi ile tartıştığı bu konferansla, kendisini "Yekîneyên Parastina Jin” yani kısa adıyla YPJ olarak ilan etti. Türkçe adıyla "Kadın Savunma Birlikleri” olmaktadır.
Bildiğim kadarıyla, Ortadoğu’nun yazılı tarihi boyunca, ilk defa kadın kendi toplumsal savunma gücüne kavuşuyor. Bir kadın savunma gücü örgütleniyor. Hem de kendi toplumunun içerisinde. Ama sadece kendi toplumundaki kadınlara karşı gelişecek saldırılara karşı savunma gücü olmakla belki sınırlı kalmayacak, kalmamalıdır da.
Rojava’da Kadın Savunma Birlikleri’nin kendi varlığını oluşturmuş olması, zaten kendi başına ilham kaynağıdır. Varlığıyla bile oldukça teşvik edicidir. Özgürlüğe, iradeli duruşa teşvik etmektedir. Her gün gelişen erkek saldırılarına karşı, kadının kendini savunabileceği inancını ve cesaretini geliştirmektedir.
Erkeğin kadına karşı uyguladığı şiddetin, taciz ve tecavüz olaylarının haddini aştığı her yerde aslında Kadın Savunma Birliklerini oluşturmak, kadın için acil bir ihtiyaç olmaktadır. Kadının kadın olmaktan kaynaklı yaşadığı şiddet ve saldırı gerçeği bunu adeta zorunlu kılmaktadır. Kürt kadınının toplumsal tarihine yaraşan, dağlardaki performansı ve duruşu bilinmektedir. Zagros-Toros dağ sisteminin kucağında adeta tarihi bu günde yaşatmaktadır.  
Kadın, neden öz savunmasını toplumsal zeminde de yapamasın ki?
Egemen erkeğin, kadına karşı içinde bulunduğu her türlü saldırı pozisyonunu ve potansiyelini kıracak olan tam da böyle bir kadın savunma gücünü geliştirmektir. Kadını cesaretlendirecek, erkeğin ise serseri cesaretini kıracak olan böyle bir kadın savunma gücüne kesinlikle gerek var. Her gün çıkan taciz, tecavüz haberleri, katledilen kadın bilançoları bunu zorunlu kılmaktadır.
İlham almasını bilenlere YPJ örneği büyük bir ilham kaynağıdır.