Yannis Vasilis YAYLALI
Koronavirüs (Covid-19) ilk olarak Çin'in Wuhan şehrinde ortaya çıktı. Dünyanın gündemine ise 31 Aralık 2019'da nedeni tesbit edilemeyen bir zatürre vakasının Dünya Sağlık Örgütüne (DSÖ)’ye bildirilmesi ile oldu.
Dünyaca ünlü bilimsel yazılar yayınlayan Lancet [1] dergisinde yer alan bir makalede ilk hastaların hikayelerine bakıldığında Wuhan şehrindeki deniz ürünleri toptan pazarı teması olan kişiler olduğu ortaya çıkıyor. Bu pazarda aynı zamanda canlı olarak yaban hayvanlar da satılıyor. Yine aynı makale de hasta hikayelerinden anlaşıldığına göre Koronavirüs ile ilk temas tarihi 10 Aralık 2019 tarihi olduğunu görüşü hakim.
Johns Hopkins Üniversitesi'nin düzenli olarak açıkladığı vaka verilerilerine bakıldığında[2] dünyada Covid-19 virüsünün ilk görüldüğü tarihten 16 Nisan 2020 tarihine kadar vaka sayısı 2.088.425 iken, yaşamlarını yitirenlerin sayısı ise 139.419 olarak gözüküyor.
Covid-19 virüsü ilk olarak Çin'in Wuhan şehrinde ortaya çıksada Johns Hopkins Üniversitenin aynı veri kaynağına baktığımızda en çok Covid-19 vakası 640.014 kişiyle ABD'de görüldüğü gözüküyor. Yine bu ülkede Covid-19 virüsü yüzünden 30.990 kişi yaşamını yitirdi. Yoğun vaka sayısı acısından Amerika'yı sırasıyla İspanya, İtalya, Fransa, Almanya, Büyük Britanya, Çin, İran ve Türkiye izliyor.
Çin'den sonra en yoğun vakaların görüldüğü ülkelerden biri de Yunanistan'ın da komşusu olan Avrupa ülkesi olan İtalya'dır. İtalya'da 16 Nisan 2020 tarihiyle vaka sayısı 165.1556 kişiyken, yaşamlarını kaybedilenlerin sayısı 21.645 kişidir. Covid-19 vakalarında Amerika'dan sonra ölümlerin en yoğun yaşandığı ikinci ülke İtalya'dır. İtalya'da Covid-19 vakalarının ve ölümlerin bu kadar yüksek olmasının nedeni virüse karşı tedbirlerde çok gevşek davranmasından, geç tedbir uygulamasından dolayıdır.
Yunanistan’da ilk vakalar görüldüğünde
okullar eğitime ara verdi
Yunanistan'da ilk Covid-19 vakası 26 Şubat'ta ortaya çıktı. İtalya ziyaretinden Yunanistan’a dönen bir kadının kendi isteğiyle Selanik’te hastaneye gidip kontrol olmasıyla ortaya çıktı. İki gün sonra kadının çocuğunda da virüs tesbit edildi. Daha sonra İtalya, Mısır, İsrail'den Yunanistan'a dönen kişilerde virüse rastlandı. Yunanistan'da 8 Mart itibarıyla virüs 11 kişiye ulaşınca Eğitim Bakanı Niki Kerameos tüm okulların kapatılmasına karar verdi. Yunanistan hükümeti komşusu olan İtalya'nın yaptığı aynı hataya düşmeyerek ülkesinde daha vaka sayısı iki haneli rakamların en altındayken okulları kapatarak Covid-19 virüsü için tedbirlerin başlatıldığını da ilan etmiş oldu. Ülkelerin Covid-19 virüsüne karşı aldığı tedbirler o ülkelerin medeniyet seviyesini ortaya koyar. Aslına bakarsanız Yunanistan devleti neredeyse 10 senedir ekonomik krizler ile baş etmeye çalışıyor. Zor durumda olmasına rağmen birçok ülkenin tersine seçimini rantiyeyi koruma yerine insanından yana yapmıştır. Şu an da iktidar da bulunan Miçotakis hükümeti bir kaç yanlışın dışında dünyaya örnek olacak şekilde bu krizi doğru yürüttü.
İlk ölüm 12 Mart’ta,
sokağa çıkma yasağı 23 Mart’ta
Yunanistan hükümeti virüse hiç soluk aldırmadı desek yerinde tesbit olur. Hükümet on önlem paketini ortaya koydu. Örneğin virüs nedeniyle ölüm 12 Mart’ta yaşandığında, Yunan hükümeti buna karşılık, marketler ve eczaneler dışında tüm mağazalar, park yerleri, kiliseleri, kütüphaneleri, müzeleri, lokantaları, barları, kapattı. Yunanistan'da hükümet tarih 23 Mart’ı gösterdiğinde Covid-19 virüsü nedeniyle ölüm sayısı 17’ye ve vaka sayısı 695’e bulduğunda bu duruma cevap olarak sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başladı.
Tüm bunlar yaşanırken halk sürekli bilgilendiriliyordu. Türkiye'de 10 Nisan'da olduğu gibi yangından mal kaçırır gibi sokağa çıkma yasağı ilânı olmadı. Alınan tüm önlemler ya da alınacak tüm önlemler sırası geldikçe hükümet sözcüsü de olan bulaşıcı Hastalıklar Uzmanı Prof. Sotiris Tsiodras tarafından her gün saat 18.00’de TV’ler aracılığıyla halk ile paylaşıldı. İnsanlar en çok bilmedikleri şeylerden ve en önemlisi de bu bilmedikleri şeylere karşı ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını bilmediklerinde paniğe kapılırlar. Türkiye'de Covid-19 vakası neredeyse hiç yönetilememiş, bir gece yarısı alınan karar ile insanlar virüsün kucağına itilmiştir. Yunanistan’da ise tane tane, adım adım ne ile karşı karşıya olduklarını, ne tedbirler aldıklarını, halkın bu sürece nasıl katılması gerektiğini olması gerekene en yakın şekilde anlattı. Örneğin sokağa çıkma yasağı daha gelmeden halk hangi nedenler ile sokağa çıkabilecekleri konusunda bilgilendirildi. Yunan halkı iki kişi olmak koşuluyla spor yapabileceğini biliyordu. Evdeki evcil hayvanı varsa onun için dışarı çıkabileceğini biliyordu. Markete, eczaneye, doktora, bankaya, muhtaç kişilere yardıma, boşanmış çiftlerin çocuklarını görmesine vb toplum 6 madde kod haline getirilmiş sms ve internet yoluyla bilgilendirmek suretiyle izin verileceğini biliyordu. Bu yüzden kimse olup bitenler karşısında paniklemedi.
Virüse karşı erken önlemlerin başarı getirdi
Başta da ifâde ettiğim gibi Yunan halkı çok uzun süredir ekonomik kriz ile baş etmeye çalışıyor. Hatta başka ek nedenler olsa da SYRIZA hükümetinin seçimde yenilmesinin nedeni de kriz dönemi hükümeti olması ve kriz dönemi politikalarını, IMF yaptırımlarımı uygulamasında yatar. Bu süreçte tüm bedeli SYRIZA hükümeti yaşasa da halk bunu böyle okumayıp krizin faturasını onlara çıkarmıştı. Eski hükümetin uyguladığı politikaların bedeli ağır olsa da Yunanistan bu politikalar sayesinde tam krizden çıkmaya başlamışken bu Covid-19 virüsü yüzünden yaşanacak kriz ile halk yine geçmişe dönüleceği korkusunu yaşamaya başladı.
İnsan korkuları sadece dışarı çıkıp market alışverişi yapmakla sınırlı değil, çalışmadıklarında eve kapandıklarında, markete gideceklerinde alışverişi yapacak parayı nereden bulacaklar, çalışanların ve işsiz kalanların en büyük korkularından biridir. Toplumda bu korkular, endişeler yaşanırken, #covid19 virüsüne karşı de en büyük silah ise olabildiğince izolasyon ortamını sağlayabilmektedir. Yunan hükümeti tam böylesi dönemde Türkiye'nin de kendilerinden sonra başlattığı #evdekal kampanyasına benzeyen #μένουμεσπίτι "evde oturuyoruz" kampanyasını başlattı. Yunanistan "evde oturuyorum" kampanyasını elbette fark yaratacak tedbir paketleriyle birlikte başlattı. Halkın haklı korkularının önüne geçmek ve kaygılarını gidermek için kapatılan işyerleri ve çalışanlarının uğradığı zararların karşılanması için ilk paketi açıkladı. İlk tedbir paketi için 10 milyar euro düzeyinde bir bütçe hazırlandı. Yine tedbirler kapsamında Yunanistan'ın, AB’nin Covid-19 virüsüne karşı mücadele kapsamında AB üye ülkelerine dağıtılması beklenen 1 trilyon 500 milyar euro mali yardımı ile birlikte, bütçe fazlası olan 37 milyar euro'yu da bu amaçla kullanması bekleniyor.
Birinci tedbir paketinde özetle; Öncelikle İşyerlerinden ayrılmak zorunda kalanlara 800 euro maaş bağladı. Beyan şartı ile işletmelerin tüm vergi ödemeleri faizsiz olarak 4 ay olarak ertelendi. İşyerleri geçici kapatılan şahıs şirket sahipleri içinde 800 euro ödenecek. Önlemler kapsamında kapatılan işyerlerinin kirasının yüzde 60'ını Mart ve Nisan aylarında devlet ödeyecek. Bankalara bireysel anlamda kullanılan kredi borçları Eylül ayına kadar erteleyecek. İkinci tedbir paketiyle ise; İşverenler tarafından çalışanlar için Paskalya ikramiyesi verilecek. Kamuda çalışan sağlık çalışanları için de hükümet ek paskalya ikramiyesi verecek. İşyeri kapanmamışsa bile durgunluk sebebiyle iş kaybı yaşayan serbest çalışanlara da ödeme yapılacağı garantisi verildi. İşyerlerinden ayrılanların ev kiralarının yüzde 40'ını devlet ödeyecek.
Covid-19’a karşı tedbirler hükümete puan toplattı
Covid-19 virüsü ile ilgili Belçika, Hollanda, Portekiz ve Yunanistan arasında kıyaslama yapıldı. Kıyaslama 26 Şubat ile 6 Nisan arasını kapsıyordu. Hazırlanan grafiğe göre, 17,1 milyon nüfuslu Hollanda’da aynı dönemde 17.851 vaka görülürken, 1.776 kişi virüsten hayatını kaybetti. İkinci karşılaştırma ise 11,1 milyon nüfuslu Belçika’da 19.691 kişi virüse yakalanırken, 1.447 kişi yaşamını yitirdi. Üçüncü karşılaştırma ise 10,3 milyon nüfusa sahip Portekiz’de aynı süreçte 11.278 Koronavirüs vakası görülürken, 295 kişi yaşamını yitirdi. Yunanistan’da ise aynı dönemde 1735 Covid-19 vakası görülmüş ve 73 kişi hayatını kaybetmişti.
Yunanistan Covid-19’a karşı kriz yönetimini başından beri sıkı tuttu ve bunun meyvelerini her alanda aldığını söyleyebiliriz. Hatta dediklerimi Pulse araştırma şirketinin SKAİ televizyonu için yaptığı anket de doğruluyor. Pulse [3] araştırma şirketinin SKAİ Tv için yapmış olduğu ankette Yeni Demokrasi (ND) hükümetinin virüs salgını ile mücadele de başarılı olup olmadığı soruluyor. Sonuç ise ankete katılanların yüzde 82'si ND’nin 'kesinlikle olumlu' olarak görüyor. Hatta SYRIZA seçmeninin yüzde 78’inin ve KİNAL seçmeninin de yüzde 89’unun ND hükümetinin yaptıklarını olumlu bulduğu görülüyor. Hükümetin sokağa çıkma yasağı ise yüzde 86 düzeyinde destek buldu. Aynı araştırma şirketi bu dönemde başbakanlığa en uygun lideri sorduğunda Kiryakos Miçotakis yüzde 53 desteği bulurken, Aleksis Çipras ise yüzde 22'yi ancak bulabildi. Yine benzer şekilde aynı soru partiler açısından sorulduğunda ND yüzde 45, SYRIZA yüzde 22, KİNAL yüzde 5,5, KKE yüzde 5 olarak gözüküyor.
Kampanyanın handikapları da var:
Mülteciler, kiliseler ve Paskalya
Yunanistan'da Mültecilere ilişkin yaşanan problemler sağcı Yeni Demokrasi (ND) partisinin iktidara gelmesiyle daha da yakıcı hale geldi. Zaten ND'nin iktidara gelmesi durumuda mültecilerin birçok hakkının askıya alınacağını ve koşulların iyice kötüye gideceğini konuşuyordu. Maalesef ND'nin iktidara yürümesi kadar gerçek oldu. Birçok konuda yönelim oldu birçok hak gaspı yaşandı, ama asıl patlama Koronavirüs ile yaşandı. Hükümetin Midilli, Sakız, Kos adalarına mülteciler için kapalı kamplar yapmak istemesi üzerine adalarda yaşayan mülteciler ile polis arasında çok büyük gerginlikler yaşanmıştı. Bu yüzden sadece adalarda değil tüm Yunanistan’da çok büyük gösteriler gerçekleşmişti. Daha bu sorun bitmeden Rusya ve Suriye tarafından Türkiye'ye İdlib’de ağır sonuçları olan bir operasyon yapılınca, Türkiye birçok nedeni içerisinde olan mülteci savaşının startını verdi. Avrupa'dan para sızdırmak mültecileri Yunanistan sınırına yığdı. Yunanistan ise önceden gelen mültecileri Türkiye sınırına doğru yönlendirmeye başladı. Bu durum Yunanistan'daki milliyetçi damarı okşadı. Zaten ND hükümetinin bu konudaki tutumu da belliydi ve göstericileri de özendirecek şeyler de yapraktan geri durmadı, hatta geçici olarak mülteci kabulünü bile durdurdu. Bu tür şeyler milliyetçi ve faşistleri harekete geçirdi. ‘Ülkemizi işgal ettirmeyeceğiz’ sloganlarıyla ülkenin dört yanında milliyetçi reflekseler gelişmeye başladı. Hatta Avrupa'daki faşistler dahi mültecilerin yoğun yaşadığı yerlere akın etmeye başladı, hatta adalar da mülteci kamplarında gönüllü çalışanlara saldırdılar.
Tam böylesi bir sürecin ortasında Çin'den başlayan Koronavirüs Yunanistan’da da patlak verdi. Yunanistan'da mülteci kamplarının büyük çoğunluğu Ege denizinde bulunan adalarda, Nisan ayına kadar mülteci kamplarında herhangi bir virüs vakasına rastlanmadı. Nisan’ın hemen başında Atina’nın kuzeyinde bulunan ve toplam 4 bin 800 kişinin yaşadığı Malakasa ve Ristona sığınmacı kamplarında Koronavirüsü tespit edildi. Bu iki kamptaki vaka sayısı 28’e çıktı. Bu gelişmenin hemen ardından her iki kamp karantinaya alındı. Bunun üzerine Göçmenlerden Sorumlu Bakan Notis Mitarakis, parlamentoda yaptığı açıklamada, "Virüsün yayılmasını önlemek için tüm gerekli önlemleri alıyoruz" dedi.
Adalardaki en büyük problemlerden biri de Türkiye'den deniz yoluyla kaçak şekilde mültecilerin gelmeye devam etmesidir. Sokağa çıkma yasağı ile birlikte doğal şekilde izole olan adalar kampların tüm kötü koşullarına rağmen öyle büyük vakalar yaşamadı. Virüs açısından en çok korkulan kamlardan biri Midilli adasında bulunan ve 25 bin mültecinin yaşadığı Moria kampıydı. Neyseki korkulan olmadı, adada sadece bir vaka ortaya çıktı. Tedbir olarak Moria’da bulunan kampın mutlaka fiziki yapısı küçültmeli ve adada yaşayan mülteciler Yunanistan'a dağıtmalı. Mültecilerin adalarda bulunması doğal izolasyon alanı yarattı. Daha sonra tedbirler kapsamında yasaklar gelince adalara gidip gelmeler durdu. Fakat adalarda bulunan ve kötü koşullara sahip mülteci kamplarına virüs bir ulaşaydı, çok büyük bir insanlık dramı yaşanırdı. Aslında Koronavirüse karşı mülteciler yalnız bırakıldı. Bugün bu kamplarda büyük bir insanlık faciası yaranmamışsa bu sisin aldığınız tedbirlerden değil, biraz şans, biraz da adaların doğal izolasyon bölgeleri olmasından dolayıdır. Ritsona kampında görülen vakalar Moria kampında görmemesi büyük bir şans.
Kiliselerin Covid-19 tavrı ve Paskalya
Yunanistan, Türkiye ve neredeyse birçok ülkede bazı din adamları ve fanatik dinciler Covid-19 virüsünü tanrının, ya da Allah’ın cezası olarak insanlığa gönderildi vaazlarında birleştiler. Ülkelerin Covid-19 virüsüne karşı mücadele için aldıkları tedbirleri adeta tanımadıklarını belirten açıklamalar yaptılar, hatta eylemler dahi gerçekleştirdiler. Türkiye'de geç olsa da Diyanet camilerde toplu şekilde ibadet etmeyi yasakladı, fakat birçok ülkede olduğu gibi bazı fanatikler cami önlerinde, apartman ve müstakil evlerin çatılarında adeta virüse davetiye çıkaracak şekilde toplu şekilde namaz kıldılar. Tabi umreciler fiyaskosu var. Devlet ile umreciler el ele virüsü Türkiye’ye yaymada büyük rol oynadılar.
Yunanistan'da yarın Paskalya yortusu (bayram) var. Paskalya'nin doğası gereği birçok yerde toplu şekilde bir araya geliniyor. Kiliselerde toplu şekilde ayın yapılıyor. Kilislerde ayinler bittikten sonra, evlerde, evlerin bahçelerinde Paskalya yortusu devam ediyor. Haliyle insanlar yoğun şekilde bir araya geliyor. Bu yüzden Sağlık Bakanlığı sözcüsü Nikos Hardalias bir açıklama yaptı, “Paskalya tatilinde kentlere ve adalara giriş çıkışların yasaklandığını ve acil durumlar dışında hiçbir ulaşım aracına bilet kesilmeyeceğini” açıkladı.[4] Hardalias, yasaklara rağmen “özel otolarla seyahat edeceklere 300’er euro para cezası kesileceğini ve oto plakalarına 60 gün süre ile el konulacağını” da sözlerine ekledi. Hatta Yunan Kilisesi Kutsal Sinodu “Köylere, adalara, kiliselere gitmeyin, ayinleri Radyo ve TV’lerden izleyin, kuzu etlerini fırınlarınızda pişirin, kırmızı yumurtaları kendi aranızda tokuşturun, bu yıl evinizde kalın…” şeklinde çağrıda bulundu. Adalar Belediye başkanları ise “Adalarımıza gelmeyin”[5] kampanyası başlattılar. Rodos açıklarındaki küçük Tilos adası Belediye Başkanı Maria Aliferi, “Adamıza ayak basacak olanlar 15 gün boyunca kiraladıkları evde karantina altında kalacaklarını bilsinler” uyarısında bulundu.
Neden bir anda hükümet, kiliseler üst kurulu diyelim, belediyeler aynı anda çağrı yaptılar. Çünkü Türkiye'de ve benzeri birçok ülkede görülen dinci fanatiklerin itaatsizlik eylemleri Yunanistan’da da görüldü. Yunanistan’da din adamlarının kamuoyu üzerindeki etkisini asla küçümsememek gerekir. Tabi bir de sağcı ND hükümetinin etkisi küçümsemez. Çünkü Koronavirüs ile mücadelenin başladığı ama daha yasağın gelmediği bir dönemde Selanik'te bir kilisede yapılan ayinde aynı kaşıktan içilen şarap görüntüleri basına yansımıştı. Yasaklardan sonra da böyle görüntüler çıkmaya devam etti.
Yunanistan devleti Koronavirüs ile mücadeleyi başından itibaren çok sıkı tuttu, kiliselere de göz açtırmadı. Yunanistan'da ilk Covid-19 vakası görüldükten bir süre sonra günlük vaka ortalaması 70 kişi civarındaydı. Bir aylık sıkı bir mücadelen sonunda son bir hafta baz alındığında bu ortalama 30 kişiye inmiş durumda ve günlük ölüm vakası da 1 kişiye düşmüş durumda. Unutmayın Yunanistan devleti bu mücadeleyi kriz halindeki bir döneminde yaptı, ilk başta popülizm ile bile suçlandı. Kriz hâlindeki Yunanistan'ın bu kadar parayı, geliri bu virüs ile mücadeleye kullanılmamasını söyleyenler bile oldu. Bu popülist politikaların ceremesini yine Yunanistan halkının ödeyeceği eleştirileri oldu. Ancak durum biraz daha anlaşılır olunca, dün savurgan diye hükümeti eleştirenler bu sefer yardım kalemlerinin artırılmasını dahi istedi.
Başından beri Yunanistan’daki gelişmeleri takip eden birisi olarak hükümetin bu zorlu mücadelede zaferini ilan etmeye hazırlandığını söyleyebilirim. Mayıs ayı, bilemedin Haziran ayında hükümettin zafer ilanını hep birlikte duyacağız. Elbette birçok eksikliğin olduğunu da gördüm. Örneğin sağlık çalışanlarının haklarının verilmemesi. Sağlık emekçileri Covid-19 virüsü ile mücadelede en ön saflarda olmalarına rağmen onlar için gerekli tedbirlerin tam alınamaması hükümetin önemli bir handikapı. Mülteciler meselesinde neredeyse sıfır önlem önemli bir sorun olarak duruyor.
Yunanistan'da yaşayan birisi olarak Covid-19 virüsüyle mücadele döneminde kaygılıyım, ancak korku yaşamadım. Yani aç kalacak mıyım, markete, spora, eczaneye, doktora çıkabilecek miyim diye korku yaşamadım. Dikkatli olarak sporumu her gün dışarıda yaptım, marketime yasaktan önceki düzenimle gitmeye devam ettim. Devlet sağlamasa da Yunanca dil eğitimimi Uluslararası Kızılhaç aracılığıyla görüyordum, şimdi eğitimim internet aracılığıyla devam ediyor. Bu ülkeye sığınmış birisi olarak Yunanistan’da canını dişine takarak verilen mücadeleden dolayı teşekkür ediyorum. Koranavirüs yüzünden yaşamlarını yitirmiş tüm canların ailerine taziyelerimi sunuyorum. Ve şu an hastanelerde hala tedavi gören hastalara da acil şifa diliyorum. Bir kere daha geçmiş olsun Yunanistan. Umarım Yunanistan'ın başarlı şekilde verdiği mücadele diğer ülkelere de örnek olur.
***
Kaynakça
2) https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-51861400
4) https://ahval.me/tr/yunanistan/yunanistanda-halk-yasaklardan-memnun-ekonomiden-endiseli
5) https://ahval.me/tr/yunanistan/yunanistanda-halk-yasaklardan-memnun-ekonomiden-endiseli