
AYM Başkanı’nın Kürtlere yapılan ayrımcılığı itiraf ettiğini belirten hukukçu Nuray Özdoğan ve Özgür Erol, açıklamanın aynı zamanda “Kürtlere yönelik yapılanları görmezden geleceğiz” anlamına geldiğine de işaret etti.
Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede “Can Dündar ve Erdem Gül kararını düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında, sokağa çıkma yasaklarını ise hak ihlali kapsamında değil, devletin milli güvenlik politikası çerçevesinde karar verdik” şeklindeki sözleri AYM’nin tutumunu gözler önüne serdi. Açıklamayı değerlendiren avukatlar Özgür Erol ve Nuray Özdoğan, AYM Başkanı’nın sözlerine tepki göstererek, bir kez daha “milli güvenlik” politikasının dışına çıkmayacağının itirafı olduğuna dikkat çekti.
Devletin güvenlik konsepti
Kürdistan’daki hak ihlalleri söz konusu olduğunda yüksek yargının devletin güvenlik konseptini öncelediğini, ihlal tespiti yapmaktan imtina ettiğini başvurucuların avukatları olarak başından beri ifade ettiklerini belirten Özdoğan, “AYM Başkanı bizim bu yorumumuzun ne kadar doğru olduğunu göstermiştir. Burada meseleye hak boyutuyla yaklaşmadığını görüyoruz” dedi.
AYM’ye yaptıkları başvurularda yaşam hakkının korunmasını istediklediklerini dile getiren Özdoğan, ancak AYM’nin devletin güvenlik zafiyetine yol açacağı kanaatiyle insanların ölümüne hukuki açıdan seyirci kaldığını ifade ederek, şöyle devam etti: “AYM Başkanı’nın sokağa çıkma yasaklarında karar verirken devletin güvenlik politikasını esas aldıklarına dair söylemleri, yüksek yargının hukuk devletini, insan haklarını, yaşam hakkını, güvenlik siyasetinden sonraya aldığının itirafıdır. Milli güvenlik konseptinin dışına çıkamadığının beyanıdır.”
Avukat Özgür Erol ise, “Siyasi iktidara dönük özellikle milli güvenliğin Kürtleri ilgilendiren kısmında ‘Biz yapılanları görmezden geleceğiz. Fakat diğer taraftan özgürlük işini sürdürüyor görünebilmemiz için verdiğimiz birkaç kararı da siz görmezden gelin’ diyor. Bu açıklamanın meali budur” dedi.
Kürtler kurban ediliyor
Erol, şunları kaydetti: “Nüfusu 120 bini bulan bir kentte valilik kararıyla sokağa çıkma yasaklarıyla bütün kent tüm haklardan mahrum bırakılıyor. Üstelik bu idari bir kararla gerçekleştiriliyor. Bunun üzerinde yüzlerce insan hayatını kaybediyor. İnsanların ve kentlerin güvenliğini kim sağlayacak. Bu insanların güvenliği neden ulusal güvenlik kapsamında sayılmıyor da, güvenliğe kurban eden bir yaklaşım sergileniyor” dedi.
DİHA/ANKARA