Geçen hafta içinde YPG ve YPJ güçleri tarafından 7 aydır DAİŞ'in elinde olan ve Rakka'daki köle pazarında satılan 3 çocuk annesi 30 yaşındaki N.B. ile 2 çocuk annesi 32 yaşındaki R.Y. çocuklarıyla birlikte kurtarılarak, Kobanê'deki ailelerine teslim edildi. Aylar süren işkence ve tecavüz nedeniyle yaşadıkları travmanın etkisinden çıkamayan kadınlar, cehennem dolu 7 ayı anlattı.


'Çocuklarım için dayandım'

DAİŞ'in Şengal'e saldırması sonucu bir köye sığınan, ancak burada da etraflarının sarılması sonucu çok sayıda akrabası ve 4, 5 ve 7 yaşındaki çocukları ile birlikte kaçırılan N.B, önce Musul'a ardından da Rakka'ya getirildiklerini söyledi. Yakalandıkları andan itibaren erkek ve kadınların birbirinden koparıldığını anlatan N.B, en son 7 ay önce gördüğü eşi ve diğer erkeklerin öldürüldüğünü çetelerden "Kafirlerdi, kafalarını keserek öldürdük" sözleriyle öğrendiğini belirtti. Yaşadıkları vahşeti gözyaşları içinde aktaran ve Rakka'da Özbekistan asıllı kendisinden 20 yaş büyük Ebu Cihat adlı çeteye satıldığını ifade eden N.B, intihar etmek istediğini, ancak çocuklarının varlığının kendisini bu düşünceden vazgeçirdiğini belirtti. N.B, "Eğer ben ölürsem çocuklarım daha da kötü şeyler görecekti. Yaşadığımız tecavüz ve işkencelere çocuklarım için dayandım. Yaşadığımız vahşetin bile aşamaları vardı. Tüm Êzîdî kadınları tek tek Arap erkeklerine satıyorlardı. Beni satın alan kişi zorla tecavüz etti. Bazen 10 erkek bir kadını birlikte satın alarak tecavüz edebiliyordu. Sağır ve dilsiz bir Şengalli vardı. Konuşamıyor ve sürekli ağlıyordu. Yaşadıklarını elleriyle anlatırken ölümü sanki tarif ediyordu bize. O kadar kötü, o kadar çekilmezdi" dedi.

Sonunda kaçma planları yaptıklarını anlatan N.B, kendisi gibi kaçırılan R.Y. ile birlikte çarşaf giyerek, daha önce irtibata geçtikleri yakınlarının gönderdiği araçla önce bir köye, ardından da YPJ'liler sayesinde Kobanê'ye geldiklerini belirtti ve ekledi: "Unutulması çok zor günlerdi. Uyumakta zorluk çekiyorum." 


'20 gün aç susuz bekletildik'

N.B. ile birlikte çetelerin elinden kaçan R.Y. ise DAİŞ'in Şengal'e saldırdığı sırada kaçamadıklarını, bu nedenle kadın, erkek, çocuk ve yaşlıların mecburen "Müslüman olacağız" diyerek, çetelerden kurtulmaya çalıştıklarını anlattı. Ancak iki gün sonra erkeklerin katledildiğini söyleyen R.Y, kadınların ise Rakka'ya götürüldüğünü belirtti. Tüm değerli eşyalarına "ganimet" adı altında el koyan çetelerin, kadınları evlenmiş ve evlenmemiş olarak ikiye ayırdığını aktaran R.Y, "Evlenmemiş kızları alarak daha pahalıya pazarlarda sattılar. Evli olan ve çocukları olanları da daha ucuz fiyata Araplara ya da çetelere sattılar. 20 gün aç ve susuz tutulduğumuz Rakka'da daha sonra Kesrê Mihrab köyünde 2 ay boyunca toplu bir yerde bekletildik. Her gün DAİŞ üyeleri gelip kendilerine beğendiklerini alıp götürüyorlardı. Beni de Rus kökenli Ebu Muhammed adında çete üyesi satın aldı ve Sitthiştin'a götürdü" dedi.


'YPJ'lilerden korkuyorlar'

Burada zorla dini nikahı kıyılan R.Y, "Köleniz olayım, ama eşiniz olmayayım" dediğini ancak dövülerek çete üyesiyle evlendirildiğini söyledi. Evlendirildiği çetenin Kobanê'de savaşa gittiğini, geldiğinde ise oğlunu "Çok yemek yedin" diyerek saatlerce tek ayak üzerinde beklettiğini, yine bir gün oğlunun "Kürdistan" dediği için bir saat boyunca dışarıda soğukta beklettiğini aktaran R.Y, "Bana tecavüz ettiği yetmezmiş gibi çocuklarımı cezalandırıyor ve dövüyordu" dedi. DAİŞ üyelerinin YPJ'lilerden korktuğunu dile getiren R.Y, evlendirildiği çete üyesinin kendisine "Kafirler çok güçlü, günde 30 kişi şehit ediyorlar. Êzîdî kadınları kurtarmak için seferber olmuşlar" dediğini söyleyerek, çetelerin YPJ ve YPG'den korktuğuna dikkat çekti. 


'Çocukları hamile bırakıyorlardı'

Yaşadıklarını anlattıkça tırnaklarını kemiren R.Y, çok sayıda kız çocuğunun çetelerden hamile kaldığını gözyaşları içinde anlattı. Hamile kalmamak için komşularından yardım istediğini söyleyen R.Y, "DAİŞ'ten hamile kalmamak için komşulardan yardım istedim. Kaçmama yardım edemediler ama hamile kalmayayım diye bana doğum kontrol hapları verdiler. Tüm Êzîdî kadınlar benim kadar imkan sahibi değildi. Çocukları hamile bırakıyorlardı. Babasının kim olduğunu bilmeyenler bile vardı. Bazı çocuklar çok sayıda kişiye satılıyor ve tecavüze uğruyordu" dedi. 


'Daha ne yaşayabilirdik ki?'

N.B. ile birlikte yaşadıkları işkenceye dayanamayarak kaçtıklarını dile getiren R.Y, şöyle devam etti: "Büyük bir riskti kaçmamız. Yakalansaydık çok kötü olacaktı. Ama daha ne yaşayabilirdik ki? Ölümü göze alarak, çarşaf giyerek irtibata geçtiğimiz akrabalarımızla görüştük. Arabayla bizi almaya geldiklerinde, beni evlendirdikleri DAİŞ üyesi Kobanê'ye savaşmaya gitmişti. Çocuklarıma da çarşaf giydirdim. Evimden bir kilometre ötede bekleyen araca bindik. Artık dayanacak gücümüz kalmadığı için ya ölmek ya da gitmek istiyorduk. Araçla bir köye gittik orada birkaç gün kaldık. Sonra YPJ'liler bizi alıp Kobanê'ye getirdiler. Onlar olmasa kurtulamazdık. Çocuklarımın durumu çok kötü. Sürekli ağlıyorlar. Artık o günleri yaşamak istemiyoruz. Bir an önce diğer Êzîdî kadınların da kurtarılmasını istiyoruz."


HÜLYA EMEÇ / DİHA/AMED