Almanya'nın Bielefeld kentinde, Kürt sorunun barışçıl yöntemlerle çözümü üzerine bir panel düzenlendi. Bielefeld Barış Girişimi'nin öncülüğünde yapılan panele, yazar İrfan Cüre ve çok sayıda barış yanlısı aktivist katıldı.
Uluslararası Barış Evi'nde düzenlenen panelin açılış konuşmasını, Bielefeld Barış Girişimi'nde Asiye Konyalı yaptı. Konyalı, "Tamamen dejenere olmuş, ekonomik yapının yeşil sermayeye dönüştüğü Türkiye gerçeğinde, Kürt halkının özgürlük, demokrasi ve barış mücadelesi yok edilmek isteniyor. Türkiye'de binlerce insan tutuklanmıştır. Roboskî‘de 34 savunmasız sivil, savaş uçaklarınca bombalanarak katledilmiştir. Bu kritik süreçte ise BDP barışı inşaa etmeye çalışıyor" dedi.
Konyalı, Avrupa'daki duyarlı kesimlere de şöyle seslendi: "Biz Avrupa'da yaşayan duyarlı kesimler olarak, Türkiye'de var olma mücadelesi veren barış ve demokrasi savunucularının yükünü hafifletmesek de, aktif katılım sağlayarak moral ve destek sağlayabiliriz. Bu temelde Bielefeld'de yaşayan aydın, barış yanlısı herkesin desteği ile barış meclisi kurmayı hedefliyoruz. Siyasi partilerden, örgütlerden bağımsız sivil bir inisiyatif olarak barış ve demokrasinin sesini yükseltmeye, bir vicdan gereği bu sesi birlikte haykırmaya herkesi davet ediyoruz."

'Hiyerarşi değil müzakere yöntemi'
Asiye Konyalı'nın ardından yazar ve aynı zamanda Avrupa Barış Meclisi Sekreteryası üyesi İrfan Cüre konuştu. Cüre, "Türkiye'deki yürütülen barış mücadelesine katkı sunmak amacıyla, 2008'den bu yana çalışma yürütüyoruz. İsveç, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde barış meclislerimiz var "dedi. Cüre, Kürdistan'daki savaşın, Kürt ve Türk halkında bir değişim yarattığını belirterek şunları ifade etti: "30 yıllık, mücadele bize şunu gösterdi ki, inkar, imha, ret ve asimilasyon politikaları ile bir yere varılamaz. Aklı başında olan herkesin artık savaşla bu işin olmayacağını anlaması lazım. Tüm yaşanan acılara rağmen Kürt toplumu değişimden yana bir devrim yaşadı. Kürtler, bugün Ortadoğu'da yaşayan tüm halklar için bir alternatif sistem oluşturma aşamasındadır. Ancak Türkiye tarafından kimse çıkıp da, 'bu kan artık dursun' demedi. Türkiye'de insanlar sokağa çıksaydı, bugün farklı bir durum yaşanırdı. Barış meclisleri bu ihtiyaçların gözönüne getirilmesiyle ortaya çıktı. Çeşitli çevreleri, gençleri, kadınları bu mücadele içine nasıl çekebiliriz? Barışa nasıl katkı sunabiliriz? Sorularına cevap aramalıyız. Partilerdeki gibi hiyerarşi ile değil, müzakere yöntemleri ile karar alabiliriz. Çoğunluğun rızasını alarak çalışıyoruz."
İrfan Cüre'nin ardından Bielefeld Barış Girişimi'nden Hüseyin Yıldız, Bielefeld'de barış inisiyatifi oluşturma çalışmalarına bir ay önce başladıklarını söyledi. Yıldız, "Bizler Bielefeld'de bu çalışmaya, bir ay önce başladık. Yaşadığımız kentte hep barış mücadelesi vermek istedik. Barış insanın göstereceği refleks olmalı. İki ezilen halk, yani Kürt ve Türkler olarak Bielefeld kentinde barış için bir araya gelmeliyiz" diye konuştu. Yıldız ayrıca, Bielefeld Barış Girişimi kuruluşu ile ilgili dosyaları, kentte bulunan bütün kurumlara sunacaklarını söyledi.
Uluslararası Barış Evi adına konuşan Binali Çoban ise, "Bizim kapımız barış için yürüyenlere açıktır. Savaşın barışa evrilmesi için bizler soluk boruları açmalıyız. Barışın eli-kolu olmalıyız. Destek sunmalıyız" dedi. Panel soruların cevaplandırılmasıyla son buldu. Bielefeld Barış Girişimi Grubu, her iki haftada bir Uluslararası Barış Evi'nde (Teutoburger str. 106, 33607 Bielefeld) toplanarak çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti. İsteyen herkesin gruba katılım sağlayabileceği dile getirildi.
MURAT MANG/BİELEFELD