KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, ikinci aşamanın “esas çözüm aşaması” olduğunu belirterek, Türk tarafının tutuk tavrına işaret edip yapılması gerekenlerin henüz yapılmadığını söyledi. Yol temizliğiyle neleri kastettiğini özetleyen Karayılan, yasal ve anayasal beklentilerini izah etti. Karayılan, yaklaşan seçimlere işaret ederek, sürecin selameti açısından hızın öneminin altını çizdi.

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan, KCK Yürütme Konseyi üyeleri Cemil Bayık, Sabri Ok, Ronahi Serhat ve Sozdar Avesta, Gazeteci Hasan Cemal’e konuştu. T24’te yayınlanan röportajda, Karayılan ve Konsey üyeleri, barış süreci ve yapılması gerekenler konusunda görüşlerini paylaştı. Hasan Cemal’in yol haritasının aşamalarıyla ilgili sorusunu yanıtlayan Karayılan, yaptıklarını özetleyerek, Türk Hükümeti’nin tavrını sorguladı. Birinci aşamada yaptıklarını tarif eden Karayılan, “Ateşkes kararı ve uygulaması, çekilme kararı ve uygulaması, bunlar bizim yaptıklarımız. Her ikisi de yürüyor. 8 Mayıs’tan bu yana beş grup geldi. Son günlerde aşırı yağıştan dolayı aksamalar var. Önümüzdeki ay tekrar hızlanır. Bir zaman vermek yanlış… Ama çekilmede ana halka bir - iki ayda biter” dedi.
İkinci aşamaya “esas çözüm aşaması” olarak niteleyen Karayılan, şöyle devam etti: “Hükümet kısa zamanda bir yol temizliği yapabilirdi. Bunların arasında KCK’lilerin serbest bırakılması var. Çıkanlar henüz çok az. Ayrıca hapiste hasta olanlar var. Onlar bırakılabilirdi. Ama nedense devlet kendini sıkmış bekliyor. Neden acaba? Yine Terörle Mücadele Kanunu öne alınabilirdi. Çünkü bu kanun Kürtler için bir tür sıkıyönetimdir. Paketler açıldı, örneğin 4. yargı paketi. Ama bunlar yetersiz. (Cemil Bayık da Karayılan’ın bu açıklamasının altını çiziyor.) Sonra Seçim Kanunu değiştirilebilir, baraj düşürülebilirdi. Yine Siyasi Partiler Kanunu değiştirilebilir, örneğin hâlâ ceza konusu olan, Kürtçe siyasi propaganda yasağı kaldırılabilirdi. Bunların hiçbiri yapılmadı şimdiye kadar.”
Karayılan sözü daha sonra, yine ikinci aşama çerçevesinde yer verdiği ve anayasal sorun diye tarif ettiği yeni anayasa konusuna getirdi. “Anayasa tekçi değil, çoğulcu olmalı” diye söze başlayan Karayılan, yeni anayasada ana dilde eğitim hakkının önünün açılması, etnik vurgudan arındırılmış yeni bir vatandaşlık tanımının yapılması gerektiğini söyledi. Gazeteci Hasan Cemal, Anayasa konusunda Karayılan’ın söylediklerini şöyle özetledi: “Öyle bir yeni anayasa olmalı ki, Türkiye’yi demokratikleştirirken Kürt inkârına da son verecek, Kürt halkının varlığını ve özgürlüğünü kabul edecek, Türkiye’de yaşayan diğer inanç gruplarının, mezheplerin eşitlik ve özgürlüğünü de sağlayacak yeni bir anayasa lazım.”
Sözü anayasada Türklük ve Kürtlük konusuna getiren Karayılan, şunları söyledi: “Anayasaya Türk yazılmasına karşı değiliz. Anayasa toplumsal bir sözleşmedir. Gerçek bir anayasa bir toplumun aynası olmalıdır. Bütün toplumu yansıtmalıdır. Eğer Türklüğü yazacaksa Kürtlüğü de, diğer inanç gruplarını da yazmalıdır. Hiçbir inkârın olmamasıdır önemli olan.”
KCK Yürütme Konseyi Sabri Ok da bu noktada söz alarak, şunları ekledi: “Eğer anayasada Türklük denecekse Kürtlerden de bahsedilir. Kürt realitesi de anayasa içinde yer alır. Ya da tüm kimlikler nötrleştirilir. Anayasa etnik vurgudan arındırılır. AKP öyle anlaşılıyor ki, muhalefetten, MHP ve CHP’den gördüğü tepkilerden dolayı bu konuyu gündeme tam olarak getirmekten kaçınıyor.”
Karayılan yeni anayasa konusunda yine toplumsal rahatlama konusuna sözü getirdi ve ekledi: “Yeni ve demokratik bir anayasada her şey Türklükle izah edilmemeli. Türklükle izah etmek bir inkar siyasetidir. İnkar oldu mu baskı ve şiddet geliyor, ‘hepiniz Türksünüz’ siyaseti geliyor, asimilasyon geliyor. İşte analar ağlıyorsa, askerler ölüyorsa, Türkiye ekonomisi bunlardan zarar görüyorsa bunların altında bu inkâr siyaseti yatar. Bakın devletin bugüne kadar; ta 1925 Şark İslahat Planı’ndan, 1935 İsmet İnönü raporundan başlayarak Kürtlerin asimilasyonunu, Türkleştirmeyi öngören 10 temel raporu vardır. Devlet 90 yıldır tüm enerjisini Kürtleri eritmeye harcadı. Ama olmadı, yapamadı.”
 
Bayık: Zihniyet değişmeli

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Cemil Bayık, devletin ve AKP hükümetinin dil ve üslubunun hala değişmediğine dikkat çekerek, “Bir taraftan barış geliyor ama Kürtlerin inkârına dayanan algı, üslup ve dil hâlâ değişmiyor.  Bülent Arınç’ın ‘Kürtçe medeniyet dili değildir’ demesi, ‘Cehennemin dibine gitsinler’ deyişi, ‘eşkıya’, ‘terörist’ bütün bunlar yaratılmış Kürt algısıdır. Kürtlere bakışın yanlışlığını ve bakışın düşmanlığını yaratan bugüne kadar izlenmiş olan devlet politikasıdır… Ulus-devlet çözüm olmadı Türkiye’de. Kürtleri asimile etmek olmadı, bu dikişler tutmadı. Bugüne kadar yaşanan çatışma ve acılar da bu inattan kaynaklandı. Yeni bir anayasa ile işte bunlara son vermek gerekir ve bu anayasada sadece bir etnisiteyi değil, sadece Türklüğü değil, toplum içindeki bütün çeşitliliği görmek gerekir. Bunun için de hem anayasanın, hem yalnız anayasanın ve yasaların değil, zihniyetin de değişmesi şart” dedi.

Ok: Kürtleri kendilerini yönetsin

Sabri Ok yeni anayasa çerçevesinde “idari konu”yu da gündeme getirdi. Anayasada merkeziyetçilikten kesinlikle kurtulmak gerektiğini, Kürtlerin de kendilerini yönetebileceklerini söyledikten sonra şöyle dedi: “Ben seni yöneteyim, yönetmeye devam edeyim olmaz. Kürtler de kendilerini yönetsinler. Merkeziyetçilikten uzaklaşarak kendi kendini yönetmeye dönük yeni bir biçim formülasyon bulunabilir yeni anayasada…”
 
Akil insanlar iyi oldu

Murat Karayılan, ‘Akil İnsanlar’ın çalışmalarının kötü olmadığını, iyi olduğunu belirtirken, bir noktaya daha değindi. Bugüne kadar Kürtlere yapılmış olan haksızlıkların, Kürtlere dönük inkar siyasetlerinin Türk halkına daha iyi anlatılması gerektiğini ve barış açısından bu noktanın büyük önem taşıdığını vurguladı.
Karayılan, bu konuda Türk Başbakan Erdoğan’ın 2005 yılı Ağustos ayında Amed’de yapmış olduğu “Kürt sorunu bizim de sorunumuzdur. Devletin de bu konuda yanlışları vardır” içerikli konuşmasına işaret etti. Karayılan, Erdoğan’ın bu konuşmasını daha da ileri götürmesi halinde Türk kamuoyunun barış konusunda çok daha kolay ikna edilebileceğini söyledi.

‘Önderliğin özgürlüğü’

Cemil Bayık, yol haritasının ikinci aşamasıyla ilgili olarak değerlendirme yaparken, bu çerçevede “Önderliğin özgürlük konusu”nun ele alınması gerektiğini söyledi. Karayılan da “Önderliğin özgürlük konusu”nun kendi içinde aşamalı olarak ele alınmasının doğru olacağını belirttikten sonra şunları söyledi: “Önderliğin hapishane koşullarının düzeltilmesi ve dışarıyla daha rahat ilişki kurması, çözüm sürecinin derinleştirilmesi açısından önem taşıyor. Önderlik bizlerle daha kolay ilişki kurabilmeli.”
Bu noktada Cemil Bayık, Öcalan’ın sadece Kandil’le değil, çözüm için tüm ilgili kesimlerle görüşebilmesi gerektiğine dikkat çekerken Karayılan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün çözüm süreci, Başkan Apo merkezli yürüyor. Bunun için Kandil’den bir heyet, bir KCK heyeti de, BDP heyeti de, Akil İnsanlar da, akademisyenler, gazeteciler, sanatçılar da Önder Apo ile görüşebilmeli.”
Bunun üzerine Ronahi Serhat kadın heyetlerinin de İmralı’ya gidebilmesi gerektiğini belirtti. Bu arada Cemil Bayık, “Güney Kürdistan’dan da bir heyetin, Alevilerin de İmralı’ya gidebilmesinin” taşıdığı öneme işaret etti.
 
Seçim baskısı

Karayılan, zaman baskısı olduğunu, seçimlerin yaklaştığını belirterek bu ikinci aşamanın ne zamana kadar tamamlanabileceği sorusuna şöyle yanıt verdi: “Evet, süre daralıyor. Seçim sath-ı mâiline giriliyor. Seçimlerden önce bitmesi lazım bu ikinci aşamanın, yani yasal düzenlemelerinin ve yeni anayasanın…”

İSTANBUL