Açlık grevlerinin ülkedeki kara deliği kapatmak için yapıldığını söyleyen HDP’nin önceki dönem Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, tecridin derhal sonlandırılması gerektiğini belirtti. Yüksekdağ, seçimler için de “Halklarımızın bir kez daha HDP etrafında kenetleneceğine inanıyorum” dedi.

 Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı ve hakkında hazırlanan 7 ayrı fezlekenin birleştirilmesiyle oluşturulan dava duruşması, Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.  SEGBİS ile duruşmaya katılan Yüksekdağ, davanın siyasi olduğunu ve kendisinin de siyasi açıklamalarda bulunacağını söyledi.

Benim tek suçum

Yüksekdağ, 8 Mart’ta Diyarbakır’da yaptığı konuşmayla ilgili şu savunmada bulundu: “Kadın siyasetçi olarak sözümü ve çözüm yollarını ifade ettim. Tecrit politikasını eleştirdim. Geçen 3 yıl haklılığımızı ortaya koymuştur. Bu süreçte gerçekleşen darbe ve krizler bu politikanın sonucudur. Çözüm sürecinde savaş, ölüm yoktu. Ekonomik kriz yoktu. Müzakerelerin bitirilmesi ve tecrit politikası yeniden ölümleri getirdi. Bugün Türkiye’nin bütün hapishanelerinde Öcalan’a dönük tecridin kaldırılması, diyaloğun ve barışın önünün açılması için açlık grevleri sürüyor. Bu kadar derin acılar yaşayan halkın taleplerini yeterince dile getirememişsem, benim tek suçum budur. Sokağa çıkma yasaklarının ilan edildiği şehirlerde yaşanan yıkım ve ölümlerin hesabını yeterince soramamışsam, suçlarını iktidarın yüzüne yeterince vuramamışsam benim tek suçum budur. 8 Mart mitinginde yaptığım konuşmada suç yoktur.”

Kadınlar direndi

 Konuşmayı yaptığı süreçte yaşanan siyasal atmosfere değinen Yüksekdağ, “Ben o konuşmayı yapmamadan bir hafta önce Taybet Ana öldürülmüştü. Cenazesi 7 gün yerde bekletildi. Cizre’de insanlar Meclis’e canlı bağlandı. Oradan çıkmak istediklerini söylediler, çok kısa bir süre sonra diri diri yakıldılar bodrumlarda. Cizre’de, Sur’da hiçbir insanın hele de kadınların asla kabul edemeyeceği ahlaksızlıklar yaşandı. Öldürülen kadınların çıplak fotoğraflarını yayınladılar. Ben bu ahlaksızlıklarla ilgili mitingdeki konuşmamda ne söylemişsem bugün yine aynısını söylüyorum. Öz yönetim sürecinde kadınlar yaşamı için direnmiştir. Kendi özünü savunmak için  o topraklarda direniş sergilemiştir. Diyarbakır’daki mitingde de bu direnişi selamlamıştım. Bugün yine selamlıyorum” şeklinde konuştu.

Kara deliği kapatmak için

Yüksekdağ, Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması talebiyle 125 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven ile cezaevlerindeki açlık grevlerine ilişkin de şunları söyledi: “Bugün benim bulunduğum cezaevinde ve Türkiye’nin tüm cezaevlerinde İmralı’daki tecridin kaldırılması, barış siyasetinin yolunun açılması için süresiz-dönüşümsüz açlık grevi devam ediyor. Türkiye’deki söz ettiğim hiçbir gerçeklik krizden bağımsız değildir. Bugün İmralı’da oluşan tecrit ile beraber Kürt sorunundaki çözümsüzlükten kaynaklı derin bir kriz var. Açlık grevi bu ülkedeki kara deliği kapatmak ve Türkiye’nin derin krize giren siyasetine çözüm bulmaktır. Aradan 3 yıl geçti ve yine kadınlar olarak aynı sorunlara çözüm olacak kişiyi işaret ediyoruz.”

Tecride son verilmeli

 “Siyasi iktidar bu sorunu erteleme peşinde ama artık bu sorunu erteleme zamanı kalamadı” diyen Yüksekdağ, bugün hiç istenilmeyen tablolarla karşı karşıya kalınabilecek bir noktaya gelindiğine işaret etti. Yüksekdağ, şöyle devam etti: “Hem yaşanılan süresiz açlık grevleri hem dışarıda halkımız üzerinde yapılan baskılar yeterince oluştu ve bu durumu zorlu bir viraja çevirme freni patlamış gibi savrulup giden bir siyasi iktidar bu durumu çözmeyi başaramaz. Bu tarihsel süreçte bu virajın dönmesi aşamasında mutlaka yan yana olmamız gerekiyor. Kadınlara uygulanan tecrit, kutuplaştırma ve çözümsüzlük politikasına bir an önce son verilmesi gerekiyor.

ç

 Siyasi iktidar seçim meydanlarında, seçim kampanyasını bizim üzerimizden yürütüyor. O kadar akıl almaz yaklaşımlar var, hukuku ayaklar altına alan yaklaşımlar var. Bizler, seçilmiş kadın siyasetçiler olarak, milyonlarca kadının temsilcileri olarak kilit altında olmasaydık belki Türkiye bugün bu kadar büyük bir siyasi krizle karşı karşıya olmayacaktı. Bugün Türkiye’de durumu idare etmeye çalışan, kendini kurtarmaya çalışan bir siyasi iktidar var. Bütün ülke bir siyasi iktidarın ikbali, istikbali ile uğraşıyor. Sanki bu ülkenin haklarının başka derdi yokmuş gibi AKP-MHP koalisyonunun geleceği ile uğraşıyor. Tek adam iktidarının geleceğinin derdine düşmüş, onun derdinin belasını çekiyor. Siyaset kurumu tamamen kilitlenmiş durumda. Siyasi, ekonomik bir kriz yaşanıyor. Seçimlerden sonra bu ekonomik, siyasi kriz çok daha derinleşecek. Çünkü siyasi iktidar yönetme kabiliyetini yitirmiş durumda.

Direndikçe iktidarları çökecek

 Mehmet Tunç’un da söylediği gibi biz Cizre’nin kahramanlarıyla gurur duyuyoruz. Ama onlar tarihin sayfalarında utançla anılacaklar. Utanmak nedir bilmiyorlar, ama tarihin sayfalarında bu işlenen ağır suçların hesabını verecekler. Bizler yürüdükçe, bizler direndikçe onların iktidarı çökecek. iktidarın tüm zor aygıtları, silahları, topları, tüfekleri işlevsizleşiyor. Artık onların ölüm makinalarının hükmü kalmamıştır. Biz artık o eşiği aştık. Biz artık yaratmak istedikleri korkunun bütün barikatlarını berhava ettik. Artık karşılarında özgürleşmiş kadın ve özgürlüğe yürüyen bir halk var. İşte bunun için korkuyorlar. İşte bunun için her yerde halkın ve kadınların iradesine engel çıkartıyorlar.

Bunlar korkak

Bizler Allah’a emanet her yerde kelle koltukta özgürlük değerlerimiz için mücadele ederken, sokaklara çıkma cesareti gösterirken siz bir Silopi’ye 5 bin, 10 bin korumayla gidiyorsunuz. Bizim buna bir cevabımız var. Bunlar korkak. Bizim bir meydanda yan yana gelen 3 kadınımızdan korkarlar. Bizim sokakta yürüyen çocuklarımızdan korkarlar. Bizim verdiğimiz selamdan, bizim söylediğimiz tek bir sözden korkarlar. Korku ile toplumu zapt etmeye çalışan bu iktidar bugün HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırma koşuluyla bir toplumu kuşatmaya çalışıyor. Biz bu iktidardan faşizm de bekleriz, her şey de bekleriz. Bunların bir sınırı yok. Siyasi bir kriterleri yok. Anayasayı tanımıyorlar, hukuku tanımıyorlar.

31 Mart’ta cevap verilecek

 Halklarımıza güveniyorum, bir kez daha 31 Mart’ta bu iktidara cevap verecektir. Halklarımızın bir kez daha HDP etrafında kenetleneceğine inanıyorum. Bugüne kadar bütün engellere rağmen sandıklara gitmeyi başardılar, bir kez daha 31 Mart’ta ve sonrasında kendi hakları ve geleceklerini savunmaya çağırıyorum.

Yüksekdağ’ın savunması ardından, avukatları savunma yaptı. Avukatların savunması sonrası kararını açıklayan mahkeme, bir sonraki duruşmayı 19 Nisan’a erteledi.

 

ANKARA