Ağrı Sulh Ceza Hakimliği, HDP'nin 1 Kasım seçim beyannamesi broşürlerine el konulmasına karar verdi. HDP Eşbaşkanı Yüksekdağ, kararın hukuk kepsamında değerlendirelemeyeceğini belirterek, hükümsüz olduğunu söyledi. HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen, HDP'nin seçim kampanyasını sürdürmesinin imkansızlaştırılmak istendiğini söyledi. Bilgen, Türkiye'nin bir yol ayrımına zorlandığını belirtti. HDP, karara itiraz etti.

Ağrı Sulh Ceza Hakimliği, HDP'nin 1 Kasım seçim beyannamesinde yer alan "öz yönetim" vurgusunu gerekçe göstererek, seçim beyannamesi kapsamında hazırlanan broşürler hakkında toplatma kararı verdi. Aydın'da HDP üyelerinin seçim çalışması yaptığı sırada Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tebliğ edilen karar doğrultusunda seçim beyannameleri toplatılmak istendi. Savcılık tarafından tebliğ edilen tutanak HDP'liler tarafından imzalanmadı. 

Ağrı Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen karar şöyle: "HDP Genel Merkezi'nce bastırılan ve içeriğinde 'Bütün halkların farklılıkları ile birlikte kendi iradesi ile yaşamasından yanayız. Doğrudan demokrasiye inanıyoruz. Kendimize de karşı yerel demokrasiyi de, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinin yerinden yönetilme yani öz yönetimi savunuyoruz. Valimize, kaymakamımızı kendimiz seçmek istiyoruz. Bunun için bir kez daha inadına HDP' ibarelerini içeren broşürlere Ağrı Sulh Ceza Hakimliği'nin 16 Ekim 2015 tarihli ve 2015/1570 Değişik iş sayılı kararı ile el konulmasına karar verildiği bildirilmiştir."


HDP itiraz etti

HDP, broşürler hakkında “örgüt propagandası” iddiasıyla verilen koyma kararına itiraz edildi. HDP İl Eşbaşkanı Hanım Yıldırım ve parti yöneticileri, parti avukatıyla birlikte hazırladıkları dilekçeyi Sulh Ceza Hakimliği’ne teslim etti. Adliye çıkışında itirazlarına ilişkin bilgi veren Av. Olcay Öztürk, öncelikle Sulh Ceza Hakimliği’nin verdiği kararın, sadece sorumluluk alanında yer alan kent merkezi için geçerli olduğunu, bu karar gerekçe gösterilerek başka yerlerde broşürlerin toplanamayacağının altını çizdi. 

Mahkemeye yaptıkları başvuruda, broşürlerin “basılmış eser” kategorisine girmediğini, bu nedenle kararın yasal dayanağı bulunmadığını belirttiklerini söyleyen Avukat Öztürk, “El koyma kararını gerek Anayasa’nın gerekse AİHS’nin ifade özgürlüğü ile ilgili maddeleri ışığında irdelediğimizde broşürde dile getirilen düşünceler siyasi bir partinin görüşleridir. Şiddet ve şiddete teşvik edici herhangi bir ibare içermemektedir. Özü itibariyle merkezi yönetimin eleştirisi ve alternatif olarak yerel yönetimlerin güçlendirilmesini savunan ifadeler yer almaktadır”dedi.

AİHM’de Türkiye’nin ifade özgürlüğü nedeniyle en çok mahkum olduğu davaların TMK ve TCK’nin “örgüt propagandasına” ilişkin açılan ceza davaları olduğuna dikkat çeken Öztürk, bu emsaller ışığında da el koyma kararının ifade özgürlüğünün ihlali niteliğinde olduğu değerlendirmesi yaptı.


Yüksekdağ: Yoruma bile gerek yok

HDP Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ, Çukurova programı kapsamında dün Adana'nın Ceyhan ilçesinde yerel basın mensupları ile bir araya geldi. 7 Haziran'dan sonra Türk Cumhurbaşkanı yönetiminde darbe yalıpdığını belirten Yüksekdağ, partilerinin seçim beyannamesi hakkında mahkeme tarafından "toplatma" kararı verilmesiyle ilgili sorulara da yanıt verdi. Kararın gerekçesini oluşturan beyannemedek ilgili kısmı tekrarlayan Yüksekdağ, kararın siyasi olduğunu ve bu nedenle de yorum yapma gereği dahi duymadığını ifade etti.


Bilgen: Çalışma imkansızlaştırılıyor

Ağrı Sulh Ceza Hakimliği'nin toplatma gerekçesi yaptığı beyannamedeki "öz yönetim" vurgusu, yıllardır HDP'nin Parti Tüzüğü'nde de yer alıyor. HDP'nin Parti Tüzüğü'nde ulusların özgür ve demokratik birliği ilkesi çerçevesinde, demokratik özerklik dahil olmak üzere halkların ihtiyaç duyduğu çeşitli yönetim biçimlerinin tartışılması öngörülüyor. Toplatma kararının, 1 Kasım seçimlerine giderken HDP'nin sadece katliam, baskı ve saldırılarla karşı karşıya olmadığını, aynı zamanda yargının da kuşatması altında olduğunu gösterdiğini belirten  HDP Parti Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, "Gerekçe gösterilen öz yönetim bir haktır. Gerçek katılımcı doğrudan demokrasinin modern dünyadaki somut karşılığıdır. Bunu savunmayı bile yasaklamak Türkiye'yi bir yol ayrımına zorlamaktır. Bir siyasi partinin evrensel hukuka göre suç kabul edilmesi imkansız bir hakkı savunmayı engellemek aslında seçim çalışması yapmasını imkânsızlaştırmaktır. Türkiye demokrasinin ne kadar göstermelik olduğunu ortaya koymak için bu karar tek başına yeterlidir. Milyonlarca broşürün bulunduğu ev ve iş yerlerini de basmak, hatta broşürleri internetten okumuşları bile fiilen suçlu kabul ederek gözaltına almak geldiğimiz noktanın son aşaması olabilir" dedi. 


HABER MERKEZİ