Chiapas, Meksika ve Latin Amerika özelinde pek çok halkın kaderinin özeti gibidir: Şiddet yoluyla halka baskı kuran egemenlerin hikâyesi ve bu baskıya karşı bir direniş başlatan, aradan geçen yıllara rağmen de direnmeye devam eden halkların tarihi... Yeter! “(Ya Basta!)” çığlığının dünya çapında yankılanmasına vesile olan ve halklara destek amacıyla, EZLN’i kuran Chiapas’taki Zapatist toplulukları bugünlerde görkemli bir sanatsal etkinliğe ev sahipliği yapıyor. Yakın zamanda Zapatist Ulusal Kurtuluş Ordusu EZLN’nin 20 yılı geride bırakan direnişini kutlamak için düzenlenen şenlikte binlerce kişi bir araya geldi.

Devrimci hareketlerde sanatın ve hayal gücünün rolünü vurgulamayı amaçlayan bu sanatsal etkinlikte, eski Portekiz sömürgelerindeki bağımsızlık savaşçılarının geleneksel danslarından Meksikalı sanatçıların resimlerine kadar çok sayıda kültürel etkinlik düzenlendi. Gerilla grupları sahneye çıkıp şarkılar söyledi ve geleneksel danslarını sergiledi. CompARTE adı altında yapılan kutlamalarda devrimci hareketlerde sanatın, devrimci kültüre etkisi ve örgütlenmedeki yeri ve önemine dair çok sayıda forum, söyleşi düzenlendi.

Binlerce kişinin katıldığı Chiapas’taki kutlamalara Eski Kara Panter Partisi Kültür Bakanı ve sanatçı Emory Douglas de katılarak destek verdi. Emory Douglas, 2012 yılında düzenlenen, Kara Panterler ile Zapatistlerin mücadelesindeki ortaklıkları ortaya koymaya çalışan Zapantera-Negra sergisi için daha önce de Chiapas’a gitmiş ve yerli topluluklarıyla atölyeler düzenlemişti. 

Sahneye çıkan EZLN Komutan Yardımcısı Moisés Galeano ise devrimci hareketlerin sanata yaklaşımı konusunda manifesto niteliğinde bir konuşma yaptı. 
Komutanlar, “Kimse sanata emir veremez” başlıklı bildiride düşüncelerini şöyle ifade ettiler: “En kötü koşullar altında dahi insanlığın son kalesi olan özgürlüğün içini dolduran başka bir kavram varsa, o da sanattır. Biz Zapatistler sanat ve kültür emekçilerine ne zaman ne yaratacaklarını söyleyemeyiz, söylemeyiz, böyle bir şey aklımızın ucundan bile geçmez. Onlara hangi konuyu işleyeceklerini dayatmayı tahayyül bile etmeyiz; isyan eden halkları meşruiyet aracı olarak kullanıp ‘kültür devrimi’, ‘realizm’ gibi, aslında ‘iyi sanat’ın ne olduğunu belirleme derdindeki polisleri gizleyen kavramlar öne sürmek de aklımızdan geçmez. Sanatçılar, biz Zapatistler için sanat; insanlığın umududur, sanat bir militan hücre değildir. En zor zamanlarda, hayal kırıklığının ve güçsüzlüğün doruğa çıktığı anlarda, insanlığı yüceltmeye ve insanlara umut aşılamaya kadir tek şey, sanattır.’’ 


 KÜLTÜR SERVİSİ