- Babasının vasiyetine bağlı kalan Aram Tigran, ardından 5 dilde yazılı 400’ün üzerinde eser bıraktı. Parçaları ile Kürt diline ve müziğine ayrı bir renk, farklı bir ahenk ve zenginlik kattı.
NUBAR OZANYAN
Halk sanatçıları, yarattıkları eserlerle silinmez izler bıraksa da çoğu zaman yarım kalmış hayalleri de kalır geride. Onlar, tamamlanmamış zengin bir tablonun görünen canlı ve parlak rengidir. Bunlardan biri de Ermeni olmasına karşın Kürt müziğine büyük emek veren, Kürt kültürüne ciddi katkılar sunan Aram Tigran’dır. Vefat ettiğinde Amed’e gömülme vasiyetinin reddedilmiş olması, geçmiş trajik yaşamına bir acı daha eklenmesinden başka bir şey değildir. Bu topraklar, ölümün eşiğinde olanların son arzularına bile saygı gösterilmediğine tanıklıklarla doludur.
Aram Tigran, adı yok sayılan bir ülkenin; kimliği saklanan, dili yasaklanan Kürt halkının sesi, deyim yerindeyse bülbülü olmuştur. Kürt ve Ermeni halkının cefasını, elinden düşürmediği cümbüşüne ustaca işleyerek unutulmaz eserler bırakan Aram Tigran, duygulara ateş düşüren ve her Kürt'ün ocağında yanık yanık yankılanan bir ses olmayı da başarmıştır. Tıpkı Karapetê Xaço gibi, Eyşe Şan gibi iki kardeş halkın ortak duygularının en sağlam köprülerinden biridir. Onların ezgilerinin Mezopotamya topraklarının dağ ve zozanlarında halen bir birine karışarak yankılanıyor olması da gerçek anlamda kardeşlik duygularını ören büyük ustalar olmalarının en somut göstergesidir.
Aram Tigran’ın seslendirdiği Kürtçe ezgileri büyük bir zevk ve hayranlıkla dinleyenlerin, onun bir Ermeni müzik ustası olduğunu öğrenmesi, yürek duvarına sağlam bir dostluk tuğlası daha eklenmesi için yeterli olmuş; yoldaşlık duygularını güçlendirmiştir. O, tıpkı Xaço gibi kardeş halkların duygu ustasıdır. O Xaço ki “Dengbêj dediğin yedi gün yedi gece klam söylediği halde söyleyecek sözü olandır” diyerek atışmaya devam eden ve ünlü “Lawikê Metînî” parçasını Kürtlerin acılarının tam ortasına alev topu gibi bırakandır.
Birçok dilin, inancın, kültürün ortak mekanı olan Amed, bir halklar mozaiğidir. Bu topraklarda Kürtler, Êzîdîler, Ermeniler, Süryaniler ve Asuriler birlikte yan yana yaşayıp ağıtları, sesleri, sevdaları, bilgelikleri bir birine karışıp Mezopotamya’nın zengin renkleri olmuştur. Büyük bir ustalıkla, mahir ellerle dokunan ve her ilmekte renkleri iç içe geçen bir kilimin dokusundan daha güçlü örülmüştür dostluk duyguları. Yine de bir başkadır Mamoste Aran Tigran’ın kardeşlik duyguları.
Mezopotamya’nın zengin topraklarına Amed’e (Farqîn’e) ve Sason’a dayanır onun kökleri. Qamişlo’da doğup büyümüştür, bugün Kürtlerin yaşadığı her toprakta, her ocakta hüznün ve sevdanın sesi olan Aram Tigran. Ermeni Soykırımı sürecinde Kürt aile tarafından kurtarılmış bir babanın oğludur. Kürt'ün bu vefakarlığını, yaşamının son nefesine kadar hiç unutmamıştır. Babasının sözünü yaşamı boyunca yazılı bir vasiyet olarak kabul etmiş ve son nefesine dek o vasiyete bağlı kalmıştır: “Ben Kürtler sayesinde ölümden kurtuldum. Biz Kürtlerle beraber büyüdük. Birbirimizi çok sevdik. Hep Kürtlerin dostu olun! Onlara karşı saygılı olun! Sanatçı olursan Kürtçe söylemelisin.”
Babasının bu son sözlerine bağlı kalan Aram Tigran, ardından 5 dilde yazılı 400’ün üzerinde eser bırakmıştır. Parçaları ile Kürt diline ve müziğine ayrı bir renk, farklı bir ahenk ve zenginlik katmıştır. Sanatını sevdayla ve halklarla bütünleştiren Mamoste Aram Tigran’ın son vasiyetinden biri de “Benim yerim Amed’dir. Ölürsem Amed’e defnedin. Ben, hürmetkar ve vefakar halktan uzak kalamam orası hayatımın toprağı ve varlık sebebidir” olur.
Mezopotamya halklarının kendine ait kültürleri ve tarihleri olduğu gibi, iç içe beraber yaşamış halkları bir arada tutan ortak tarihlerini de doğru anlamak gerekir. Sosyalist bir toplumun özgür geleceğini inşa etmek açısından ortak tarih yaratılması oldukça önemlidir.
Bazen bir şarkı, bir melodi, bir tını bile halkların ortak yaşanmışlıklarına, üzerine kurulu sayısız sözden ve kurulu cümleden daha kıymetli ve etkili olabiliyor. Sanatın gücü ve etkisi kurulu hazır bir çok cümleden daha büyük ve eğiticidir. Yakınlaştırandır. Birleştirendir. Aram Tigran bunu başarabilen kıymetli bir sanatçıdır. O tüm silahları yakıp yerine cümbüş ve tambur yapacağını söyleyerek her zaman barıştan yana samimi duygularını dile getiren mütevazı bir özgürlük elçisi olmuştur.
Halkların var oluş mücadelesi, özgürlük talepleri emek dolu sanatsal değerleri, yüzlerce yasadan onlarca hukuki düzenlemeden çok daha güçlüdür. Kürt halkının fedakarlıkla dolu mücadelesi ve yarattığı değerler, hiçbir Türk hukukuna ve düzenlemesine sığmaz.
Her türlü ırkçı saldırı ve zihniyete karşın yine de sevgi ve özlemle, büyük bir duygu yoğunluğu içinde Aram Tigran’ın “Ay Dîlberê” parçasını dinlemeye, hep bir ağızdan birlikte söylemeye devam edeceğiz. Her yıl Mamoste Aram Tigran’ı mezarı başında ziyaret ederek anılarını yad eden Kürt halkının evlatlarının ve sanatçılarının vefa duygusu, tıpkı Aram Tigran’ın babasının sözleri kadar vefa doludur ve bir o kadar da kıymetlidir.