Ronahi PENABER (Songül ŞAHİN) yoldaşın anısına…



Nicedir dalgın değil bakışlar

Yürek yakan

Can acıtan haykırışlar

O suskun ve kırgın gökyüzü de yok

Özlüyorken anlamıştık ayrılığı

Ne acı olduğunu

Ne çok incittiğini 

Özlerken öğrenmiştik kimsenin gitmediğini

Her birinin yüreğin derinliklerinde yer edindiğini

Her şeye rağmen 

Özlemi sevdik

Çünkü anladık ki

Özlemek en anlamlı duygusudur insanın


Dolunaylı bir zaman diliminde gitmişti. Şimdi yine öylesi bir zaman dilimine doğru ilerliyor nefesler. Anısını ay gülüşüyle, badem gözleriyle bütünleştirip dünün soğuk zamanlarından arındırarak, yarının umut dolu sokaklarında dolaştırma sözümü yineliyorum. Biliyorum, hatırladıkça ihanet uzak duracak benden, yetersiz de olsa, hasretle bezenmiş yoldaşlığım anlam bulacak. Bundan işte bugün Ronahi’yle başlatmak istiyorum günümü. Elimdeki kaçak çayı güneşin doğuşu eşliğinde tüm yoldaşlarımın anısına yudumlayıp yaşayamadığımız, yürekte saklı kalmış umutlarımızı anımsamak istiyorum. 

Gidenlere diyorum bir vakit. Giderken gülerek, bir an olsun tereddüt etmeden ölümlerin üzerine yürüyen ve gidişleriyle binlerin gelişine vesile olanlara sunuyorum yüreğimin derinliklerinde biriktirdiklerimi. Esen rüzgarın serinliğinde, hafif bir tebessüm eşliğinde bir bir gözlerimin önünden geçer yoldaşlarım. Tebessümler içinde nemlenen gözlerime dokunmam, bırakırım, aksın isterim en derinden. 

Her yanı özgür yaşam arayışçılarının umutlarıyla bezenmiş bir aydan geçiyoruz. Haziran derler adına. Kürdün bağrında en acı verici bir o kadar gurur yaşatıcı bir aydır Haziran. Gulan’la, Sema’yla, Zilan’la ve her birinin özlem ve hayalleriyle büyüyen bir aydır Haziran.

Bu ayda yıldızlar daha berraktır. Pususu, tozu yoktur. Gökyüzü olabildiğine nettir. Dolunaylı geceleri ömürlere bedeldir. Her anında bir anlam saklıdır. Tarihe damgasını vurmuştur. 

Ronahi diyorum, ah Ronahi! Haziranın dolunaylı bir zaman diliminde, gülüşünü şafaklara asıp giden güzel gözlü, yüreği sevgi dolu yoldaşım. Haziranda, bir 'hoşça kal' demeden, sözlerini tüm vedalardan arındırmış halde ve her zamanki gibi tebessümlü bakışlarıyla ölümsüzlerin özgürlük kervanına katıldı Ronahi. 

Şimdi her yönüyle Haziranlı, ay kokulu bir zaman diliminden geçiyoruz. Tarih 14’ü işaret ediyor, saatler ise sabaha doğru diyor. Şafak söktü sökecek. Bir mahkumun azad olması gibi, nicedir içimde tuttuğum gözyaşlarımı bırakırım en derinden. Doğmakta olan güneş ışınlarıyla temasını sağlarım. Doğan güneş ışınları doldurur içimi, arındırırım tüm özlemlerimi. Özlemlerimin kutsallığında sözlerimi tazelerim. 

Bir an, çok kısa bir an giderim o dolunaylı geceye. Son bakışını hatırlar, tebessümü gelir yerleşir en önüne hatıralarımın. Bir kayaya sırtını dayamış halde, dolunayın dolgun yüzüne bakıp bakıp mırıldandığı türküyü getiririm aklıma. Türküsüne eşlik edip, heyecanına katılmak istiyorum. Yok, tüm cesaretimi toparlayıp zorluyorum yüreğimi. Ama bir düğüm gibi tıkanıyor boğazımda sözcükler. 

Bundan belki de, hala o türküyü getirince aklıma ya da duyunca herhangi bir yoldaşımın dilinden, suspus olurum. Tıkanır boğazımda sözcükler, boğacak gibi olur. Ağırlık yapar, daralır göğsüm, bedenim soğuk terler atar.

Ben yine, her şeye rağmen gülüşüne sığınırım Ronahi’nin. Sabahın bu serin vaktinde gülüşüyle ısıtırım bedenimi ve yüreğimi. "Dikkat et kendine, sağ salim geri gel" deyişi yankılanır kulaklarımda. "Sen de…" demeden gözleriyle cevap verir, kaygılarıma merhem oluşu takılır bakışlarıma. 

Ben döndüm. Her ne kadar bedenimde açılan ağır yara kapanmamak üzere yüreğime sıçrasa da, ben sözümü tuttum, döndüm. Bin ölümden beter bir dönüş olsa da, ben döndüm. Yarım kalmış umutlarımızı dolunayın aydınlığında kutsamak için döndüm. 

Hayallerinde hedeflerimi anlama kavuşturur, Dersimlere tırmanır, Munzurların soğuk sularından tadarım. Şimdi esen rüzgarın kanatlarına taktığım özlemlerini bırakıyorum havaya. Biliyorum, ulaştıracaktır özlemini çektiğin o diyarlara, yoldaşlarına. Ve özlemlerinle onlarca Ronahi doğacak…

Tanrıçalaşan Zilanlar özgür yaşam çığlığımızı haykırıp dosta düşmana ulaştıracak. 

Semalar ateşin kutsallığında amaçlar tazeleyip özgür yaşamın yolunu aydınlatacak. 

Gulanlar, tanrıçaların özgürlük mekanı dağları dolduracak. Ve özgür yarınlar hiç olmadığı kadar bize yakın ve yaşanılır olacak. Kim ne derse desin, bugün yaşadığımız bu günler yoldaşların çıkarsız, karşılıksız mücadelesiyle anlama kavuşacak…

Ronahi! Çıkarsız, karşılıksız yaşama bağlı, tereddüt etmeden ölümlerin üzerine yürüyecek kadar cesaretli yoldaşım Ronahi…

Adı gibi, kendi gibi, yüreği gibi, bakışları gibi aydınlık yüzlü yoldaşım Ronahi… Her mevsim bana umudu müjdeleyen badem gözlü yoldaşım Ronahi…

Bu günümü seninle başlattım. Umutlarınla, hayallerinle, özlemlerinle büyüttüm. Dersim'le, Munzur'la, dağlarla anlama kavuşturdum. 

Gittikçe yükselen güneş, sıcak ışınlarıyla ısıtıyor tüm canlıların içini. Canlılar, yeni bir güne merhaba demenin heyecanı ve mutluluğu içinde güneşe karşı selam durmuş halde. Ben de bu senfoniye katılır, oturduğum kayanın üzerinden güneşe karşı durur, gözlerimi kapatıp rüzgarın serin esintisiyle içime derin nefesler çekerim. Her nefes alışımda sen doldurursun içimi, gülüşünle dolar yüreğim ve bakışlarınla buluşur gözlerim. Ben her şeye rağmen sen olurum, bulurum kendimi.


Gün, 

Güler yüzlü güneşi selamlama zamanıdır

Gün, 

Kanayan yarasına ülkemin

Özgürlük merhemini sürme zamanıdır 

Tüm çocuk umutlarını da alarak yanı başımıza 

Karanlık ve puslu şehrin sokaklarını yara yara, 

Dağlardan esen serin yelin peşine takılma zamanıdır