İsveç Devlet Televizyonu Şubat ayı içinde filmi dört gün arka arkaya yayınladı.Filme yoğun ilgi gösterilmesinin  asıl nedeni soykırım sırasında bugüne dek ele alınmayan bir gerçeği, Ermeni kadınlarının yaşadıkları dramı beyaz perdeye aktarması.
Stockholm’deki Kültür Binası’nda görüştüğümüz Khardalian babaannesinin elleri ve yüzündeki dövmelerin anlamını nasıl öğrendiğini şu cümlelerle ifade ediyor: "Cenevre’deki arşivlerde soykırım esnasında misyonerler tarafından kurtarılan kadınların yaşam hikayelerini ve fotoğraflarını incelerken kadınların büyük çoğunluğunun yüzlerinde, ellerinde ve vücutlarının değişik yerlerindeki dövmeler dikkatimi çekti. Babaannemin dövmelerine benziyorlardı. 1915 yılındaki soykırım sırasında binlerce kadın kaçırıldı. Tecavüze uğradılar. Bölgede yaşayan Arap, Türk ve Kürt erkekleri tarafından alıkonuldular. Kadınlara ait oldukları klanların dövmeleri yapıldı. Daha sonra çoğunluğu sokaklara atıldı. 1919 yılında bölgeye gelen misyonerler bu kadınları kamplara yerleştirdiler."

Yara kapanmıyor
Kadınların başlarından geçenlerden, erkeklerin de kadınları savunamadıkları için utanç duyduklarından olanları gizlemeyi yeğlediklerini belirten Khardalian bu tutumun hala sürdüğü düşüncesinde: "Aradan 90 yıldan fazla geçmesine rağmen hala olanları konuşmanın yorucu olduğunu düşünüyoruz. Neden bu kadar kızgın ve üzgünüz? Çünkü bu yara kapanmıyor. Kuşaklardan kuşaklara geçiyor. İnsanlar belki tarihi bilmiyorlar ancak yara kanamaya devam ediyor. Diasporada benim hikayeme benzer yaşamı olmayan bir tek Ermeni ailesi bulamazsınız."
Suzanne Khardalian'ın, babaannesi hakkındaki gerçekleri öğrenmek için annesine yaptığı baskılar etkili olur. Babaannesi Khanum'un, 12 yaşında iken Fırat nehrinde bir teknede tecavüze uğradığını, annesi ve kızkardeşi ile birlikte bir Kürt'ün yanında yaşamaya zorlandığını, 7 yıl sonra da sokağa atıldığını öğrenir. Misyonerler Khanum’u sokakta bulup Beyrut’taki kampa yerleştirirler. Burada kendisi gibi soykırımında bulunan bir Ermeni genci ile evlenir.
Khardalian babasının babasının 11 kardeşi olduğunu ancak hepsinin öldürüldüğünü, Adıyamanlı olan babaannesinin annesi ve kız kardeşi dışındaki tüm akrabalarının yok edildiklerini söylüyor. Soykırımı inkar etmekle sorunun çözülemeyeceğini ifade eden Khardalian, Türkiye’yi yönetenlere olanları tartışmak için Ermenilerle diyalog kurmaları çağrısında bulunuyor. Al Jazire’nin de yayınladığı 'Babaannemin Dövmeleri' belgeseli, Filmmor Kadın Filmleri Festivali kapsamında 17 Mart günü İstanbul'da gösterilecek. 

MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM