- Sürekli inşadan bahsedip inşayı gerçekleştirmemek, aynı tekrarı sürdürmektir. Konu ne olursa olsun her yerde, hep aynı ezberleri tekrarlamak, kimseyi geleceğe taşımaz.
- İnancı güçlüymüş gibi görünür ama altında fanatizm vardır. Bu inanç, “yanan buz dağı” gibidir; ne zaman tükeneceği veya tersine döneceği belli değildir.
- Pozitif devrim gücünü geliştirmeyen, yani değişmeyen, akışkan ve yaratıcı olmayan, inşa etmeyen bir insan, sadece ölmüyordur. Hepsi bu!
NURETTİN DEMİRTAŞ
İnsanın elinden alınamayacak bazı değerler vardır; inanç, bilinç, sevgi ve düş gücü gibi fikri ve manevi değerlerdir. Özgürlük eylemi, kimsenin engelleyemeyeceği temel değerlere dayanır, ancak bu mücadele de dışsal engellerden çok içsel çelişkilerle karşılaşılır.
Yaşadığımız sürecin gerektirdiği değişim ve dönüşüm, her gün yeni çelişkilerle karşılaşmaya hazır olmamızı zorunlu kılıyor. Özgürlük eyleminin geleceğe dönük yüzü, hem bilinenleri hem de bilinmezlikleri göğüslemeyi ve ona yön verebilecek kadar donanımlı, hazırlıklı olmayı gerektiriyor. Burada aşılması gerekenlerden daha çok inşa edilmesi gerekenler önem kazanıyor.
Gelecek adına “bir şeyden kurtulmak” ya da “birilerine engel olmamak” negatif özgürlük eylemidir. Pozitif özgürlük eylemi ise kendisi ve başkası için bir şeyler yapmayı anlatır. “Bir şeyden kurtulmak” ile “bir şey yapmak” aynı anlama gelmez fakat birbirinden tümden koparılamaz. Bir engelden kurulmakla sınırlı olan özgürlük anlayışı, liberalizme götürür. O halde yaşadığımız süreçte “bir şey yapmaya”, yani inşaya dayalı pozitif devrim anlayışını geliştirmeye ihtiyacımız vardır.
Negatif devrim, eski düzeni yıkmak ya da dışsal engelleri aşmak; pozitif devrim ise yeniyi kurmak olarak tanımlanabilir. Pozitif özgürlük eylemi bu ikinci alanla ilgilidir.
“Varlık kazanıldı şimdi sıra özgürlükte” diyoruz, fark nedir? Eğer özgürlüğü sadece varlığımıza yönelen tehditlerin ortadan kaldırılması olarak algılarsak bunun dışsal bir mücadele gerektirdiği açıktır. Bu negatif devrim ya da özgürlüğün negatif yönüdür.
Pozitif devrim içsel olandır ve dıştan kolumuza bağlanan zincirlerden kurtulmayı değil, nasıl bir yaşam kurmayı düşündüğümüzü ifade eder.
Özgürlüğün pozitif yönü, mevcudun aşılmasıyla elde edilen veya hazır olanla değil, daha çok olması/yapılması gerekenle ilgilidir.
Hapishaneden, kelepçelerden, engellerden, baskılardan kurtulmak gibi durumlar, dış engellemelerden kurtulmayı anlatıyor. Pozitif ya da gerçek özgürlük bu değildir. Gerçek özgürlük, içsel/manevi olandır. Bu zordur, çünkü hapishane duvarları ya da kelepçe kadar somut, gözle görünür değildir. Onu ancak inşa ederek elde edebiliriz.
Negatif ve pozitif olan arasında bir kıyaslama yapılırsa farklar daha iyi görülebilir:
* Birinde bir engelden kurtulma vardır, diğerinde ise yeniyi inşa etme vardır.
* Biri güç odaklı, diğeri sevgi odaklıdır.
* Biri ayrışmaya, diğeri birliğe dayalıdır.
* Biri geçmişi ve mevcut olanı anlatır, diğeri geleceği.
* Biri biliniyor, gözle görülüyor, aşıldığını anlamak kolay oluyor, diğeri ise bilinmezliklerle doludur.
* Birinde kaba direnişçilik yeterli olabilir ama diğeri derinlik istiyor.
Dolayısıyla pozitif devrim daha zordur, daha çok düş gücü ve yaratıcılık gerektiriyor. Einstein, “düşlemek bilmekten daha önemlidir” demiş. Pozitif devrim, düş kurmayı ve düşlerinin peşinden gitmeyi bilenlerin işidir.
Düş gücü bir hapishane duvarını bile aşmayacak kadar sınırlı olanlar, engellerin yıkılması ardından ne yapacağını bilemez duruma gelirler; alışkanlıkları vardır ve bu nedenle yeni yaşama hızla giremezler. Elleri kelepçeden kurtulmuş ama düş gücü verili bilgi duvarlarına takılıp kalmıştır. Uçurtmanın tellere takılması gibi…
Bir de sadece düş kuranlar vardır; yaşamdan kopuk, soyut, pratikleşmeyen, konuşan ama yapmayan, daha çok yakınan… Bu durum, negatif devrim bile değil, özgürlük eylemine hiç girişmeyen insanın halini anlatıyor. Değişime direnenler, özgürlüğe karşı direniyordur ama farkında değildir. Oysa değişmemek, hayatın akışına terstir. Bir nevi ölümdür.
Kadın özgürlük mücadelesinin önemli öncülerinden Simone De Beauvoir, şöyle demiştir: "Hayat, hem kendini geliştirmek hem de aşmaktır. Eğer bir şey sürekli aynı durumda kalıyorsa o zaman yaşamak sadece ölmemektir."
Pozitif devrim gücünü geliştirmeyen, yani değişmeyen, akışkan ve yaratıcı olmayan, inşa etmeyen bir insan, sadece ölmüyordur. Hepsi bu!
Sürekli inşadan bahsedip inşayı gerçekleştirmemek de aynı tekrarı sürdürmektir. Konu ne olursa olsun her yerde hep aynı ezberleri tekrarlamak kimseyi geleceğe taşımaz. Harekete geçirici rol oynamaz. İnancı güçlüymüş gibi görünür ama altında fanatizm vardır. Bu inanç, “yanan buz dağı” gibidir. Ne zaman tükeneceği veya tersine döneceği belli değildir. Bu nedenle çok yönlü, esnek ve yaratıcı bir dinamizm gerekiyor.
Özgürlük eylemi, hakiki bir maneviyat ve somut bir gelecek perspektifi gerektiriyor. Ne duvarlara sığar ne zincirlenebilir ne de kendini tekrar eder. Üretken ve akışkandır. Gerçek aşkın ve hakikatin tanımı da bu değil midir? Hakikat aşkında durmak, donuklaşmak, yabancılaşmak ya da kaybetmek yoktur.
Özgürlük de hakikat gibidir, en nihayetinde kaybetmek nedir bilmez. Hint felsefesinde "kim kaybederse kaybetsin, kazanan gerçek olsun" denilir.
Özgürlük eylemi, gerçeğe dayanan demokrasi mücadelesidir. Modern stratejinin yaratıcıları kitabında ifade edildiği gibi “demokrasinin gücü işte bunda yatmaktadır, birçok muharebeyi kaybedebilir fakat sonuncusunu kazanır!”