Bir Kürt, sanatçı ve Özgürlük Mücadelesini bir neferi olarak, zaman, zaman halkımın geçmişteki inancına saygısızca saldıran barbar düşünceli, despot ve sahtekar İslam kisveli AKP’lilere, kısa bir tarihi hatırlatma yapmak isterim. Bu halk o topraklarda insanlık var olduğu günden beri var ve senin münafıkça inanıyorum dediğin İslamiyet’te de bu halkın yaratımı olan kültürden, inançtan etkilendi. İkide bir, “bunlar Zerdüşt’ü”  diyerek aslında kendi kültürsüz, lümpen ve tarihi bilgiden yoksun olduğunu vurgulayan bu suçlama, biz Kürtleri sadece daha da öfkelendirir. Evet, bugün Kürtler büyük oranda İslama inanıyor ama onlar gönülden, çıkar beklemeden, rol yapmadan, münafıklaşmadan bu inancı yaşıyor. AKP ve uzantısı IŞİD vahşeti ise İslami inanca en büyük zararı veriyor, onu terörize ediyor. Yinede siz düşünce yoksunu sahtekar, münafıklar kısa bir tarihi hatırlatma yapmak isterim. 

Kadim Kürt halkı, tarihler boyunca doğayı, insanı, aydınlanmayı esas alan inancını hep korudu, koruyor, adı değişse de halkımız bu insanca yaşama olan sevdasını bugün Özgürlük Mücadelesini içinde sürdürüyor. Nedir bu Zerdüşt dediğiniz? Oysa herkes kısa bir zaman dilimini ayırıp şöyle bir kısa araştırma yapsa, bu güzel insani yaşam felsefesi ve de uzantısı olan Êzîdî, Alevi, Ehli Haq, Yarasan felsefesini ne deli insanca bir yaşamı savunduğunu, yaşadığını anlayacaktır.    

Ehli Haq inancının ibadet yeri “Cemxane”, kuzeyli Alevi Kürtlerin Türkçeleştirerek, Cemevi ile aynı anlamdadır. Yarsan dini törenlerini yönlendiren pir’dir, Alevilik ve Êzîdîlikte olduğu gibi. Pir karşısında oturulup dua edilir “Birayî Yarî” adı verilen bu tören ile her kes kardeştir inancı pekiştirilir. Kardeşlik, Yaredanlık, Kirvelik hepside aynı anlamdadır. Ehli haqta Tanrı, Xwe adı verilen “Xwewendkar” ya da Yezdan’dır. Êzîdîlik’teki “Meleke Tawus”, Ehli Haq da, “Bunyamin” ki bu Zerdüştlükdeki Zerdeşt ile aynı alama gelir. Alevilik de bu kelime “Xidir veya Xizir” olarak yorumlanır. Örneğin, Goran Kürtler dua gibi tekrarladıkları “Ya Xizir Zindûwa” yani (ey canlı olan Xidir) anlamına gelir, Kakiler “Ya Dawud” da derler, Alevi Kürtler de “Ya Xizir” der. Ehli Haq inancında yedi melek vardır. Pir Bunyamin (Cebrail), Pir Musa (İsrafil), Pir Dawud (Mikail), Pir Mustafa (Azrail), Rezbar en büyük melektir ve kadındır. Altıncı melek Şah İbrahim ve son melek Babayadigar’dir. Alevilik’deki yedi Abdal, bu meleklerin farklılaşan isimleri gibidir. Ehli Haq inancıdan, Tanrı yeryüzünde dört melek, yedi Abdal ve yetmiş iki Pir ile temsil edilir. Bu pirler yeryüzünde yaşayan kavimleri, ulusları temsil etiği söylenir. Pir sözcük kökeni, işlev ve anlamı Zerdüşt inancından geliyor ve Ehli Haq, Alevilik ve Êzîdîlikte de aynı anlam ve ad ile sürerken, Araplar bunu İslam da Seyid olarak değiştirmişlerdir.                        

Ehli Haq (Ehli Hak) inancını en yoğun nüfusunu olduğu Kürdistan bölgeleri, Loristan, Şerezor, Kermanşah, Hewreman, Hamedan, Kerkük, Musul ve Kürdistan dışında ise, Azerbaycan, Afganistan, Hindistan, Pakistan ve İran’dır. Afganistan ’da bu inanca tabi olanların büyük çoğunluğu Kürt’tür ve onlara “Zikri” denilmektedir. Mezari Şerif şehrinde yaşayan bu Kürtler bin yıl önce Kürdistan’da göçe etmeye zorlanmış Zerdüşt Kürtlerdir. Ehli Haq inancını hac yeri, “Pîrdîwar” denilen Hewreman bölgesindeki Sûwan nehir havzasında bulunan yerdir. Bu geniş vadi güneydeki Helepçe kentinden başlayıp, Pîrdîwar’a kadar uzanır, Hewreman’ın bu alanı sert ve asi dağlarla çevrilidir. Burayı ve Munzur vadisini görürseniz ne çok bezediklerini, hatta aynı olduğunu göreceksiniz. Sultan Îsahak bu nehir üzerinde buluna Pîrdîwar köprüsüne yakın yerde yaşamıştır ve bu yer Hewreman alanındaki Şêxan köyüne yakındır. Her yıl binlerce Ehlî Hak inancına mensup insanlar Newroz günü bu yeri ziyaret ederler. Sultan Îshak’ın 21 Mart günü doğduğuna inanılır ve Zerdüşt de 21 Mart’ta doğmuş, bu bezerlik bir tesadüf olamaz

Ehli Haq inancında “Tenasûh” yani reenkarnasyon (ruh gücü) inanılır ve bu yüzden tüm insanlar bir anlamda akraba, kardeş olarak görülür. Her insan bedeni öldüğünde, ruhu bir başka bedene geçer. Bu olay ölümden sonraki yedinci günde gerçekleştiğine inanılır. Bir ruh bu geçişi bin bir (1001) defa tekrarlar ve bin birinci Tenasûh den sonra artık o ruh Tarı ruhunun içinde yer aldığına inanılır. Bu inancın sonucunda şu anlamı çıkarmak mümkün, her insan tanrıdan bir parçadır. Ehli Haq inancına göre beden ölümlü, ama ruhun ölümsüzdür. Ölüme üzüntü duyulup ağlanmaz, öleni büyük bir sevinçle uğurlarlar. Ölenin evinde Cem düzenlenir, mezar başından eve değin tambur-tef çalınarak melodik şiirler okunu. Ölenin dünya zorluklarından kurtulduğuna ve yaptığı doğru veya yanlış, güzel ya da çirkin yaşam sürecine göre ruhunu bir sonraki yaşamda farklı bir beden geçtiğine inanılır. Ölüm bir anlamda özgülük olarak tanımlanır. Cennet ve cehennem yoktu, her insan bu iki olguyu da, yaşam pratiğindeki yaşadığı bedenin yaptığı günah ve ya sevaplarla yaratır.  

Ehli Haq felsefesi, rüyaların yorumunu da, çok ilginç bir şekilde açıklamaktadırlar. Rüyaların, insan ruhunu önceki bedenlerde iken yaşadığı, gördüğü, Êzîdîliği ve de tanıdığı insanlar olduğuna inanılır. Örneğin bazen ilk defa gördüğümüz bir kişi veya yerleşim yerini çok bildik, tanıdık olarak görüyor olmamızı, bu ruh reenkarnasyon un’da kaynaklandığına inanırlar. 

Kadın tıpkı Zerdüşt felsefesinde olduğu gibi, erkekle eşit, hata birçok konuda daha üstünü yetenekleri olduğuna inanılır. Zaten en büyük meleğin kadın olması bunu kanıtıdır. Çok eşli evlilik yoktu, her insan eşit haklara sahiptir. Erkeklerde sünnet yapılır, bu bir temizlik ilkesidir. 

Güneş, ateş veya çıra yakmanın kutsallığı aydınlıktan gelmektedir. Zerdüşt felsefesindeki karalık ve aydınlık ilkesi Ehli Haq, Êzîdî ve Alevilikte de vardır.