I.
Ekim Devriminin 100’ncü yıldönümüne yakınız.
Kapitalizm/emperyalizm, vahşi.
Dünya hiç bir dönem savaşsız bir süreci yaşayamadı.
İnsanlığın kaderiyle ilgili karar merkezler, daraltıldı.
Çetin bir paylaşım savaşının eşiğindeyiz.
Dünyanın tüm devletlerinden daha çok askeri harcama yapan ülkesi Amerika’nın kullandığı zor ile;
Dünya’nın en yoksul halklarından olan Kürtler, Asurlar. Ermeniler ve Araplar’ın bileşkeni olan, insanca yaşama hırsına dayalı zor, Rojava’da, ittifak yaptılar.
Bu, yeni oluşumlar açısından, hem dünya halklarının kaderini tayin etmeleri mevzuatında, bir yerde bir son, aynı zamanda bir başlangıçtır da.
II.
Noam Chomsky, "Amerika’nın hayali için, ölülerin ruhuna dua" olarak çevirebileceğim yakinen 200 sayfalık etkili eserinin kısa ön notunun sonunda, Amerika’nın hayalini, sosyal hareketlilik olarak ve yoksul olanların, çetin bir çalışma sonucu, refaha ulaşabileceği biçiminde yorumluyor.
Kastedilen şey, ücreti iyi olan iş sahibi herkesin, bir ev ve araba sahibi olabileceği ve çocuklarının eğitimini finanse edebileceği…
Ve Chomsky, bu hayalin tümünün çöktüğünü belirtiyor..
III.
Rojava’da (Reqa), zulüm ve terörizmden kurtuluş mücadelesinde, son olarak iki dava adamı yaşamlarını yitirdiler:
Biri, TİKKO Komutanı, Ermeni kökenli Nubar Ozanyan (14 Ağustos).
Diğeri, Minbiç Askeri Meclisi Komutanı, Arap kökenli Ednan Ebduleziz Ehmet (29 Ağustos).
Son tablolardan biri olan bu bileşkede, dünyada kapitalist köleliğe karşı merkezlerdeki hareketliliğin yeni bir görüntüsünü resimlemek mümkün.
Buna, dünyanın ileri kapitalist ülkelerinden gelen ve Rojava’daki devrime katılan onlarca sosyalist mücadeleciyi ekleyin.
IV.
"Tarihte Zor’un Rolü".
Bu da, Kürdistan’daki manifestolardan biriydi.
Egemenliğe son vermek üzere, bir karşı koyuşun hikayesiydi, bu kitap.
70’li yılların sonunda yazıldı.
15 Ağustos başkaldırışının teorik çerçevesini çizen eserlerden biri olarak kabul, gördü.
Bir 15 Ağustos’u daha geride bıraktık ve:
Reqa’daki mücadele, Ankara’yı sarsacak kadar etkili.
Tarih, biribirine iki zıt hareket olan Kuzey ve Güney Kürdistan Hareketleri‘ne, Zor’a karşı Güney Kürdistan’da aktüel durumda, müşterek bir duruş sergileme yükümlülüğü getirdi.
Güney Hareketi, kendisine zıt Kuzey Kürdistan Hareketi’yle orta devre bir stratejide anlaştığı ölçüde, Türk Kolonyalizmi’ne karşı başarı şansına sahip olacaktır.
Zor’u aşmak için zıtlar arasında ortak bir payda bulmak gerekiyor: Bu da tarihin zorunun emrettiği bir zanaat oluyor.