Diyarbakır Barosu, "Ağır Suçların Etkili Soruşturmasında Uluslararası Deneyim" başlığı altında iki gün süren bir konferans düzenledi.

Amed'deki Liluz Otel'de hafta sonu yapılan konferansta, insan hakları ihlallerinin etkili soruşturulmasında hukuksal yöntemler, delil toplama ve bulguları değerlendirmede dünya deneyimleri ele alındı. Konferansa Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, İHD Genel Merkezi Öztürk Türkdoğan, BDP Eşbaşkan Yardımcısı Meral Danış Beştaş, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mithat Sancar, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Due Proces Of Law Vakfı Genel Direktörü Katya Salazar, İnsan Hakları Gündemi'nden Doç. Dr. Günal Kurşun gibi isimlerin yanı sıra çok sayıda avukat ve insan hakları savunucusu katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan Diyarbakır Barosu Başkanı Tahir Elçi, "1980 askeri darbe dönemi, sıkıyönetim ve olağanüstü hal uygulamaları ve son otuz yıldır yaşanan silahlı çatışmalar sırasında, insan haklarının en ağır ihlalleri gerçekleşti. Binlerce insan hukuk dışı, keyfi ve kısa yoldan infazlar, gözaltında zorla kaybedilme ve ağır işkence uygulamalarıyla yaşamını yitirdi. Ancak bu suçların failleri tespit edilmedi, soruşturulmadı ve yargı önüne çıkarılmadı. Toplumumuz büyük acılar yaşadı ve travmalar geçirdi. Artık toplum olarak geçmişin bu ağır mirasıyla nasıl baş edeceğimizi, hakikatin nasıl ortaya çıkacağını ve adaletin nasıl gerçekleşeceğini, bu toplumsal yaranın nasıl iyileşeceğini konuşmamızın, tartışmamızın zamanı gelmiş, hatta geçmiştir" dedi.
Resmi rakamlara göre; otuz yıldır yaşanan savaşta 50 bine yakın insan yaşamını yitirmiş, insan hakları örgütlerine göre 3 bin 500, Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre ise 2 bin 663 yerleşim birimi zorla boşaltılmış, 3 milyona yakın kişi de zorla yerinden edilme uygulamasından etkilenmiştir. Halen sadece Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığı'nda 10 bini aşkın faili meçhul dosya bulunmakta, binlerce cinayet aydınlatılmayı beklemekte, bini aşkın kişinin halen kayıp olduğu bilinmektedir.

Suçların oluş biçimi
Sivillere karşı işlenen suçların oluş biçimini de yukarıdaki bilgilerle birlikte aktaran Elçi, şöyle özetledi: "Sivil köylülerin infaz edilmesi, köy ve mezra gibi yerleşim birimlerinin bombalanarak sivillerin öldürülmesi, sağ yakalanan militanların sorgulandıktan sonra kurşuna dizilmesi, militan veya onlara yardım ettiğinden kuşkulanan sivil insanların işkenceli sorgularda yaşamını kaybetmesi. Binlerce insanın evlerinden, işyerlerinden, sokaktan, çoğu kez şehir giriş çıkışlarındaki bir jandarma-polis arama noktasından devletin resmi görevlileri tarafından gözaltına alındıktan sonra bir daha kendilerinden haber alınamaması."

'Delilleri AİHM topladı'

Bu yoğun ve sistemli infazlara rağmen, neredeyse hiçbir devlet görevlisinin soruşturulmadığını ve adalet önüne çıkarılmadığını dile getiren Elçi, "Sistemli bir uygulama ile işlenen bu suçların sorumluları devletin diğer adli ve idari makamlarından hoşgörü, destek ve koruma görüyor, sorumlular suç ve cezadan muaf kalıyordu. İç hukuk makamları tarafından soruşturulmayan bu şikayetler ile ilgili AİHM bizzat Türkiye'ye gelerek şikayetleri araştırdı ve delil topladı" dedi.

Zaman aşımı kıskacı

JİTEM, Musa Anter, Temizöz davası, Lice ve Kulp'ta sivil yurttaşların katledilmesi ve birçok hak ihlali davaları gibi birçok davanın zaman aşımına uğramayla karşı karşıya kaldığını dile getiren Elçi, "Hala bu suçların kapsamlı ve etkili şekilde soruşturulmasında bir siyasi iradeden söz edilemeyeceği gibi, hakikat, adalet ve ağır suçların soruşturulamaması sorunu sadece geçmişin bir mirası değil, aynı zamanda günümüzün de bir sorunu ve gerçeğidir. Roboskî Katliamı'yla ile ilgili soruşturmada askeri savcılık; 'suç yok, sorumlu da yok' diyerek kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir" diye konuştu.

25 kişilik toplu mezar

Özellikle cesetlerin aranması, toplu mezarların açılması ve kimliklerin tespitinde dünya deneyimlerinin kendileri için yaşamsal önem arz ettiğini vurgulayan Elçi, uzun ve zorlu çabalar sonunda, önümüzdeki günlerde 1994 yılında savaş uçaklarının bombardımanıyla katledilen 25 kişinin toplu olarak gömüldükleri bir mezarın açılışını ve kimliklerin tespiti işlemini yapacaklarını paylaştı.
Elçi'nin konuşmasının ardından konferansın ilk oturumuna geçildi.

 DİHA AMED