İngiltere Gündemi


Geçtiğimiz Mayıs ayındaki genel seçiminin ardından iktidara tek başına gelen Muhafazakar Parti hükümeti, sosyal yardım, sağlık ve vergilendirme gibi hizmetlere ilişkin planladığı bütçe kesintilerini tüm hızıyla devam ettiriyor. Öyle ki her gün bir kesinti ötekini takip ediyor. Hedef belli 12 milyar Sterlinlik sosyal yardım kesintisi. Hükümet halka, 2020 yılına kadar bütçe açığını kapatacaklarını sözünü verdiğinde sanırım hiç kimse bu açık kapatma hedefinin hükümetin ülkeyi sadece kesintiler ve ekstra vergilendirmeye tabi tutmakla gerçekleşebileceğini tahmin etmiyordu. 

Sosyal devlet politikalarını kısıtlamanın ve devlet yetki alanlarını daraltmanın ekonomi büyüme için gerekli olduğunu düşünen ve zaten sağ politikalarını uygulamaktan da geri durmayan hükümeti daha da sağa doğru itiyor. Miras vergisinde gösterdikleri müsamaha tepki çekse de hükümeti aldığı karardan vazgeçirtmiyor. Bu hafta açıklandı. Sadece 500 bin Sterlin üzerinde mirasa konan kişiler vergiye tabi olacak. Altındakiler vergiden muaf. Bu hükümetle zenginler yine yaşadı. 

Hükümet işine geldiğinde sözünü tutmamakta da beis görmüyor. Başbakan Cameron’un vergiden muaf çocuk bakımı ve 3-4 yaşlarındaki çocuklara ücretsiz 30 saatlik bakım sözünü tutmaması sadece bazı hükümet muhalifleri tarafından hatırlatılıyor. Geri kalanlar sus pus. 

Yunanistan gibi ülkelerde kemer sıkma politikaları halkı Syriza gibi sol bir oluşuma yönlendirirken, İngiltere’de sağa kayışa ses çıkartan bir çoğunluk yok. Ancak İşçi Parti lideri Jeremy Corbyn sola can veren bir nefes gibi. Sadece hükümete karşı değil, kendi partisi içerisindeki sağ eğilimlere meydan okuyup sosyalizmi her defasında dillendiriyor. İşçi Partili 232 vekilden 148’i hükümetin sosyal yardım kesintilerini desteklediğini açıklamıştı. Ancak Corbyn’e göre, bu kesintiler ekonomik bir gereklilik değil politik bir tercih. 

Corbyn, "Corbynomics" olarak adlandırdığı ekonomi politikaları arasında kesinti politikalarına tamamen karşı çıkıp enerji sektörünün ve demiryollarının kamulaştırılması gerektiğini savunuyor. Ayrıca vergi kaçakçılığıyla mücadele ederek ödenmeyen vergileri toplamaya odaklanması gerektiğini savunurken de en zenginlerin en fazla vergi vermelerini destekliyor. Bir de Ulusal İskoç Partisi'nin muhalafetini görmek gerekir. Muhafazakar Parti'nin kemer sıkma politikaları ve AB’den çıkma planları İskoçya’yı her geçen gün biraz daha bağımsızlığa doğru itiyor. 

Bütçe kesintilerinden en çok etnik azınlıklar etkilenecek. Yapılan araştırmalara göre İngiltere’de yaşayan etnik azınlık gruplarına mensup aileler sosyal hizmetler ve kamu yardımı kesintilerinden diğer gruplara göre yüzde 200 daha fazla etkilenecek. Ki bu da ülkedeki etnik eşitsizliği beraberinde getirecek. Yine sivil toplum örgütü Oxfam’a göre ülkede 2020 yılına kadar 1.5 milyon yetişkin ve 800 bin çocuk daha yoksulluk sınırının altına düşecek. Bu rakam İngiltere’deki neredeyse her dört çocuktan biri demek oluyor. İngiltere’deki gelir eşitsizliği hızla artacak gibi. 

Hükümetin gerek ekonomiyi büyütme sözünü tutamaması gerekse AB’den çıkarak çuvallaması durumunda 2020 seçimlerinde İngiltere’nin Jeremy Corbyn önderliğinde bir sol oluşuma destek vermesi işten bile değil. Zira bazı halkların sola inanması için en dibe batmaları gerekmektedir.