- İktidarın terör estirdiği ve salgınla baş başa bıraktığı Türk cezaevleri, kitlesel ölümlerin tehdidi altında.
Sadece siyasilerden 591’i ağır, bin 564 hasta ile birlikte kapasitesinin 66 bin üzerinde 300 bin tutsağın bulunduğu Türk cezaevleri patlamak üzere. Ağır hasta tutsaklar arasında 85 yaşındaki Mehmet Emin Özkan ve 70 yaşındaki Sitî Gören gibi isimler de var. Salgına karşı önlemleri de savsaklayan Türk hükümeti, bazı cezaevlerine su bile vermiyor.
İnsan Hakları Derneği (İHD) tespit edebildikleri kadarıyla, Türkiye hapishanelerinde 591’i ağır hasta olmak üzere toplam bin 564 hasta mahpus bulunduğunu açıkladı ve gerçek sayının çok daha yüksek olduğunu belirtti. İHD, alınması gereken önlemleri daha önce açıkladıklarını, ancak bu acil önlemlerin alınmadığını ve durumun giderek daha vahim bir noktaya gittiğini kaydetti.
85 yaşında ve ağır hasta
İHD’nin ağır hasta tutsaklar listesinde yer alan isimlerden biri de 85 yaşındaki Mehmet Emin Özkan. Amed’in Lice ilçesinde 1993’te 2 itirafçının ileri sürdüğü, ardından da geri aldığı ifadeleri doğrultusunda Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'a suikasttan sorumlu olarak tutularak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Özkan'ın tahliye edilmesi talebi reddedildi. Kalp, tansiyon, zehirli guatr, kemik erimesi, böbrek ve bağırsak bozuklukları, aşırı derecede kilo kaybı, duyma ve görme eksikliği gibi çeşitli sağlık sorunları bulunan; yeme, içme giyinme, banyo, tıraş, tuvalet ihtiyaçlarını tek başına karşılayamayan 24 yıllık tutsak Özkan'ın avukatı Serdar Çelebi, koronavirüs salgının yaşlı ve kronik hastalığı bulunanlar üzerindeki ölümcül etkisi nedeniyle müvekkilinin hayati tehlikesinin bulunduğunu belirterek, Adana Ağır 7. Ağır Ceza Mahkemesi ile Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurarak tahliye talebinde bulundu. Hem mahkeme hem de savcılık talebi reddetti.
Kaçma şüphesi varmış
Adana 7. Ağır Ceza Mahkemesi, adli kontrol tedbirleri uygulanarak Özkan'ın tahliye edilmesi talebini, "suça öngörülen yaptırımlara göre açıkça kaçma şüphesinin devam etmesi" nedeniyle reddetti. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı da Özkan'ın üzerine atılı suçun Ceza İnfaz Kanunu'nun Cumhuriyet Savcılığınca ertelenebilir cezalar için belirlenen 5 yıllık sürenin üzerinde olduğuna işaret ederek talebi reddetti.
Mehmet Emin Özkan ve ailesi, Lice'nin Sisê (Yolçatı) köyünden bulunan evlerinin güvenlik güçlerince 1992’de yakılması nedeniyle Mersin'e göç etti. Üç yıl geçtikten sonra "Örgüte yardım etmek" iddiasıyla gözaltına alındı. 2 itirafçının verdiği ve daha sonra "işkence altında" alındığını söyledikleri ifadelerinden vazgeçmesine rağmen Lice katliamı sırasında Tuğgeneral Bahtiyar Aydın'a yönelik düzenlenen suikasttan sorumlu tutularak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Özkan’ın cezaevinde olduğu 2013’te Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının, Tuğgeneral Bahtiyar Aydın dosyasının 20 yıllık zaman aşımına uğramaması için tekrar dava açması üzerine Aydın’ın JİTEM tarafından öldürüldüğü ortaya çıktı. Bu davanın üzerinden 6 yıl geçmesi ve ağır sağlık sorunlarına rağmen infazı durdurulmayan Özkan, halen cezaevinde tutuluyor. Erteleme ve tahliye talebi sürekli reddediliyor.,
70 yaşında ve hasta ama Kürt
Hasta tutsaklardan bir diğeri de Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) “Cezaevinde kalamaz” raporuna rağmen tahliye edilmeyen 70 yaşındaki Sitî Gören. “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla 2011’de gözaltına alınarak tutuklanan Gören, 9 ay Bitlis Cezaevi’nde kaldıktan sonra tahliye edildi. Tutuksuz yargılanmaya devam edildiği dava 2018’de Yargıtay’da karara bağlandı. 3 yıl 3 aylık cezası onanan Gören, Kasım 2019’da yeniden tutuklanarak Van T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi. Halen aynı cezaevinde tutulan Gören, şeker ve tansiyon hastası. Şimdiye kadar yapılan tüm başvurulara olumsuz yanıt verildi ve cezaevinde tutulmaya devam ediliyor. Oğlu İsa Gören, “Hasta ve 70 yaşında biri için bu salgın risktir. Annemi bırakın” diye seslendi.
Kanser hastası ama HDP’li
Rehin tutulan HDP Derik Belediye Eşbaşkanı Mülkiye Esmez, kanser hastası olmasına rağmen dün Mardin 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada tahliye edilmedi. Eşbaşkan Esmez “Ben kolon kanseri tedavisi görüyorum. Cezaevinde koşullar çok zor. Son olarak virüsle birlikte tedaviye devam etmem ve koğuşta kalmam da çok zorlaştı” dedi ama mahkeme, "kuvvetli suç şüphesi” iddiasıyla tutukluluk halinin devamına karar verip duruşmayı 17 Haziran'a erteledi.
Önlem yok, endişeler artıyor
Tutsaklara yönelik zulümden feragat etmeyen devletin gerekli önlemleri de almaması tehlikeyle birlikte endişeyi de artırıyor. Elazığ 2 No'lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nden Gümüşhane E Tipi Kapalı Cezaevi'nde bir ay sevk edilen tutuklu Mustafa Geylani, cezaevinin tespit edilen koronavirüsten kaynaklı karantinaya alındığını duyurdu. Bir aydır Gümüşhane’de olan Geylani, durumlarını telefonla konuştuğu ağabeyi Fahir Geylani’ye iletti. “51 yaşında olan kardeşim kalp hastası, geçen sene anjiyo oldu” diyen Geylani, şunları söyledi: “İnsanlar ölüme terk ediliyor. Başvurduğumuz resmi kurumlar yanıt bile vermiyor.”
Üç gün su verilmedi
Ordu E Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan Vedat Bozkurt ise babası Cafer Bozkurt ile dün sabah yaptığı telefon görüşmesinde koronavirüs salgını sonrasında cezaevinde hiçbir önlem alınmadığını ifade ederek kendilerine üç gündür su verilmediğini aktardı. Oğlunun yaklaşık 9 yıldır Ordu Cezaevi’nde tutulduğunu söyleyen Bozkurt, “Üç gün sonrasında ise verilen su çamurluymuş. Hiçbir koruyucu önlem yok. Sayıları da fazla” dedi.
Endişemiz katlandı
İzmir Ödemiş T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve uzun zamandır kalın bağırsak kanseri ve kemik erimesi hastası olan Mehmet Salih Filiz’in ailesi de endişeli. Ağabeyi Şehmuz Filiz, “Kardeşimin hastalık durumu zaten cezaevi koşullarına uygun değil. Bu salgının ortaya çıkmasından sonra bizler aile olarak çok fazla endişeliyiz” diye konuştu.
26 yıldır cezaevinde
Bursa H Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan İdris Başaran, 26 yıllık tutsak. Kronik astım, denge kaybı, epilepsi, kalp ve mide rahatsızlıkları, bel ve boyun fıtığı ile hasta tutsaklar listesinde. Cezaevin şartlarında yaşamını idame ettirmekte zorluk yaşamasına ve kapalı alanda kalamayacağı yönündeki sağlık raporlarına rağmen bu zamana kadar cezaevinde tutulmaya devam edilen Başaran’ın ailesi, salgın tehdidi nedeniyle çocuklarının hayatından endişeli. Babası Mehmet Emin Başaran, hazırlanan yargı paketinde siyasi tutsakların kapsam dışı bırakılmak istenmesine oldukça öfkeli. Kötü cezaevi koşullarına dikkat çeken Başaran, telefonla görüşebildikleri oğlunun kendisine ‘Cezaevi idaresi hiçbir önlem almadı. Bize hiçbir şey vermediler. Kendi halimize bıraktılar. Kapıyı arkamızdan kilitleyip ölüme terk etmişler’ dediğini de aktardı.
40 kişilik koğuşta sosyal mesafe olur mu?
İzmir Aliağa 4 Nolu T tipi Kapalı Cezaevinde bulunan hasta tutsak Salih Alabalık (49) ise yürüme güçlüğü çekiyor. Oğlu Baver Alabalık, cezaevi koşullarında yeterli tedavi imkanı bulunmadığı için sağlık sorunları giderek ağırlaşan babasına dair kaygılarının salgınla birlikte daha da arttığını ifade etti. Alabalık, cezaevinin kapasitesinin çok üstünde olduğunu, bu yüzden birçok kişinin yerlerde yattığına işaret ederek “Bazı 7 kişilik koğuşta 30-40 kişi kalıyorlar. Bu kadar kalabalık koğuşlarda sosyal mesafe korunamaz” dedi.
Tedbir yerine vaaz
İstanbul Silivri 5 Nolu Cezaevi’nde iki yıldır tutuklu bulunan Mehmet Salih Erol, Pazartesi günü ailesi ile yaptığı telefon görüşmesinde, cezaevi yönetiminin tedbir almadığını, görüş yasağıyla birlikte telefon görüşmelerinin artırılacağı söylenmesine rağmen sürelerin uzatılmadığını söyledi. Erol, ne yapıldığını da söyledi: “Cezaevine imamlar aracılığı ile tutuklulara ‘manevi destek’ adı altında vaazlar veriliyor.”
Kitlesel ölümler yaşanabilir
CHP İstanbul Milletvekili ve Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanvekili Sezgin Tanrıkulu, yaptığı açıklamada, dünyada cezaevlerinden başlayarak alınan salgın önlemlerinin benzerlerinin Türkiye’de neden uygulanmadığının izaha muhtaç olduğunu söyledi. Tanrıkulu, şunları ekledi: “Haklarındaki iddialar bilinmeyen ve yıllardır tutuklu olup iddianameleri dahi yazılmayan insanların vebali, AKP hükümetinin omuzundadır. Cezaevlerinin hijyenin ve izolasyonun en zor olduğu yerler olduğu aşikar olup, cezaevlerinde alınan tedbirler yetersizdir. Koronavirüs dünyayı tehdit altına alırken ve Türkiye’de de hızla yayılırken, izolasyon ve hijyen çağrılarının cezaevlerinde uygulanamayacaktır. Çok sayıda cezaevinde kapasite aşılmış olup, salgının cezaevlerine sirayeti akabinde kitlesel ölümlerin yaşanması olasıdır. Siyasetçilerin ve aktivistlerin olası bir düzenlemenin dışında bırakılmak istenmesi de hukuk ve insan hakları açısından kabul edilemez bir durumdur. Yaşam bir hak, tasarı ise yetersizdir.”
HABER MERKEZİ