En son Mêrdîn'de sergilediği Qêrîna Heftreng isimli sergide aşk, umut ve ilkyaz çiçeklerinin keder ve hüznünü meraklılarıyla buluşturan Reşan, ses, dil, avaz, şiir, stran, renk ve aşkın yok sayılıp yasaklandığı dünyanın en zor coğrafyasında resimleri ile yaşananları ifade etmeye çalıştığını kaydetti.
Reşan, "Renk ve resimlerimle bu onurlu yürüyüşün içinde olmak istedim. Gördük ki, ses ve çığlıklarımız insanlığın köhne vicdanında karşılık bulamıyor. Özgür bir gelecek için ısrarımızı ve yürüyüşümüzü sesin, sözün ve rengin hükmüyle geçtiği her yerde sürdüreceğiz" diye belirtti. Yapmış olduğu resimlerdeki ilhamını Kürt halkına mal olmuş Baba Tahirê Üryan, Ehmedê Xanê, Melayê Cizîrê, Evdalê Zeynikê, Memduh Selim Begê, Meryem Xan ve Karapetê Xaço gibi bilge insanlardan kalan miras doğrultusunda işlemeye çalıştığını belirten Reşan, Kürt bilgelerinden devir aldıkları bayrağı taşıyabildiği yere kadar taşıyacağını ve gelecek kuşaklara teslim edeceğini vurguladı.

Çizgiler halkın psikolojisine dayanır

Resimlerini yaparken Kürdistan'da yaşanan travma ve tarihsel kaynaklardan beslendiğini söyleyen Reşan, bugünlere kadar gelen bu anlayışın, ruhlardaki çölleşme ve çoraklaşmaya karşı Kürt halkına biçilen role bir başkaldırı olduğunu dile getirdi. Yaptığı çalışmanın içlerdeki insanı ıslah etme ve güzelleştirme çabası olduğunu ifade eden Reşan, "Müziğin, resimlerin, heykellerin, şiirlerin her biri ahlak, vicdan ve insanlık etiğinin oluşması sürecinde her biri önemli bir enstrümanıdır. Toplumsal farklılıklar, çelişkiler, çatışmalar acılar ve savaşlar olmasaydı, sanat ve sanatçı bu erdemli yürüyüşe belki de çıkmayacaktı. Adalet, hak ve eşitlik sanatın varlık nedeni olagelmişti. Sanatın belirgin çizgileri, halkın yaşayışına, sosyo-ekonomik yapısına, geleneklerine, karakter ve psikolojisine dayanır" diye konuştu. 


Sanatı sadece gerçeklik ilgilendirir
Sanat ve sanatçının asıl işlevinin bilineni değil, yok sayılanı, saklı tutulanı, gizli kalanı açığa çıkartmak olduğunu ifade eden Reşan, sanatın birine yaranmak gibi bir derdinin olmaması gerektiğini vurgulayarak, sanatın sadece gerçekliği ilgilendirdiğini dile getirdi. Resimlerine Kürt tarihini, edebiyatını ve sanatını nakşettiğini ifade eden Reşan, gittiği kentlerin tarihsel ve mitolojik açıdan ya da yaşanan bir hikayeyi okuduktan veya dinledikten sonra resime dönüştürdüğünü söyledi.

Ceylanlarımız çok güçlü koşar

28 Eylül 2009'da Amed'in Licê ilçesinde havan mermisiyle bedeni parçalanan 12 yaşındaki Ceylan Önkol'ün ölümü üzerine yıllardır bir anne olarak acı çektiğini ifade eden Reşan, özellikle bedeni parçalanan Ceylan'ın parçalarını yerden toplayan annesi Saliha Önkol'un feryadının bir anne olarak kendisini inanılmaz derecede etkilediğini dile getirdi. Bunun üzerine Ceylan'ın annesinin yaşadığı acıyı resmettiğini anlatan Reşan, tuvale nakşettiği resmi şu şekilde ifade etti: "Yırtıcı bir hayvan Ceylan saldırıyor. Ayağı taşa tökezleyen Ceylan katledildi. Yoksa Ceylanlarımız çok güçlü koşarlar. Bombanın patladığı yerde Ceylanın oyuncakları kaldı."

Roboski barış güvercinleri

Türk savaş uçaklarının yaptığı bombardıman sonucu 28 Aralık 2011 yılında Roboskî'de katledilen 34 sivil yurttaşa ilişkin çizdiği resmi değerlendiren Reşan, genç Roboskîli çocukların cenazelerin yanı başında meyve vermeyen bir ağaç olduğunu ve cenazelerinin birer çelenk olduğunu ifade etti. Reşan, "Roboskî'de katledilen çocuklar bizim çiçeklerimizdir. Kürdistan coğrafyasında yetişen ters laleler olarak bunu tanımladım. Kürt kadın, çocuklarına Dicle ve Fırat nehirlerinden süt vererek besliyor. Güneşin çocukları parçalanmış güvencinler gibidir. Güneşe yüzünü çevirmiş halk olarak barış istiyor" diye anlattı.


ENGİN EREN/DİHA/MÊRDÎN