Yunanistan krizi diye nitelendirilen yanı başımızda bir hayat akıyor. Artık kimse Yunanistan’ın iflas etmesinden filan bahsetmiyor. Herkes bunu kabul etti bile. Nasıl kurtarabileceklerini neredeyse kimse konuşmuyor, çünkü işin gerçeği kurtaramayacaklarını da iyi biliyorlar. İşin garip yanı ülkeye bu hale getiren sanki neoliberal politikalar değilmiş gibi reçete olarak dayatılanlar da aynı bokun soyu. Her gün AB’nin Yunanistan’a ne kadar yeni kredi açacağı haberlerini okuyoruz. Ne kadar iyiler şu kapitalistler. Almanya Başbakanı Merkel, kankası Sarkozy filan, onların ekonomi uzmanları, bakanları ve bankaları. Yüzlerinde biz her şeyi biliriz bakışlarıyla bir toplantıdan bir toplantıya seke seke dolaşıp Yunanistan’ı kurtarma planı içindeler.
Selanik’te Kilkis hastanesinde, sağlık emekçileri hastaneyi işgal ettiler. Çalışanlar meclisi, yani hastabakıcılar, temizlikçiler, hemşireler, doktorlar, hepsi bütün sorunların kendilerine özel çözümlerle ortadan kalkamayacağını söylediler. Herkesi kendileri gibi davranmaya çağırdılar. Çalıştıkları iş yerlerini işgal etmeye, yönetimi ele geçirmeye davet ediyorlar. Bu kadarla kalmayıp 'halk direnişi ve ayaklanmaya’, egemenlerin yasalarının hislerimize tercüman olduğu, güzel Türkçemizle söylendiği gibi 'halkı isyana teşvik’ ediyorlar. Genel bir ayaklanma çağırısı yapıyorlar. Bu toplantıda orada değildim ama tahmin ediyorum ki hastane kantininde yapılan bir toplantıdır ve mutlaka ki işgal kararı, sağlık emekçilerinin kollarını havaya kaldırmasıyla alınmıştır, bütün işgal fabrikalarında olduğu gibi. Yani dünyanın yakın gelecek demokrasi biçimini uygulamışlardır.
Öte yandan Meriç sınırına 4 metrelik bir dikenli tel çekme hazırlıkları var Yunanistan hükümetinin. Gözünüzde canlandırın diye anlatıyım birbirine dolanmış teller, cezaevi filmlerinde sık sık gördüğümüz türden. -Cezaevindeki arkadaşların pek canlandırmaya da ihtiyacı yok.- Bu şekilde Avrupa’ya yasadışı göçü engelleyecekler. Bunun için de AB’den finans talebinde bulundular ama AB Komisyonun'nun İçişleri Komiseri Cecilia Mastroem'in sözcüsü Michele Cercone, bunu sağlamayacaklarını bildirdi. Sözcü yaptığı açıklamada, böyle bir çit inşasını faydasız gördüklerini ifade etti. Yanı başımızda koca bir cezaevi inşa ediliyor yani. Fakat kim içerde kim değil belli değil. -Bu da iç işleri bakanımıza sorularak halledilebilir. Ben soramıyorum. En son konuşmasından sonra bu ülkede özgürlük var diyorum.- Yunan hükümeti buna, gelecek ay başlamayı ve Eylül ayına kadar tamamlamayı planlıyordu. Ne güzel bir şey ekonomik kriz. Yaratıcı ve yıkıcı.
Bu arada 'yasadışı göç’ dedikleri de soydukları, imha ettikleri doğanın, mesela bilgisayarlarda kullanılıyor diye çok ihtiyaçları olan madenlere hakim olabilmek için Ruanda’da kışkırttıkları, yarattıkları savaşlardan, demokratikleştirilen(!) Irak’da 1 milyon ölümden kaçabilenlerin Avrupa’nın sokaklarını süpürmek, uyuşturucu taşıyabilmek, evlerini temizlemek ve seks işçisi olabilmek için yaptıkları göç. Bir başka deyişle, çok basit olarak yaşamaya çalışmanın diğer adı.
Hemen yanı başımızda bir dünya ölüyor ve bir dünya doğuyor. Mao Zedung’un dediği gibi "Gök kubbenin altında tam bir keşmekeş var, vaziyet harika." Yani yeni bir dünyanın doğması için gereken her şey var. Tam bir isyan havası.
Yunanistan’da neler oluyor?