Medet SERHAD

Bazı olaylar vardır ki insan ne demeli, nereden başlamalı, nasıl ele almalı pek bilemiyor. Bütün dünya koronavirüsü hastalığı ile evlere hapis olmuşken, uluslararası çözümler ararken, bütün bilim insanları devreye girmişken ve halen bir çözüm bulunamazken, Kürdistan’ın güneyinde Karox dağ silsilesi ile Qendîl’in güney cephesindeki Zerne Kêwi dağ silsilesinin kesiştiği ara yerde olan Zînî Wertê’ye Peşmergenin konumlandırılmasıyla yeni bir gerilme yaşanıyor.

Mesrur Barzani’nin bölge hükümeti adına yaptığı açıklamada; “Peşmergeler korona ve kaçakçıların geçiş güzergahından dolayı o alana gönderilmiştir” diyor. Alanı tanımayanlar için bu açıklama makul ve normal olarak görülebilir. İnsanlar ilk bakışta şöyle diyebilir; ciddi bulaşıcı bir hastalık var ve her hükümetin yaptığı gibi Kürdistan Bölgesel Hükümetinin böylesi bir tedbir almasından daha doğal ne olabilir ki. Ama işin özüne indiğimizde durumun hiçte böyle olmadığını herkes rahatlıkla görebilir. Bunu anlamak için de Zînî Wertê alanının jeostratejik ve jeopolitik durumunu bakmak yeterlidir.

Qendîl’i dost düşman herkes tanır ve ne anlama geldiğini de iyi bilir. Qendîl’in tam karşısında, Ranya ilçesinin arkasında Zernê Kêwi silsilesi Karox dağına doğru uzanır. Ne ilginçtir ki 2000 yılında uluslararası komplonun hemen ardından yerli işbirlikçi güçler yine Qendîl alanında bulunan gerillalara saldırmış ve Şehit Rüstem ya da diğer adıyla Rüstem Zeydan da bir gerilla komutanı olarak burada kahramanca direnerek şahadete ulaşmıştır. Bu sebepledir ki gerillalar Zernê Kêwi alanına Şehit Rüstem Tepesi derler. Dağ silsilesi insan yürümesi ile 5-6 saatlik mesafededir. Araçla da yaklaşık bir buçuk saattir. Bu silsilenin bitiminde bir ara boşluk vardır. Bu boşluk Zînî Wertê’dir. Zînî Wertê’den sonra Karox dağ silsilesi başlar ve Diyana kasabasının güneyinde Zap-Avaşin sularının birleşip çoğaldığı alanda sudan dolayı bir kesinti oluşur. Sudan sonra Garê dağlarına geçersiniz. Buradaki dağ silsilesi Akrê Şehrinin Kuzeyinden Xêrê dağının silsilesinden Çemankê kasabasından Xabur Nehrine kadar uzanır, dağın güneyi ise Şengal’in Laleşê Nurani dağına geçer ve oradan Dohuk şehrinin tepesine gidersin. Bu Zînî Wertê'nin sadece batıya bakan yönüdür. Kuzeyinde Qendîl, Balayan, Şexnasır, Helgurt, Xakurkê, biraz aşağıda Çiyayê Barzan, güneyinde Ranya şehri ve ovalarına kadar uzanan yerleşim alanları bulunur.

Diğer bir konu da Mesrur Barzani’nin söylediğinin aksine Zînî Wertê’den geçen herhangi bir ticari ve kaçak yol güzergahlarının olmamasıdır. Buradan geçen yol Baas rejimi döneminde askeri operasyonlar amacıyla yapılan yollardır. Resmi olarak İran ve Irak sınırı olan ama aslında Başûr ve Rojhilatê Kurdistan sınırına da çok uzaktır. Kaçakçıların oraya gelmeleri için Çoman, Heciumran ve Qesrê kasabalarının asayişini ve güvenlik güçlerini geçmesi gerekir ki, bu da pek mümkün görünmüyor. Tüm şehir ve kasabaların giriş ve çıkışlarında zaten asayişin kontrol noktaları bulunmaktadır. Dolayısıyla kaçakçılar için yapıldığı iddia edilen bu asayiş noktası gerçeği yansıtmamaktadır. Yine Korona gerekçeleri de oldukça gülünçtür. Eğer Koronavirüsü havadan keşif uçağıyla uçurulmuyorsa, Zînê Wertê’nin coğrafik olarak böylesi bir risk taşıması mümkün değildir. Her iki durumda da açığa çıktığı gibi Mesrur Barzani Kürdistan’ın işgaline kılıf uydurarak halkın aklıyla dalga geçmeye çalışmaktadır. Rahmetli Kemal Sunal’ın bu tür olaylar için kullandığı bir repliği vardı “axam benle eyleni!”

Peki, o zaman niye Zînê Wertê’ye gelip yerleşilmek isteniyor? Sözü dolandırmaya gerek yok. Tek amaç var: o da Apocu Hareketi yani Kürdistan özgürlük gerillasını kuşatmaya alarak çatışmalı bir durumun zeminini yaratıp faşist Türk sömürgeci devletinin Qendîl işgal planını gerçekleştirmesine ön ayak olmaktır. PDK böylesi bir planı tek başına yapabilir mi? Bunu yapacak gücü ve askeri niteliği var mı? PDK’nin ne bunu kaldıracak gücü ne de gerilla karşısında durabilecek askeri niteliği vardır. Bunu nereden mi biliyoruz? 1992, 1996 ve en son 2000’lerde yapılan saldırılardaki sonuçlardan biliyoruz. Hepsinde PDK, sömürgeci Türk devletinin maşası olarak kullanıldı. Suçsuz Peşmergeler Türk askerlerine kurban edildi. Gerçekte PDK’nin arkasında farklı güçler olmazsa bırakalım böylesi bir şeye kalkışmayı, aklından dahi geçiremez. Çünkü Kürdistan özgürlük gerillalarının 40 yılı aşkındır yürütmüş oldukları muazzam mücadelenin ve yenilmezliğinin bizzat şahidi olmuşlardır. O yüzden PDK’nin buradaki rolünün maşa gibi kullanılmak olduğunu iyi görmek gerekiyor.    

Bu nedenle yurtsever ve demokrat çevrelerin PDK’ye (KDP) yapacakları çağrıların PDK’nin nazarında hiç bir değeri yoktur. Yoktur çünkü oraya Peşmergeyi getirten T.C’dir. Çünkü faşist şef Erdoğan, Barzani ailesini ekonomik olarak göbekten kendisine bağlamıştır. Bu sebeple de sömürgeci Türk devletinin PDK’yi avucunun içine alarak yönlendirmesi gayet anlaşılırdır. PDK’yi kendisine maşa yapan sömürgeci Türk devleti YNK’yi de bu tuzağa çekerek Kürtler arasında bir çatışmalı durumu yaratmayı amaçlamaktadır. Bununla Kürdistan’ın, Kürdistan özgürlük gerillalarının ve Yurtsever Peşmergelerinin DAİŞ’e karşı dünyada kazandıkları pozitif atmosferi tersine çevirmek istemektedirler. Burada çok ince bir soykırım politikası izlenmektedir. Bir yönüyle hem gerilla ve Peşmergeyi birbirine kırdırtacaklar hem de dünya halklarının gözünde kazandıkları değeri ve saygı ortadan kaldırmaya çalışacaklar. Diğer yandan da direnişin kalesi haline gelen Qendîl’in dünya çapında yarattığı imajı Kürtlerin eli ile darbelemeyi deneyecekler. İşte bu sebeplerden kaynaklı Zînî Wertê önemli bir yere sahip.

Faşist şef Erdoğan’ın büyük Osmanlı hayallerini bilmeyen yoktur. Bu güne kadar hangi yolu denediyse de bir türlü padişah olmayı başaramadı. Ne Şam ve Halep’te Cuma namazı kılabildi, ne Musul-Kerkük’ü bir Türk sancağına dönüştüre bildi ne de Fizan’a sürdüğü askerlerini sağ çıkarabildi. Yaptığı tüm planlarda hüsrana uğrayan faşist şef, bu sefer de yenilen pehlivan güreşe duymazmış misali Qendîl kuşatmasına girişmek istiyor. Başarısız faşist şefin planlarına göre; Zîne Wertê yoluyla Qendîl kuşatmaya alınarak PKK etkisiz hale getirilecek ve olası bir İran müdahalesi durumunda da Rojava benzeri bir tablonun Rojhilatê Kurdistan’da açığa çıkmasını engelleyecek. Böylelikle hayalindeki Turancılığı geliştirmenin yolundaki ilk engeli aşarak, Zînî Wartê den Çoman üzeri Mahabat hattından Neqede’ye geçerek Zencan’a ulaşacak oradan da Hemedan ve Tebriz’i ele geçirecek. Yani Mahabat’ı da içine alarak Makû-Ermenistan sınırına varacak oradan da Naxçiwan’la birleşerek kafasında çizdiği haritayı tamamlayacak.

Tabi bunlar faşist şefin hayalleri. Bu hayallerinin önünde engel olarak gördüğü Kürtleri de yeminli düşmanı olarak gördüğünden "Kürt’ün ölümü benim varlığımdır” diyor. Peki, PDK’nin bunu bilmemesi mümkün mü? Belki de herkesten çok PDK, faşist sömürgeci Türk devletinin gerçek yüzünü biliyordur. Şex Abdul Selam Barzani Osmanlı’ya karşı direndi ve Osmanlı’nın eliyle idam edildi. Melê Mustafa Barzani ailesiyle birlikte Diyarbakır’da sürgün ve hapse mahkum edildiler. Bağımsız bir devlet için yapılan referanduma karşı tepkisini gösteren faşist şef Erdoğan “vanaları kapatırsak açlıktan ölürsünüz ne bağımsızlığı” dedi. Hem geçmişe hem de bugüne baktığımızda sömürgeci Türk devleti Barzanilerde dahil hiçbir zaman Kürt halkının dostu olmamıştır. Tersine bulduğu ilk fırsatta Kürtleri bir kaşık suda boğmak için her şeyi yapmıştır.

Zînî Wertê’de yaşananlar YNK, PKK ve PDK sorunu değil, sorun doğrudan yaşanan 3. Dünya Savaşında emperyalist ve sömürgeci güçlerin Kürdistan halkına karşı geliştirdikleri bir tuzak olduğu görülmelidir. Aksini algılamak büyük hata ve kayıplara yol açar. Peşmerge ve gerilla Kürt halkının onurlu ve özgür yaşamını kurumak için oluşan fedakâr ve fedai güçlerdir. Her ikisi de Kürt halkının belleğinde çok önemli bir yere sahiptir. Kemal Pirler nasıl ki Türk devletinin faşizmine karşı direndilerse, Şahap ve Enverler de Baas rejiminin faşizmine karşı direnerek şahadete ulaştı. Leyla Qasimlar nasıl ki onurlu bir yaşam için idam sehpasına başı dik yürüdüyse, Sakineler "yaşamak direnmektir" şiarıyla onurlu ve özgür bir yaşamın sürdürücüsü oldular. Hem Peşmerge hem de gerilla yeni Dersimler, Geliye Zîlanlar, Agirîler, Çarçıralar, Qirnê-Qalatelar, Helepçeler Enfaller olmasın diye savaştı ve savaşmaya devam ediyor. İşgal, saldırı, imha ve inkar politikaları var oldukça Kürt halkının her zaman gerillası, Peşmergesi de var olmaya devam edecektir. PDK’nin içine girmiş olduğu tutumu Barzani ailesinin yaklaşımı olarak ele almak gerekiyor. Peşmergeler, buna PDK Peşmergesi de dahil bu işgal harekatına karşı olduğunu defalarca söylemişlerdir. Dolayısıyla halkımızın ve yurtsever Peşmergelerin geliştirilmek istenen bu topyekûn imha konseptine karşı gerillayla yan yana, omuz omuza durmasının tam zamanıdır. Çünkü tüm Kürt halkı şunu çok iyi biliyor ki; gerilla olmadan ne federe devlet kalır ne de Kürt halkı.    

Zînî Wartê’de Şilerler yeşermeye başladı. Bu baharda Şilerler yine gerilla kanlarıyla sulandı. Şilerlerin boynu büküklüğüne ve utancına son verip özgürce göğe bakmalarını sağlamanın tam da zamanıdır.