Bandırma T Tipi Kapalı Cezaevi’nde açlık grevini sürdüren Muharrem Güneş’in babası Gıyasettin Güneş: Bana açlık grevine girdiğini söylediğinde ona ‘Arkadaşlarından daha değerli değilsin. Onlardan bir farkın yok. Hayırlısı olsun oğlum’ dedim. Başarana kadar direnmeye mecburuz.

Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde 105 gündür açlık grevinde olan Ahmet Sürme (31), tecrit bitmeden eylemlerini sonlandırmayacaklarını vurgulayarak, “Kimse bizimle bu konuda pazarlık yapmasın. Taleplerimiz nettir, ortadadır. Tecrit kalkmadan bize ‘açlık grevini bırakın’ demek, hakarettir” dedi.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven’in cezaevinde 79. günden sonra Amed’deki evinde sürdürdüğü ve 154. gününde olan süresiz-dönüşümsüz açlık grevi, 16 Aralık’tan itibaren Türk cezaevlerinde yayıldı. 16 Aralık’ta 10 cezaevinde başlayan ve 36 tutsağın dahil olduğu ilk grubun eylemi 116, 17 Aralık’ta 3 cezaevinde başlayan 10 tutsağın eylemi 115, 26 Aralık’ta 13 cezaevinde başlayan 35 tutsağın eylemi de 106. gününde.

2 Ocak’ta bir cezaevinde bir tutsağın başladığı eylem 99, 5 Ocak’ta 26 cezaevinde 100’ü aşkın tutsağın eylemi 96. gününde. 15 Ocak’tan bu yana süresiz-dönüşümsüz açlık grevinde olan DBP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel ve HDP eski Milletvekili Selma Irmak’ın eylemi de 85. gününe girdi.

17 Ocak’ta bir cezaevinde 3 tutsak; 27 Ocak’ta bir cezaevinde 5 tutsak; 28 Ocak’ta bir cezaevinde 2 tutsak; 29 Ocak’ta, bir cezaevinde 3 tutsak; 15 Şubat’ta da 8 tutsak daha eyleme katıldı. 1 Mart’tan itibaren ise tüm cezaevleri eyleme dahil oldu. HDP Milletvekilleri Dersim Dağ (3 Mart), Tayip Temel ve Murat Sarısaç (8 Mart) da Amed’de eylemdeler.

Ayrıca Güney Kürdistan’ın Hewlêr kentinde HDP’li Nasır Yağız, 141; Mexmûr’da İştar Kadın Meclisi Üyesi Fadile Tok, 91; Germiyan’da Herêm Mehmûd, 45 gündür eylemde. Açlık grevi eylemcilerinin tek talebi var; Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin sonlandırılması.

1 Mart’ta açlık grevine başlayan tutsaklardan Muharrem Güneş de, Bandırma T Tipi Kapalı Cezaevi’nde eylemini sürdürüyor. 2010’da Amed’in Bismil ilçesinde gözaltına alınan Muharrem Güneş, hakkında açılan bir dava kapsamında 13 yıl 6 ay ceza verildi ve 9 yıldır cezaevinde tutuluyor.

10 yaşında tutuklandı

Eyleminin 41. gününde olan Muharrem’in kardeşi Aslı Güneş, ağabeyinin 10 yaşındayken tutuklandığını ve onu tanıma fırsatının olmadığını belirtti. En çok güler yüzünü hatırladığını kaydeden Aslı, “Abim pozitif, güler yüzlü, güzel sözler söyleyen anlayışlı biridir. Eve gelir gelmez hep bana sarılırdı. Her akşam şarkı söyler, saz çalardı. Diyar’ın şarkılarını çok seviyordu. İlk bağlamaya onun şarkılarıyla başladı. Hala evde onun dinlediği sanatçıların kasetleri var. Onunla mektuplar aracılığıyla konuşuyoruz. Bana sürekli kendimi geliştirmemi, kitap okumam gerektiğini söylüyor. Açlık grevine girdiğinde çok üzüldüm ama biliyorum onların ellerinden de bu geliyor bunu yapıyorlar. Umarım kötü sonuçlar çıkmaz. Onu dört gözle bekliyorum” dedi.

‘Yapamam’ demezdi

Demet Onat ise çocukluk arkadaşı Muharrem’le devamlı mektuplaştıklarını ifade ederek, Muharrem’in cezaevinden onlara moral verdiğini aktardı. Aslı, şunları paylaştı: “Onun dayısının evinde üzümler vardı. Gidip almamıza izin vermiyorlardı. O ‘Ben gider alırım’ derdi. Damdan eve girmeye çalışırken derin bir kuyuya düşmüştü. Görmeselerdi kimseye sesini duyuramazdı. Tüm yaşadıklarına güzel tarafından bakmasını, gülmesini bilirdi. Başına ne gelirse gelsin doğru bildiğini yapardı. Tütün işi yapıyorduk eskiden, beraber çalışıyorduk. İşe ara verdiğimizde bize hep şarkılar söylerdi, yorgunluğumuzu unuturduk. Yemekleri kendisi yapıyordu. Her şeye bir çare bulurdu. ‘Bu olmaz, yapamam’ demezdi.”

Açlık grevine girdiğine şaşırmadım

 Muharrem’in açlık grevine girdiğini duyduğunda hiç şaşırmadığını dile getiren Demet, “Ülkesini ve halkını seven, bağlı biriydi. Fedakardı. Bize oradan hala mektupla bile bir şeyler katmaya çalışıyor. Kürtçeye çok önem veriyordu. Bizim irademizi korumamızı, sahip çıkmamızı istiyordu. Kadınlar olarak okumamız, kendimizi geliştirmemiz gerektiğini söylüyor. ‘Kadınlarla bir şeyler değişebilir. Kendinizi ve toplumu siz geliştireceksiniz. Halka öncülük edin. Beraber kitaplar okuyun tartışın. Kitapları konuşun, bilgilendirin birbirinizi’ diyor” şeklinde konuştu.

Hepimiz birlik olmalıyız

 Leyla Güven öncülüğünde başlatılan açlık grevi eylemini sahiplendiklerini vurgulayan Demet, şöyle devam etti: “Cezaevindeki arkadaşlar halk için, Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması için direniyor. Cezaevlerinden cenazeler çıkmaya başladı.Cezaevindeki arkadaşlarımız zaten zor durumda bu süreç daha da onları zorluyor. Bu süreçte hepimiz birlik olmalıyız. Gençlerin daha dirençli olması, ayakta durması lazım. Daha güzel bir hayat için onların yaşamasını, mücadelelerine devam etmelerini istiyoruz.”

Baba Gıyasettin Güneş ise Muharrem’in daha ortaokuldayken belli bir bilince sahip olduğunu söyleyerek, “Ortaokulu bitirdikten sonra devam etmek istemedi. Ona bir saz almamı istedi. Kültür sanat etkinliklerine başladı. Partinin ne etkinliği olsa orada saz çalar şarkı söylerdi. Bir etkinlikte çaldığı bir şarkı yüzünden dava açıldı. Davadan beraat ettikten bir ay sonra tekrar alındı. Verimli biri olduğu için devlet hazmedemedi. Birkaç saatte apar topar cezaevine yolladılar” dedi.

Direnmeye mecburuz

 Açlık grevine başladığını telefonla duyduklarını anlatan Güneş, “O başladığında yanındaki arkadaşların açlık grevi 80. günü aşıyordu. Bana açlık grevine girdiğini söylediğinde ona ‘Arkadaşlarından daha değerli değilsin. Onlardan bir farkın yok. Hayırlısı olsun’ dedim. Cezaevindeki tüm arkadaşlar ve Sayın Öcalan tecrit altında. Bizim de bu direnişe sonuna kadar desteğimiz var. Hem onun hem de tüm arkadaşların taleplerini sahipleniyoruz. Başarana kadar direnmeye mecburuz” diye konuştu.

 Bu zulmü kıracağız

Geçen ay Muharrem’in görüşüne gittiğini dile getiren Güneş, “Yanına gittiğimde açlık grevinde olmasına rağmen bize hep gülümsedi ve moral verdi. ‘Biz içeride elimizden ne geliyorsa yapıyoruz siz de dışarıda bir arada olun ve çalışın. Sizin oradaki başarınız bizim direnişimize destek olacaktır. Siz orada başardığınızda biz burada rahat olacağız. Gönlümüz de aklımızda rahatlayacak’ dedi. Ailesi olarak biz de cezaevindeki direnişin başarıyla sonuçlanacağına inanıyoruz. Tecridin kırılması, Kürt halkının üzerindeki tecridin kırılmasıdır. Bu zulmü kıracağız” dedi.

AMED

 

Bu büyük direniş başaracak

Urfa Cezaevi’nde açlık grevinde olan 78 tutsak, tüm halkı bu onurlu direnişe güç vermeye çağırdı.

Urfa 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nde aynı taleple açlık grevinde bulunan 78 tutuklu, eylemlerine ilişkin mektup yolladı. Tutsaklar, “Bu büyük direniş belki de halkımızı yıllardır özlemini duyduğu ve uğruna çok büyük acılar çektiği, barışa, özgürlüğe kavuşturacaktır. Sadece Kürdistan ve Türkiye’de değil, dünya insanlık tarihinde ilk defa bu büyüklükte ve uzunlukta bir açlık grevi eylemi gerçekleşmektedir. Bizler Urfa 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde daha ilk günlerde dönüşümlü açık grevi gurupları ile bu eylem içinde yerimizi aldık. Daha sonra tüm cezaevlerinde olduğu gibi peyderpey bizler de 5 Ocak’tan itibaren 4 erkek 2 kadın arkadaşla süresiz-dönüşümsüz açlık grevine başladık. 1 Mart itibari ile geri kalan arkadaşlarımız da bu direniş kervanına katıldı” dedi.

Urfa 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde Ömer Kaya, Selman Büyüktop, Uğur Tuğyılmaz, Mahmut Öngör, Sabiha Önder ve tahliye olup eylemlerini dışarıda sürdüren Semra Akan’ın başlattığı ve 71’i erkek 8’i kadın olmak üzere 79 kişi olarak eylemlerini sürdürdüklerini aktaran tutsaklar, şöyle devam etti: “Bir çok cezaevinde olduğu gibi bu cezaevinde de idare çeşitli bahaneler ile sorunlar çıkarmakta, eylemi provoke etmeye çalışmaktadır. En son bir koğuşumuzda battaniye yakıldığını iddia ederek açlık grevi içinde yer alan Sefer Paksoy arkadaşımızı adeta kaçırarak hastaneye götürmüş, arkadaşımızı günlerdir kendi iradesi dışında hastanede tutmaktadır.”

İçeride, dışarıda ülkenin ve dünyanın dört bir tarafından devam eden eylemin yeni bir aşamaya taşındığına dikkat çeken tutuklular şu çağrıda bulundu: “Eylemin bir an önce sonuca ulaşması, özgürlük ve barışla taçlanması için halkımızı; bulunduğu her alanda harekete geçmeye, bu onurlu direnişe güç vermeye çağırıyoruz. Tecridi kıracak, faşizmi yıkacak, özgürlük ve barışı kazanacağız.”