
Bir annenin, oğlunun ölüm haberi karşısında, “ben ağlamayacağım, ama ülkem kurtulduğunda sevinç gözyaşı dökeceğim” demesine anlam vermek, gerçekten de mümkün mü? Ya da böylesi bir annenin duygularını, ruhunun derinliklerinde saklı duran gerçek dünyasını çözümlemek, beyninde yaşadığı fırtınaları anlamak, her kalp atışında yaşamın yedi rengini bulmak ve bunları insan olmanın en derin hali olan varoluş bilincinin keskin hatında anlam vermek mümkün mü?
Belki de “mümkündür” diyenler olur, ama bence mümkün değildir. Mümkün değildir çünkü bazı şeyler vardır kutsaldır, kutsal olduğu için de tabudur, tabu olduğu için de sırdır ve sır olduğu için de anlaşılmaz, bilinmez ve sadece ama sadece anlam dolu, doğrular ve düşler dolu bir iman gücüdür…
Bazı şeyler bilinse anlamını yitirir, doğasını, maneviyatını, varoluş halini kayb eder. Ve dolayısıyla normalleşir, her şey ve her hal gibi olur. Biliyoruz ki her şey, her hal ve normal olma durumu olan ‘şey’lere anlam vermek, onların hakikatını izlemek de mümkün olmaz… Peki sırrı çözülmemiş ‘şey’ler mı anlamlı, yoksa sırrı çözülmüş, her şeyiyle ortada olan ‘şey’ler mı? Elbette ki ‘bazı şeyler’in mutlak anlamda sırrı çözülmemeli, büyüsü bozulmamalı, onlar efsunlu, gizemli kalmalı’ diyeceğiz. Ki her şey maddi ve bedenin merkezine değil, bazı şeylerin ruhun ve ‘mani’nin düşler dünyasına bağlanabilsin…
Eğer bundan birkaç gün 22 yaşındaki YPG’li Dilşad Amed’in, yani Ali Narin’in annesi Vesile Narin’in oğlu Dilşad’in şahadet haberini duyduğunda; “oğlumun şahadetine ağlamayacağım, Ama Kürdistan özgürleşince ağlayacağım” haykırışını bir bütün olarak anlamış olsaydık ve o haykırışının kutsallığını ayrıntılı olarak çözebilseydik sanki anlamsal olarak biraz yara almış olacaktı. Tabi ki derin bir yurtseverlik bilinci ve ülkeye karşı duyulan sınırsız bağlılığın gereği olarak atılan bir haykırış olduğunu biliyoruz. Ama bence o sözlerde, o haykırışta anlamı derin ama sırrı tam çözülememiş boyutları vardır. İşte o anlaşılmayan boyut onun tabusu, onun kutsallığı, onun‚ ‘mani’sal yanıdır. Bence de tabu olarak, kutsallık olarak kalmalı ve bir sır olarak onunla birlikte toprağın derinliklerine gitmelidir.
Vesile Narin’in duygularını çözmüş, etinden, kanından, canından olan oğlunun şahadetine karşı duyduğu derin ve sınırsız acıya rağmen “ağlamayacağım, ama Kürdistan kurtulduğunda zafer için ağlayacağım” haykırışını anlamış olsaydık eğer, onun çığlığı da herkesin çığlığı gibi ‘normal’ bir çığlık olacaktı. Oysa‚ ‘normal’ bir zamanda, herkesin herkes gibi olduğu bir çağda yaşamıyoruz. Gerçek ile yalanın, doğru ile yanlışın, anlam ile anlamsızlığın iç içe olduğu bir zamanda yaşıyoruz. Bu nedenel Şehit Dilşad Amed’in annesi Vesile Narin’in haykırışının büyüsü bozulmamalı ki, anlam derinliği hep derinliklerde kalsın, hakikata duyduğu sınırsız inancı hep varoluşunun en gizli yerinde saklı dursun, katlanması zor olan evlat acısına karşı göstermiş olduğu yıkılmaz duruşu hep kutsal kalsın…
Evet, Vesile gibi anneleri, Seyid ve Haşim gibi babaları yaratan Kürt ulusu ve Kürt halkı yeniden doğuyor kendi küllerinden. Ateşten gömlek giymiş bu ulus ve bu ulusun özgürlükle susamışlığını gideren halkı hergün yeniden doğuyor Dilşad Amed’lerin, Helin Demirkol’ların, Slav’ların kutsal kanlarından. Dökülen her damla kan, toprağa düşen her beden bu ulus ve halka binlerce kez yeniden hayat veriyor…
Artık ölüm yok Kürt ulusuna, Kürt halkı artık Ortadoğu’da parlayan bir yıldız, Zuhal sofrasında bağdaş kuran ve halklara özgürlük vadeden öncü bir halktır… Bu halk acılarını bilincine kazıyarak, çocuklarının ruhlarını yarının güzel günleri için maya yaparak, bölünmüş ülkesi olan Doğu, Batı, Güney ve Rojava parçalarını evlatlarının kanıyla yoğurarak yeniden birleştirmenin onurunu yaşıyor…
Ey gafiller, Ey kendilerini beş paraya pazarlayan yobaz takımı,
Ey Allah adına can alan, kan döken, kadınların bedenlerini kirleten günahkarlar,
Ey yalancı fetvalarla halkın malına, mülküne ve namusuna göz diken münafıklar,
Ey çabulcular, katiller, caniler,
Ey ‘Allah Allah’ nidalarıyla Kürt halkını katleden sahte müslüman IŞİD gruhu Kürt ulusunun, Kürt halkının, Kürt kadınları ve Kürt gençlerinin muzaffer yürüyüşünü durduramayacaksınız!