Stockholm kentinde yaşayan Ermeni asıllı gazeteci, yönetmen Suzanne Khardalian soykırım sırasında, Ermeni kız ve kadınların çektikleri acıları "Babaannemin Dövmeleri" belgeseliyle beyez perdeye aktardı.Film soykırımdan kurtulmayı başaran binlerce Ermeni kadının ellerinde, yüzlerinde ve vücütlerının değişik yerlerindeki dövmelerin sırrını gün ışığına çıkarıyor. 21 Eylül günü Stockholm'de galası yapılan filmin gösteriminden sonra yapılan panele katılan Khardalian babaannesi dışında neredeyse tüm akrabalarının soykırım sırasında öldürüldüklerini söyledi. Babaannesinin o olayları anlatmak yerine susmayı tercih ettiğini dile getirdi. Ermeniler arasında kadınlara yönelik tecavüz ve işkencelerin bir utanç olarak görüldüğü için konuşulmak istenmediğini ifade edern Khardalian, utanç ve hüzün dolu suskunluğun yeni nesillere aktarıldığını vurguladı. Filmi suskunluğu bozarak Ermeni kadınlarının yaşadıkları trajedileri gündeme getirmek amacıyla yaptığını belirtti.

Belgesel'in ilham kaynağı Babaannesi


Beyrut'un Ermeni mahallesinde doğan ve yetişen Suzanne Khardalian'ın nenesi de kendileri ile aynı evde yaşar. Babaannesi tuhaf ve çevreye hüzün yayan bir kişiliğe sahiptir. Yüzünde ve ellerinde dövmeler vardır. Ellerindeki dövmeleri gizlemek için beyaz eldivenler kullanır. İnsanlarla fiziki temas kurmaktan kaçınır. Khardalian babaannesi ile ilişkilerini şu cümlelerle özetledi: "Babaannem her zaman hüzünlüydü. Onu sevmezdim. Hiçbir zaman beni kucaklamadı, yanağımı bile okşamadı. İnsanlarla fiziki temas kurmaktan kaçınırdı. Hiçbirimiz bu tavırlarının nedenini anlayamadık."
İsveç'e yerleştikten sonra gazetecilik ve yönetmenlik yapan Khardalian babaannesinin geçmişini araştırmaya karar verir. Araştırmaları sırasında Cenevre'de bulunan arşivlerde soykırım sırasında kaybolan ve yıllar sonra misyonerler tarafından bulunan kız ve kadınlar için tutulan belgeleri inceler. Genç kız ve kadınların çoğunun ellerinde ve yüzlerinde tıpkı babaannesinde bulunduğu gibi dövmeler olduğunu farkader. Dövmelerin neden yapıldığını araştırır.

'Ermeni erkekler dövmeli kadınları dıştalar'

Khardalian'ın babaannesinin kız kardeşinin de ellerinde tuhaf dövmeler vardır. Ancak o da tıpkı ablası gibi geçmişte yaşadıklarını anlatmak yerine susmayı tercih eder. Yönetmenin sorusunu "Ne istiyorsun? Diyeyim mi bu dövmeleri Türkler yaptı. Niye? Bugün artık önemli değil" diyerek cevaplandırır. Khardalian esaretten kurtulan bazı kadınların vahşetin izlerini silmek için dövmeleri asitle silmeye çalıştıkları için ellerinde ve yüzlerinde yanıklar ve yaralar oluştuğunu söylüyor. Filmde yönetmenin annesi onyıllardır sürdürdüğü suskunluğu bozar. Khardalian'ın babaannesi Khanoum'un 12 yaşında iken Fırat nehri üzerinde tecavüze uğradığını, kendini kurtaran bir Kürt'ün yanında 5 yıl kaldığını anlatır. Daha sonra misyonerler tarafından bulunan Khanoum Beyrut'a yerleştirilir. Kendisi gibi kimsesi olmayan ve soykırımından sağ kurtulmayı başaran bir Ermeni genci ile evlenir. Ancak diğer dövmeli kadınlar Khanoum kadar şanslı değillerdir. Ermeni erkekler dövmeli kadınları dıştalar. Khardalian cinsel tecavüze uğrayan kızlara 1924 yılında Beyrut'ta kızlık zarı dikilmesi için operasyonlar yapıldığını hatırlatarak, "Tarihimizde böyle dehşet verici olaylar var. Utandığımız için konuşmadık. Unutmayı yeğledik bunları." diyor.

Soykırımın yapıldığı yıllarda çocuk yaşta binlerce kız ve kadın kayboldu. Bunların çoğunluğu Arap, Kürt ve Türk erkekler tarafından satın alınmış yada kaçırılmışlardı. Kızların ait oldukları aşiretleri göstermek ve kaçmalarını engellemek için tıpkı büyükbaş hayvanlara yapıldığı gibi bu kızlara dövmeler yapıldı.

MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM