Kürdistan halkı tarihte belkide uzunca bir aradan sonra ilk kez bu denli büyük bir toplumsal ulusal mücadele yürütüyor. Dünyada eşi benzeri görülmemiş bir özveri, fedakarlık ve direngenlikle dünyanında hayranlığını kazanarak adeta tarih yazıyor. Destan yaratıyor. Dünyanın hiç bir başka ülkesinde ve toplumunda kadınların büyük katılımının olduğu bir mücadele görülmemiştir.
Dünyada kadınların ilk kez yoğun olarak katılım gösterdiği ve cesur bir direniş gösterip kahramanca savaştığı ülke ve halk Kürdistan halkı ve Kürt kadını olmuştur. Demek ki zor süreçler büyük mücadelelerle kazanılıp tarihe mal oluyor. Özellikle de kadını savaşan toplumun büyük kazanacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın. Tabi ki burada esasen kazanım derken sadece bunu askeri ve taktik anlamda değil, daha çokta yeni bir felsefe ve yeni bir yaşamı kazanmaktır. Çünkü bu verilen mücadele esas olarak bugüne kadar dayatılan bu köleci zihniyet ve düzene karşı veriliyor.
Kürt halkı'nın yaşadığı ağır tarihsel şart ve koşullar ve Ortadoğu geleneksel geri kalmışlığı söz konusu olunca, genelde toplumun özelde de kadının adete insan olmaktan çıkarıldığı bir durum söz konusudur. Dolayısıyla da bu koşullarda ancak toplumsal özgürlüğün daha çokta kadınların yoğun katılımıyla kazanılacağı gerçekliği var. Çünkü en çok kadın ezilmişse, en çokta kadının direnmesi gerekiyor. Tabi bu, erkeğinde seyretmesi anlamına gelmemeli. Zaten Kürtler kadını ve erkeğiyle omuz omuza mücadele ediyorlar. Söylemek istediğim, kadının verdiği mücadelenin erkeğin verdiği müdaleleyle aynı düzeyde olması hatta bazen onu bile geçmesidir. Bu hem nicel hemde nitel olarak böyledir. Özgürlük hareketi hem nicel hem de nitel olarak büyük bir örgütlülük ve mücadeleyle Kürt toplumuna her bakımdan büyük bir sıçrama gerçekleştirip Kürt toplumunu tarihte hak ettiği yere getirecektir. Bu devrim sadece Kürtleri değil, bütün Ortadoğu'yu yeniden şekillendirip dünyayı yerinden oynatacaktır. Çünkü büyük savaşanlar büyük kazanırlar.