Suriye’nin İdlib kentinde Perşembe gecesi ilan edilen ‘ateşkesin’ ardından, önceki gün bir Türk askeri gözlem noktasının vurulması, “Türkiye’nin bir yandan çetelere silah sevkiyatı, bir yandan da Rusya’ya koordinat” politikasını daha net bir şekilde gözler önüne serdi. Rus medyası da Erdoğan Suriye’de kendi oyununu oynadığını yazdı.

Kurtla parçala, çobanla ağla

Suriye’deki gelişmeleri yakından takip eden ANF Muhabiri Ersin Çaksu, dün yayınlanan analizinde şu ifadeleri kullandı: “İdlib’de silahlı gruplarına destek veren Türkiye, bir yandan da bu grupların koordinatlarını Rusya’ya veriyor. Silahlı grupların dün (önceki gün) Türk gözlem noktasını vurması; Türkiye’nin kurtla parçalama, çobanla ağlama siyasetini bir kez daha gözler önüne serdi. Rusya ve Suriye rejiminin bir buçuk aydır operasyon yürüttüğü İdlib’de son iki gündür Rusya, Türkiye, rejim ve rejim karşıtı grupla cephelerinde hareketli saatler yaşanıyor. Son 48 saatte; Rusya bölgede ateşkes sağlandığını duyurdu, silahlı gruplar bunu reddetti, dün (önceki gün) Türkiye’nin 10 nolu gözlem noktası vuruldu, Türkiye rejim bölgesinden 35 havanın atıldığını iddia etti. Rusya vurulan yerlerin koordinatlarının Türkiye tarafından verildiğini açıkladı, Türkiye ise bunu reddetti. Rusya ve rejim güçlerinin Hama’nın kuzeyinden karadan ve havadan İdlib’e doğru başlattığı operasyona ilk başlarda sessiz kalan Türkiye, NATO ve ABD’nin gizli-açık müdahalesi sonrası doğrudan silahlı gruplara destek vermeye başladı. İdlib’de Rusya ile ABD-NATO arasına sıkışan Türkiye’nin manevra alanı gittikçe daralırken, bölgenin kaderi aynı zamanda Rusya’dan alınması planlanan S-400 füze savunma sistemi ile ABD’den alınması planlanan F-35 savaş uçaklarının tercihine bağlı. Taraflardan yapılan resmi açıklamaların ötesinde sahada yaşananlara bakılınca; son 48 saatte yaşananlar kaynayan İdlib kazanının artık taşmaya başladığını gösteriyor.”

İdlib’de ilan edilen ateşkesin yeni bir durum olmadığını, iki haftadan fazla bir süredir Rusya, Türkiye ve Türkiye’nin desteklediği El Kaide’nin Suriye versiyonu Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) çeteleri arasında görüşüldüğünü belirten Çaksu, AKP-MHP yönetimindeki Türk devletinin bu ateşkes ile İstanbul’daki seçim sonrasına kadar rahah nefes almayı amaçladığını belirtti.

Analizde devamla şu ifadeler yer aldı: “Hama’nın kuzey kırsalı ile İdlib kırsalından rejimin bölgesine geçmek için yaklaşık 80 bin sivil vardı. Rusya, bu tahliyeleri Birleşmiş Milletler (BM) ve Batı’dan gelen eleştiriler karşısında kendi elini güçlendireceği ve operasyonun sonraki aşaması için psikolojik destek sunacağı için çok istiyordu. Hem sivillerin rejim tarafına geçmesi hem de ateşkes Rusya-rejim için iyi bir propaganda olacaktı. Ateşkes görüşmelerinde silahlı gruplar, rejimin aldığı bölgelerden çekilmesi ve hava saldırılarına son vermesini talep etti. Rusya ve rejim ise bu talepleri kabul etmedi. Türkiye ise en azından İstanbul seçimlerinde bir yol kazasına uğramamak için ateşkes olmasını istiyordu. Rus medyası, 13 Haziran saat 00.00’dan itibaren ateşkesin devreye girdiğini duyurduğu saatlerde silahlı gruplar, rejime karşı operasyon başlattıklarını duyurdu. Aynı saatlerde ise rejim ve Rus uçakları bölgeyi havadan vurmaya başladı.”

   

Morek-Zaviye gözlem noktası vuruldu

‘Ateşkesin’ ardından 13 Haziran günü ise TSK’nin, Hama’nın kuzeyindeki 10 nolu gözlem noktasına (Morek-Zaviye) noktası vuruldu. Türk Savunma Bakanlığı, Suriye rejim güçlerinin kontrolündeki bölgeden gözlem noktasına 35 havan atıldığı ve 3 askerin de yaralandığını açıkladı.  Ardından ise Rusya tarafından çok ilginç bir açıklama geldi.  Rusya Savunma Bakanlığı, 3 Türk askerinin yaralandığı saldırının “El Nusra’yı hedeflediğini, Türkiye’nin isteği ve Türkiye’nin verdiği koordinatlarla düzenlendiğini” açıkladı.

 

Rusya’dan kritik açıklama Türkiye’den yuvarlak cevap

Gazeteci Çaksu analizinde bu ilginç gelişme hakkında şuna dikkat çekti: “Buradaki kritik nokta “Türkiye’nin verdiği koordinatlar” ibaresi oluyor. Açıklamada, “Rus Hava Kuvvetleri, Türk tarafının verdiği koordinatları kullanarak, dört hava saldırısı düzenledi. Bunun sonucunda, çok sayıda militan ve Türk gözlem noktasına havan topu atmak için kullandıkları mevziler imha edildi” denildi. Rusya Savunma Bakanlığı’nın açıklamasından saatler sonra açıklama yapan Türk Savunma Bakanlığı ise, “Rus hava güçlerinin Türkiye’nin istediği koordinatlarda, teröristleri vurduğu haberlerinin gerçeği yansıtmadığı” iddia edildi. Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan resmi açıklamaya rağmen Türkiye Savunma Bakanlığı’nın açıklamasında buna değinilmedi ve “Bazı basın organlarında yer alan haber” şekline formüle edilerek, “Bazı basın organlarında yer alan, Rus hava güçlerinin Türkiye’nin istediği koordinatlarda, Türkiye’nin gözlem noktasına saldırı yapan teröristleri vurduğu haberi gerçeği yansıtmamaktadır” denildi.”

 

Rusya’nın ifşası Türkiye’yi tedirgin etti

Tabii Rusya, silahlı grupların koordinatlarının Türkiye tarafından kendilerine verildiğini resmi olarak ifşa ederek, Türkiye ile silahlı grupların arasını biraz daha açmak isteme hedefini de unutmamak gerekir. Türkiye’nin ise yarım ağız yalanlaması ise bundan duyulan tedirginliğin yansıması. Sahadaki kaynaklar ise Türk gözlem noktasının doğrudan silahlı gruplar tarafından vurulduğunu belirtiyor. Saldırının hangi grup tarafından yapıldığı konusunda da değinen kaynaklar, şüphelerin El Nusra öncülüğündeki Heyet Tehrîr El Şam (HTŞ) ile Ceyşül Izze üzerinde yoğunlaştığını belirtiyor. Türkiye’nin uzun bir süredir bir yandan silahlı gruplara destek verdiğini, diğer yandan da El Kaide’nin üst düzey isimleri hakkında istihbarati bilgiler ile koordinatları Rusya’ya verdiğini belirten kaynaklar,  El Kaide’nin (HTŞ) bu hamleyle Türkiye ile Rusya’yı karşı karşıya getirmeyi planlamış olabileceğini ifade ediyor.”

 

Sarut’un şüpheli ölümü

Çaksu, geçen hafta Hama’da yaralandıktan sonra Hatay’a kaldırılan ancak burada ölen Ceyşül Izze’nin askeri komutanı Abdulbasit El-Sarut’un şüpheli ölümüne de dikkat çekiyor.

Çaksu analizinde şu ifadeye yer verdi: “Abdulbasit El-Sarut’un ölümüne şüpheyle bakıldığı belirtiliyor. CIA ve Pentagon destekli Ceyşül Izze’nin içinden bir kanadın Sarut’un Türkiye’de öldürüldüğüne inandığı ve intikam alınması gerektiğini belirttiği ifade ediliyor. Sarut’un ölümü ya da öldürülmesi konusu şimdilik netleşmemiş olsa da Türkiye’nin Rusya’dan gelen “Türkiye İdlib’deki görevini yerine getirmiyor” baskısına karşı CIA ile Pentagon tarafından desteklenen bir grubun komutanının öldürülmesiyle baskıları savuşturmuş olabileceğini belirtiliyor. Ayrıca Hatay-Reyhanlı’da Sarut için organize edilen cenaze merasiminin de şüpheye mahal vermemek için yapıldığı ifade ediliyor.

 

Türkiye Rusya’dan müdahale istedi

Her iki iddia da henüz netleşmemiş değil. Ancak dün Türk gözlem noktasına yapılan saldırı sonrası Türkiye, Rusya’dan havadan müdahale etmesini talep etti. Türkiye’nin talebi sonrası Rusya ise sadece 10 nolu gözlem noktası değil, 9 nolu gözlem noktası etrafında da silahlı gruplara yönelik hava saldırıları düzenledi.”

Çaksu analizini şu ifadeyle noktaladı: “İdlib’de ideolojik olarak silahlı gruplarla, ancak çıkarları gereği Rusya ile birlikte hareket eden Türkiye, bölgede biraz daha zamana oynamaya çalışıyor. Türkiye’nin S-400 ve F-35 arasında, yani Rusya ile ABD arasında yapacağı tercih aynı zamanda İdlib’teki tercihini de doğrudan belirlemiş olacak. O güne kadar Türkiye’nin ikili oyunu devam edecek.”

 

HABER MERKEZİ

 
 

‘Esad-Erdoğan Kürt karşıtı ittifak yapabilir’

   

Rusya’nın önde gelen askeri-savunma blogu Voennoe Obozrenie'de  İlya Polonskiy imzasıyla yayınlanan makalede İdlib’de müttefik gibi görünseler de Rusya ve Türkiye’nin aslında birbirine düşman tarafları desteklemeleri irdelendi.  Erdoğan için “kendi oyununu oynuyor’ denilen yazıda, Ankara’nın ilişkileri düzeltme çabasında olduğu Şam’la Kürtler konusunda ittifak yapabileceğine dikkat çekildi. Makalede de özetle Türkiye’nin Şam’la olan ilişkilerini düzeltme çabası içerisinde olduğuna da dikkat çekildi.  Ankara ve Şam ilişkileri, gerilimli bir şekilde sürerken, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Suriye Ulusal Güvenlik Bürosu Başkanı Ali Memluk arasında kısa bir süre önce yapıldığı yansıyan görüşmenin bütün dünyada ilgi uyandırdığı ifade edilen yazıda, yine “Daha da ilginç olanı, Türkiye ve Suriye istihbaratlarının en azından 2016’dan beri temasta bulunuyor olmaları; bir MİT delegasyonu en azından 5 defa Şam’ı ziyaret etti” denildi.

Türkiye ve Suriye istihbaratlarının ortak noktasında öncelikle İdlib’deki durumun çözülmesi yer alsa da, bir diğer önemli noktanın Kürtler olduğu kaydedilen makalede, “Kürtlerle ilgili olarak Şam ve Ankara’nın ittifak yapabileceklerine de dikkat çekmek gerek, zira ne Erdoğan ne de Esad, Suriye Kürdistanı topraklarında bağımsız bir Kürt devletinin kurulmasından yana değiller” ifadeleri kullanıldı.  Bu nedenlerle İdlib’deki çatışmanın siyasi bir çözüm bulmanın çok uzağında olduğu vurgulanan makalede İdlib ve orada yaşayan halkın, Rusya ve Türkiye’nin yürüttüğü büyük siyasi oyunun rehineleri haline geldiği belittildi.