
Geçen hafta görüşe çıktığımızda ailelerden öğrendik. Getirilen kitapları kapıda almamışlar. Artık verilmeyecekmiş. Bize gelen kitapları iki yolla alıyoruz. Ya aileler kendileriyle getiriyor ya da kargo yolu ile gönderiyor. Artık ikisi de yok.
İşin iç yüzünü öğrenmek için aynı gün kitap biriminden bir görevliye ulaştık, OHAL kapsamında son çıkan kararnamelerle bu kitap yasağı da gelmiş. Genelge örneğini istedik. Hala verilmiş değil.
Altı arkadaşımızın 6 Mart 2016 tarihli özgürlük eyleminden sonra idare hemen ilk gece kütüphane olarak tesis edilen iki yere el koymuş ve yaklaşık sekiz bin kitabımızı çalmıştı. Yoğun bir eylemlilik sürecinden sonra kitaplar alınabildi. Hemen ertesinde kişi başına on adet sınırlaması getirildi. Başka şeyler de oldu. Adında Kürt, PKK, özgürlük vs. geçen tüm kitapları otomatik elediler. Yasaklı deyip ya da idare inceleme adı altında vermedi. Bin bir sıkıntı, zorluk çıkardılar.
Şimdi ise kökten çözüm getirmişler. Zindana kitap girmeyecek deniliyor. İki haftadır da verilmiyor ve alınmıyor. İncelemede olan kitaplarımız da verilmedi. Tabi yasağın kapsamadığı kitaplar da var. Kitap biriminin aktardığına göre OHAL boyunca sadece “Kur’an-ı Kerim” ve “Ders kitapları” verilecekmiş.
Eğer bunları istersek sorun yokmuş!
Devletin, özelde de zindanların kitap nefreti bir başka. Müthiş bir korku var. Siyasilerin elinin değdiği sıradan bir romana bile çok farklı yaklaşılıyor. Uzun bir zamandır rutin ve özel aramalar yapılıyor. Arama sırasında ellerinde yasaklı kitap listeleri var. Listede yüzlerce kitap var. Hemen hemen hepsi de kendilerinin damgalayıp, emniyetin olurunu alarak verdikleri kitaplar. Verip üç gün sonra toplamaya geliyorlar. Kafalar epey karışık. Hele “Aram Yayınevi” ise zaten topla. Ne olduğuna bakmaya gerek yok. Geçenlerde Mardin zindanında bir şafak operasyonu ile yapılan aramada Aram’a ait ne varsa alınmış. Aramfobia denilebilecek hastalığa dair bir iki mesele aktarmak istiyorum. Durumun vehameti daha iyi anlaşılsın…
Birkaç ay evvel yine bir arama sırasında jandarmanın biri odada bağırmaya başladı:
“Komtanım Komtanım! Ran yayınları var burada”
Daracık odaya sıkışmış asker – gardiyanlar hemen odaya yöneldi. Ben de yöneldim. Ran yayınları nedir diye merak etmekteyim. Daha önemlisi askeri bu kadar heyecanlandıran adeta düşman kuvvetlerinin enigma şifrelerini çözmüş gibi gururlandıran şeyi öğrenmek istiyorum. Baktım bir roman. Aram yayınlarından çıkmış. Asker “Ran” diye okuyor. Ellerine alıp incelediler. Geri bıraktılar. Askerin gözü hala kitapta sanki birazdan patlayacakmış gibi bakıyor romana. Aynı aramada kitaplara dalan bir asker kendisini kaybetti. Eline aldığı bir şiir kitabını sayfa sayfa çevirmeye başladı. Sanırım sevdi ve ezberlemeye çalışıyordu. Arama biraz daha sürse orada bitirecekti. Komutan dedikleri ızdabut durumu farketti. “Lan olum ne yapıyon. Aram yayını olduğunu görmüyon mu? Bırak çabuk…”
İşte bu tarihi müdahale ile bir asker daha Aram’a maruz kalmaktan son anda kurtuldu! Komutanın zaferi gerçekten büyüktü.
***
Son dönemlerde çeşitli zindanlarda ne tür vahşet uygulamaların hayata geçtiği basına yansıyor. Çok yoğun ve sistematik hak ihlalleri var. Tüm dayatmalar OHAL ile kalıcılaştırılmak isteniyor… Gerçekten merak ediyorum, şimdi kitapları yasakladılar. Peki bir sonraki adım ne?
Tüm kitapları havalandırmada toplayıp yakmak mı?
Tüm kitaplara şafak operasyonları ile el koymak mı?
Kitap okumaya ceza kesmek mi?
Hepsi mümkün. Neticede kitap nefreti evrenseldir ve diktatörlüğün şanında var. Olmazsa sahiden eksik kalırdı. Yani özetle diyorlar ki ideolojik kaynaklar yerine Kur’an oku. Dostoyevski okuyacağına ders kitapları oku.