Türk devlet güçlerinin hemen her gün yeni takviyelerle sürdürdüğü ablukaya karşı Sur halkının direnişi büyüyor. 

Evleri yakıp yıkarak ilerlemeye çalışan işgal güçlerinin evlere bomba atar ve tank atışı sonucu çok sayıda evde yangın çıktı. Daha önceki saldırılarda başka ibadet merkezlerini hedef alan polis ve askerler Haci Hamit Cami minaresini hedef aldı. Dabanoğlu Mahallesi'nde evlerin üst katları da tank atışı nedeniyle yandı. Söndürülemeyen yangınlar nedeniyle ilçenin üzerinde dumanlar yükseldi. Dün sabah da top atışlarıyla güne uyanan Sur halkı eksi 12 derecede direnişini sürdürüyor. 


Tank ve kepçe imha edildi

Tüm saldırılar Yekîniyen Parastina Sîvîl - Sivil Savunma Birlikleri (YPS) tarafından püskürtülürken, önceki gün Kurşunlu Camisi yakınlarından mahalleye girmeye çalışan bir tank patlatılarak kullanılamaz hale getirildi. Yine mahallede polis ve askerlerin mevzi olarak kullandığı evde patlama yaşandı. Hasırlı Mahallesi'nde hendekleri kapatmak için sokaklara giren bir zırhlı kepçeye yönelik roketatarlı saldırı gerçekleştirildi. Saldırı sonucunda kepçe kullanılamaz hale geldi. 


Bir polis, 2 asker öldü

Hasırlı Mahallesi'ni girmeye çalışan asker ve özel harekat polisleri ile YPS arasında çıkan çatışmalarda ise bir polis ile 2 askerin öldüğü bildirildi. 


Alevi kadınlar Sur'da

Sur'da direnen kadınlarla dayanışma amacıyla Türkiye'nin çeşitli kentlerinden yola çıkan Demokratik Alevi Dernekleri üyesi kadınlar da Sur'a gitti. İlk olarak Diyarbakır Cemevi'ni ziyaret eden kadınlar, buradan Sur Belediyesi'ne geçti. Sur Belediyesi önüne gelen kadınlar, buradan yasak olmayan mahallelerde yürüyüş yaparak lokma dağıtmak istedi. Türk güçleri, kadınların yürüyüşüne izin vermeyerek ayrı ayrı gruplar halinde mahallelere girilmesini istedi. Sur Belediyesi'nden yürüyüşe geçen kadınlar İskenderpaşa Mahallesi Meclisi'ni ziyaret etti; lokma dağıttı.


'Yasaksız' mahallede öldürdü

Ancak kadınların İskenderpaşa Mahallesi'ndeki lokma dağıtması sırasında bir kadın daha katledildi. Küçükakarsu Sokak'ta bir eve yapılan top atışı sonucu, duvarı delerek içeri giren top mermisi Melek Alpaydın isimli 38 yaşındaki kadının kafasına isabet etti. Olay yerinde yaşamını yitiren 3 çocuk annesi Alpaydın'ın Dört Ayaklı Minare yakınlarında yaşadığı, 2  hafta önce saldırılar nedeniyle çocuklarıyla birlikte akrabasının evine geldiği öğrenildi. Alpaydın'ın öldürülmesi ardından mahalleye giren özel harekatçılar etrafı rastgele taradı. Alpaydın'ın cenazesi ve saldırıda yaralanan 2 kişi Selahattin Eyyubi Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. 

Mahalleye dönük saldırıda Anzele Parkı'na 2, Şehitlik Dörtyol'da bulunan bir eve de bir top mermisi isabet etti. Saldırıda yaralıların olduğu bildirilse de sayısı netleştirilemedi.


Katledilen çocuğun ismi 

Öte yandan 30 Aralık'ta Hasırlı Mahallesi'nde katledilen 16 yaşındaki çocuğun ismi de belirlendi. Ramazan Öğüt adlı çocuğun cenazesi hala abluka nedeniyle mahallede bekletiliyor. 


Aileler açlık grevinde

Sur'da 23 Aralık'taki saldırılarda katledilen İsa Oran ve Mesut Seviktek'in cenazelerini tüm girişimlerine rağmen alamayan aileler, Cumartesi günü İHD Şube binasında açlık grevine başladı. İsa Oran'ın babası Mehmet Oran, savcının kendilerine "Gidin hendekleri kapatın, gelin cenazelerinizi vereyim" şantajında bulunduğunu aktararak, "Devlet bizim cenazelerimizi bize pazarlık konusu yapıyor. Cenazeler üzerinden pazarlık yapmak ahlaksızlıktır. Başka bir çözüm yolu bırakılsaydı onu denerdik ama başka çaremiz kalmadı. Vicdan sahibi, demokrasi isteyenler, Kürtlerle kardeşiz diyenler, Sur, Cizre, Silopi'de Kürtlerin cenazeleri günlerdir yerlerde bekletiliyor. Gelin buna ses çıkarın. Buna izin vermeyelim" diye konuştu. 

Mesut Seviktek'in ağabeyi İsa Seviktek ise, artık sözün bittiği yerde olduklarını belirterek. cenazelerinin verilmemesi durumunda açlık grevi eylemini, ölüm orucuna çevireceklerini söyledi. 


Sağlıkçıların eylemi 12. gününde

Sur'a ablukayı protesto amacıyla Diyarbakır Sağlık Platformu tarafından "Ölüme karşı yaşam, siyaha karşı beyaz duruş" sloganıyla düzenlenen nöbet eylemi ise 12. gününe girdi. Sağlık emekçileri, 10 kişilik ekiple Sur'a girmeyi bekliyor. 


 AMED




Kirli teklife ret: Toprağımızdan çıkın yeter!


Sur'da devlet, zorla yerinden ettiği halkı, şimdi rüşvetle kandırmanın peşine düştü. Çevre ve Şehircilik Bakanı yıktıkları evleri TOKİ'ye devredeceklerini söylerken, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı eliyle ise mağdur edilen halkla 300 TL verileceği açıklandı. 

"Kentsel dönüşüm" ve "yardım" adı altında dağıtılması planlanan 'sus payı'na Surlular tepki gösterdi. Çatışmaların en yoğun yaşandığı ve büyük tahribatların olduğu Savaş Mahallesi'nde yaşayan Songül Yetişkin (39), evlerinin asker ve özel hareket timleri tarafından basılarak göçe zorlandıklarını belirterek, "Baskılar sonrasında 17 saatlik arada evimizi geçici bırakmak zorunda kaldık. 3 çocuğumla Sur'dan ayrılmadan geçici bir süre İskenderpaşa Mahallesi'ne yerleştik" dedi.  

Yetişkin, Türk devletinin planlarına "Bizi yerimizden ettiklerini sananlar yanılıyor Yasak olmasına rağmen her gün o bariyerler önüne gidip evime gitmeye çalışıyorum. Devlet bizi TOKİ'yle kandıracağını zannediyorsa yanılıyor. 3 kuruşla evimizi ellerimizden almaya çalışıyorlar. Ama buna izin vermeyeceğiz. Öleceksek Sur'da ölelim. Biz onların ne parasını ne de yardımlarını istiyoruz. Topraklarımızdan çıksınlar yeter" sözleriyle yanıt verdi. 

Kurşunlu Cami'nin yakınında oturan ve evi ağır top atışlarında kullanılamaz hale gelen Asiye Akın (60) ise, 17 günlük arada Lice'ye gittiklerini ancak orada duramadığını, Sur'a yakın olduğu için İskenderpaşa Mahallesi'nde kaldığını belirtti.  

Akın, "Öleceksek de toprağımızda öleceğiz. Ne satacak evimiz, ne de Sur'dan başka gidecek yerimiz var" ifadelerini kullandı.


 DİHA/AMED