Erivan. Ermeni Soykırımı’nın 100. yılı nedeniyle düzenlenen iki günlük “Soykırım Suçuna Karşı Global Forum”dan sonra 24 Nisan sabahı erken saatlerde o muhteşem ve insanı derinden etkileyen mimarisi ile Tsitsernakaberd’de, yani Soykırım Anıtındayız. Dağıtılan battaniyelere rağmen, 5 saat boyunca ayazdan titriyoruz. Ararat iyice kapanmış. Gökyüzü karanlık bulutlar ile matemde…

Sonsuzluğa kadar yanacak o ateşin çevresindeki halkaya çiçek bıraktıktan sonra tribüne çekiliyoruz. Türkiye’den sadece Hrant Dink Vakfı’nı temsilen ilk günkü 2 panelden birinde sunum yapan Cengiz Aktar ve ikinci gün dünya parlamenterlerinin konuştuğu bölümde ise eski TBMM üyesi Ufuk Uras Forum’da sunum yaptı. Tsitsernakaberd’deki resmi anma törenine Türkiye’den katılan tek parti lideri ise Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nden Naci Sönmez’di.

1980 askeri darbesi sonucu konulduğu cezaevinde yaşamını yitiren Fatsa’nın ikonik belediye başkanı Fikri Sönmez’i hatırlıyor ve Naci Sönmez’in orada olmasını son derece anlamlı buluyorum. 

Ermenistan Devlet Başkanı Sarkisian, son derece akılcı, insani bir konuşma yaptı.

Fransız devlet başkanı Hollande’ın konuşması da anlamlı idi. (İsteyen internetten bu konuşmaları okuyabilir).

Putin, soykırım demedi ama hiç olmazsa Ermeni halkının acısını ve Tsitsernakaberd’in ayazını paylaştı. Bu arada yaygın “Rusofobi”den bahsetmeyi de ihmal etmedi. (Bana Erdoğan’ın her vesile ile “İslamofobi”ye değinmeyi ihmal etmeyişini hatırlattı.)

Demek kelimelere takılmadan da gelmek ve Ermeni halkının acısını paylaşmak mümkünmüş. 

Anadolu’dan yapılan son tehcirler 1970’ler de Maraş katliamından sonra yaşanan başka kentlere ve Avrupa’ya yönelik Alevi göçü idi. Bunu 80’li yıllarda Anadolu’nun soldan arındırılması izledi. 90’lı yıllarda ise sıra Kürtlere gelmişti. 1993-95 arasında 3 milyonu aşkın Kürt göç yollarına düştü. 3 bini aşkın Kürt köyü yakıldı yıkıldı (bunların bir bölümü eski Ermeni ve Süryani köyleriydi).

Bugün Anadolu coğrafyasına baktığımızda toplumsal hegemonyanın İslam-Türk sentezinde olduğunu görüyoruz. Tek renkliliği bozan bir tek Kürtlerin çoğunlukta olduğu bölgeler.

Antik zamanlardan beri varolan tarihsel Ermenistan, Pontos ya da Asurya artık haritadan kazınarak silinmiş vaziyette.

Haritadan kazınamayan bir tek isim var. Yasaklı olsa da “Kürdistan” ismi bu.

Daha çok ödenecek bedel olmasına karşın bu ismin artık haritadan kazınamayacağı ortada.

Eçmiadzin’de son derece anlamlı bir tören vardı. Bir halk kutsandı. Onlar artık “kurban” olmaktan çıktılar.

Ermeni halkının soykırım kurbanları kutsallaştı. Hayatımda en etkilendiğim ikonalardan biri yapılarak kutsandı bu törende.

Aydınından, köylüsüne, zanaatkarından yazarına ve şairine, çocuğundan yaşlısına, kadınından erkeğine bütün bir halkın kurbanları kutsandı.

100. yılda onlar artık gönüllerimizde gömüldü ve ebediyen ölümsüz kalacaklar.

Çöllerde yapayalnız kalan o insan kalıntıları, kemikler, kafatasları biraz olsun huzur buldu.

O dere boylarında, vadilerde ve ovalarda, kuytularda katledilenlerin molekülleşerek havaya, doğaya nüfuz eden korku, çığlık ve ağlayışları 100 yıl sonra biraz olsun dinginleşti.

Biz ise özür dilemedikçe, sonsuzluğa kadar yakamızı bırakmayacak olan, ne kadar agresif davranışlarla örtmeye çalışırsak çalışalım, bünyemizi kaplayan o suçluluk duygusu ile yalnız kalacağız.

Türkiye Cumhuriyetini yönetenler hiç olmazsa taziyelerini yenilediler bu yıl da.

Yetmez, ama yine de evet!