Fransa Gündemi
Fransa'yı İngiltere'ye bağlayan liman kenti Calais'de bulunan ve "vahşi orman" olarak da tabir edilen göçmen kampında Pazartesi gününden itibaren göçmenler polis zoruyla çıkarılmaya başlandı. Gazlar arasında yanan barakalar, kendini ateşe vermeye çalışan göçmen kadınlar ile korkudan ağlayan çocukların çığlıkları eşliğinde göçmenler günlerdir bir bir polis araçlarına dolduruluyor. Nerede ve nasıl kalacakları meçhul.
Fransay'da "işte size modern Avrupa'nın gerçek yüzü" dedirten bu insanlık dışı durumlar yaşanırken, komşu ülkeler, göçmenlerin geçişini engellemek için sınır kontrollerini en üst düzeye çıkardı!
Calais'de bulunan göçmen sayısı 2 bin 500. Bunun bin 800'ü Güney Kürdistanlı. Adı konmamış bu 'Üçüncü Dünya Savaşı'ndan paylarına düşen bu yeni durum karşısında ülkelerini terk ederek Fransa'ya gelmiş Calais'deki göçmenler, İngiltere'ye geçmek için aylardır sınırda bulunan ormanlık alandaki barakalarda yaşam savaşı veriyorlardı. Bölge belediyesi ve çeşitli kurumlarının kampın kaldırılmasına dair yaptıkları başvuru geçtiğimiz Perşembe günü Lille Mahkemesi'nin kampın boşaltılmasına dair kararıyla yanıtlandı. Mahkeme kararının ardından Fransız polisi Pazartesi gününün erken saatlerinden itibaren kampın boşaltılması için harekete geçti.
Kampın boşaltılması için polisin yapmış olduğu müdahale sırasında, göçmenlerin kaldığı kulübelerin ateşe verilmesiyle, göçmenler polise karşı direnişe geçti. Polisin jop ve göz yaşartıcı gaz kullanarak göçmenleri gözaltına aldığı olaylar bölgede devam ederken, bölge valiliği yaptığı açıklamada, 'göçmenlerin kendilerine gösterilen yeni kamplara gitmek istemediğini' ifade etti.
İnsanlık dışı koşullarda bir ormanlık alanda "kalmak istiyorlar" diye lanse edilen bu göçmenlerin kendilerine sunulan yeni yaşam alanlarını ret etmesi anlaşılır gibi gelmiyor ilk bakışta. Göçmenlere Fransa'da kamp olarak sunulan alanlar ise Calais'deki insanlık dışı koşullardan daha ağır şartlar barındırıyor. Fransa'nın çeşitli kentlerine kurulan toplu kalma alanları tel örgülerle çevrili. Mültecilere üzerine sedye biçiminde uzanacakları birer yatak, bir battaniye sunuluyor. Bu kamp alanlarında 50 insana bir banyo düşmüyor.
Isınma sisteminden yoksun ve Nazi kamplarını aratmayan bu merkezlerde Kızılhaç, Sınır Tanımayan Doktorlar ve çeşitli yardım kurumları göçmenlere yardımcı olmaya çalışırken, yeterli olanaklara sahip olmadıkları için göçmenlerin ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak bir pratik ortaya çıkıyor.
Oturum başvuru işlemleri ayları bulurken, Fransa savaş bölgelerinden gelenlere kalıcı oturum vermekten kaçınıp geçici "insani oturum" veriyor. 3 ay ve 1 yıl arasında değişen bu geçici oturumlarla çalışma ve barınma koşullarından yoksun olan göçmenler ise Fransa'da kalmak istemiyor.
Fransa'da polis, liman kenti Calais'de bulunan göçmen kampının tahliyesi sırasında en insanlık dışı yöntemleri kullanırken, ülkedeki sol muhalefet ve insan hakları kurumları sessizliğini koruyor. Diğer taraftan dünyanın çeşitli coğrafyalarında kapitalist-emperyalist sistemin körüklediği savaş ortamından kaçanların göç yolculukları "bir umut" diye devam ediyor.