Dünyanın kültürel zenginliğinin en önemli halkası olan Yerli Halklara gün geçtikçe yaşam alanları daraltılıyor. Yerli Halkların sorunları bu nedenle son derece zor bir konu. Konuyla ilgili örgütlerle yaptığımız yazışmalarda adı sık sık anılan Norveç'in LIllehammer University College de Sosyoloji bölümünde öğretim üyesi Mehmet S.Kaya'ya uzun uğraşlar sonucu ulaşmayı başardık. Kaya ile yaptığımız bu önemli görüşmeyi okuyucularımıza sunuyoruz.

Hocam, Yerli Halklar ve Kürtler konusunda girişimleriniz var. Bu konuda neden sonuç alamadı?

1980 yılında Dünya Yerli Halklar Konseyi (WCIP) ile Oslo'da bir toplantı yapmıştık. O zamanki WCIP Başkanı Amerikalı bir Kızılderili kadındı. Kürtlerle ilgileniyordu. Kürtlerle işbirliği teklifinde bulundu. Bu teklif sonrası bazı girişimlerim oldu ama sonuç alamadık. Maalesef o dönemler Kürtler bu denli güçlü ve örgütlü değildi. WCİP bir sonuca ulaşmadı.

Sizce geç mi kalındı?
Elbette Kürtlerin mücadelesinin bu denli yükselmesine karşılık, böylesi önemli bir alını doldurmamış olması büyük bir eksiklik. Ama bugünden başlayarak ilgili uluslararası kuruluş ve örgütlere başvurup birlikte çalışarak konuyu BM'ye taşıyabilirler. Bunun için örneğin KON-KURD ya da Kürtleri temsil edecek bir kurum devreye girebilir.

Hocam bir de sizden öğrenelim. BM Yerli Halklar tanımı nedir?

Birleşmiş Milletler'in (BM) Yerli Halklar tanımı şöyle: Başka halkın veya devletlerin işgaline uğramadan önce belli coğrafyada yerleşmiş veya o coğrafyada yaşamış, yaşadıkları topraklar başka devletler tarafından ilhak edilmiş ama geleneksel değerlerini, sosyal, kültürel veya siyasal yaşam şekillerini ve geleneksel kurumlarını tam veya kısmen koruyabilmiş topluluklara Yerli Halk denilir. Bunlara eski ya da orijinal halk da denilir.
Bu yerli halkları diğer (egemen) güçlerden (halklardan) ayıran çeşitli faktörlerdir. Kürtlerin konumu bu tanıma gayet uygundur, çünkü halkımız dört yabancı devletin işgaline uğramadan önce de bugünkü coğrafyada yaşıyordu ve halen de aynı (Kürt) coğrafyasında yaşamakta. Topraklarımız yabancı devletler tarafından önce işgal sonra ilhak edilmiş, yani devletler zor kullanarak Kürt bölgelerini kendi devletlerine dahil etmişler. Tabii Kürtlere sormadan. İşgalden sonra da Kürtler kendi kültürünü, geleneklerini, değerlerini, kültürel kimliğini ve geleneksel kurumlarını kısmen de olsa koruyabilmiş durumdalar. Örneğin kız kaçırma, adam öldürme ve benzeri sorunların çözümü için Kürtler, Türk yargısına başvurmuyorlar. Bu gibi olayların çözümü için halen Kürtlerin iç hukuku işletiliyor. Yani şeyh, ağa ve dini şahsiyetler/otoriteler davalara arabuluculuk yolu ile çözüm buluyorlar. Bu davaların çözümü Türk yargısında aranmıyor, çünkü yargıya gidenler aşağılanıyor, bazıları dayak ve işkenceye de tabi tutuluyor, hatta rüşvet vermek zorunda kalıyorlar. En önemlisi de Türk yargısında önerilen çözüm doğal görülmüyor Kürtler tarafından, çünkü o tür çözümler kendi (Kürtlerin) kültür mantığına dayanmıyor veya uymuyor. 
Yerli Halkların tanımı, çeşitli halkların endüstrileşmiş ekonomi ve devletleşmiş siyasi yapıların dışında kalmış halkların örgütlemesine de dayandırılıyor. Ama aynı zamanda bir devletin siyasi sınırları içinde yaşıyorlar. Bu gibi topluluklar öz (orijinal) halk görülüyor ama toprakları yabancı güçler tarafından işgal edilmiş ve sömürgeleştirilmişler. Endüstri toplumdan etkilenmeme kriteri de halen Kürtler için geçerli. Kürt nüfusun büyük bir kısmı henüz endüstri toplumundan etkilenmiş değil. BM yerli halklar tanımlamasında endüstüriel toplumdan etkilenmemesi önemli bir kriter sayılmaktadır.

BM Yerli Halkları tanıyor mu?

Elbette. Bu başarıldı ve Deklarasyon yayınlandı. Yerli Halkların Dünya Konseyi, World Council of Indigenous People (WCIP), Kanada'da 1975 yılında kurulmuştur. WCIP amaçları yerli halkları fiziksel ve kültürel soykırımdan kurtarmak, etnik imha girişimlerini önlemek, ırkçılığa karşı mücadele etmek, Yerli Halkların sosyal, siyasi ve ekonomik haklarını sağlamak. WCIP, 1979'dan bu yana Birleşmiş Milletler'de gözlemci statüsüne sahip. WCIP, son konferansını 1997'da gerçekleştirdi. Örgüt, bu tarihten sonra aktif olamadı ama yerini başka örgütler doldurdu. Bunları araştırıp bulmak mümkün.

Sayın Kaya her Kürt lehçesi bir yerli halka mı tekabül eder, yoksa...

Bu İskandinavya'da yaşayan Samilerin durumuna çok benziyor. Samiler sekiz ayrı lehçe ile konuşuyorlar. Çoğu zaman birbirini anlamazlar. Samiler, 1980'lerde BM tarafından Yerli Halk olarak kabul edilince kendi anadilleri olan Samiceyi bilen hemen hemen kimse kalmamıştı. Samiler, Yerli Halk statüsünü aldıktan sonra Samiceyi yeniden canlandırma süreci başlatıldı. Örneğin, Norveç'in kuzeyinde Samilerin çoğunlukta olduğu beş belediye var. Bu belediyelerde Samice okulda birinci eğitim dilidir. Ayrıca bu belediyelerde çalışabilmek için Samice bilmek bir zorunluluktur. Bugün, o beş belediyede oturan herkes Samiceyi biliyor ve konuşuyor. Samice artık yeniden aile dili, kamu dili, ticaret dili vs. konumuna kavuştu. Norveç Anayasasına da yazıldı: Norveç'de iki asil halk yaşıyor: Norveçler ve Samiler.

Yerli Halklar" statüsünü elde etmek için nasıl bir prosüdür izlenmeli?

Öncelikle Yerli Halkların Dünya Konseyine (WCIP) üye olmak gerekir. WCIP, Birleşmiş Milletler'de öneri sunma ve danışmanlık statüsüne sahip. Kürtlerin Yerli Halklar statüsünü elde etmesi ancak WCIP'in katkısı ile sağlanır. WCIP, işlev yapmıyorsa sanırım Kürtler Birleşmiş Milletler'e doğrudan başvurabilirler. Muhakkak bir yolu vardır, araştırmak lazım.
BM Yerli Halk Statüsü kazanmak Kürtleri birçok baskıdan kurtaracaktır. Yerli Halklarla ilgili örgüt ve kuruluşlar Dünya yerli halkları arasında Kürtleri de saymaktadırlar. Bu başlı başına önemlidir. Geriye uzun, sabırlı bir çalışmaya resmi tanımının sağlanması kalıyor. Yerli Halkların hakları şöyle oluştu: BM özel raportörü, Jose Martinez Cobo, 1983'te "Yerli Halklara karşı ayrımcılık" başlıklı bir raporu BM'ye sundu. Bu rapor daha sonra Uluslararası Çalışma Örgütü International Labour Organization ILO-Konvansiyonu 169 sayılı Sözleşme hükümlerine ve Yerli Halklar konusunda Birleşmiş Milletler beyan temelini oluşturmuştur. Buna göre Yerli Halkların hakkı olması gereken temel noktalar şunlardır:
Yerli Halklar, kendi dil ve kültürlerini serbestçe geliştirme ve kendi gelecekleri hakkında karar verme hakkına sahiptir. Yerli Halklar, kültürlerini geliştirmek için kendi tercihlerini yapacaklar. Bu, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve sosyal sistemleri geliştirmek hakkını da içerir. Haklar, çevrenin korunması, dil ve kültürel ifade, kendi kaderini tayin ve özerklik hakkı, ulaşılabilir eğitim, arazi, toprak ve kaynaklarını kendi kullanma hakkı, kendilerini etkileyen kararlara katılma hakkı ve yaşam tarzlarını etkileyebilir, geleneksel değerleri koruma hakkı da içerir. ILO-Konvansiyonu aşiretlerin haklarını da garantiliyor.
169 numaralı ILO-Sözleşmesi, sadece Yerli Halkların ve aşiretlerin haklarını kapsıyor. Bu hakların gerçekleşmesi için ulusal hükümet tarafından onaylanması gerekir, böylece hukuki olarak bağlayıcı olur. Birleşmiş Milletlerin Yerli Halklar beyanı diğer BM beyanlarından farklıdır çünkü bu ulusal üstü geçerliliğe sahiptir.

Yerli Halk statüsünde azınlık ya da ulus olmanın bir önemi bulunuyor mu?

Yerli Halk kabul edilmek her zaman azınlık kabul edilmek anlamına gelmez. Fakat BM'in şimdiye kadar Yerli Halk olarak tanımladıkları toplulukların çoğu (Eskimolar, Aborjinler, Samiler vs) azınlık statüsünde. Ama Güney Amerika'nın bazı ülkelerinde örneğin Peru'da Kızılderililer, nüfusun çoğunluğunu oluşturuyorlar. Burada önemli olan BM Beyannamesi'nde Yerli Halkların kendi kaderini tayin ve özerklik hakkını da içeriyor olması. BM beyanı azınlıkların uluslaşma (devlet olma) sürecini engelleyecek bir formül içermiyor. Beyandaki 'Self determination' kavramı zaten bağımsızlık anlamına geliyor.

Yerli Halklar Statüsü nasıl kazanıldı?

-  Dünya Yerli Halklar Konseyi (WCIP) dünya çapında Yerli Halklar kavramını gündeme getiren ve kabül ettiren ilk kuruluş olarak BM'de gözlemci statüsü kazandı.
-  WCIP dünyadaki Yerli Halkların ortak tarih üzerine inşa edilmiştir. Yerli halklar, korkutma, tehdit, yoksunluk, adaletsizlik, ayrımcılık ve soykırımla paylaşılan bir tarih yaşamış ve kendilerini tükenme tehdidi altında hissetiklerini tespit etmiş ve self determinasyon ve öz-yönetim haklarını savunmuştur.
- WCIP dünya çapında bir Aborjin ve Yerli Halkların grup bütünlüğünü korumak ve korumak için kurulan ilk küresel başarıdır. WICIP Yerli Halkların hakları verilmeden dünya barışının ve kalkınmanın başarılamayacağını savunmuştur.
- 1972 yılında Yerli halklar uluslararası bir konferans fikrini benimsendi. Dünya konferansı için ilk hazırlık toplantısı 8 Nisan tarihleri arasında gerçekleşti. Avustralya, Kanada, Kolombiya, Grönland, Guyana, Yeni Zelanda, Norveç ve Amerika Birleşik Devletleri temsilciler gönderdi.
- "BM Yerli Hakların Hakları Deklarasyonu"nun hazırlık çalışmaları 1985 yılında başlandı. 1993 yılında Viyana'da düzenlenen Dünya İnsan Hakları Konferansı çerçevesinde yapılan "Dünya Yerli Halklar Uluslararası Yılı" toplantısında uluslararası toplum, Yerli Halkların mevcudiyetine önem vermeye, tarih ve kültürlerine saygı göstermeye ve eşit yaşama haklarını korumaya çağrılmıştı. Bunun yanı sıra, BM Genel Kurulu'nda 1995-2004 yıllarını kapsayan 10 yıl "Dünya Yerli Halkların Uluslararası 10 Yılı", 9 Ağustos gününü de "Dünya Yerli Halklar Günü" olarak saptandı. 20 yılı aşkın sürede yapılan karmaşık ve zorlu görüşmelerden sonra deklarasyon İnsan Hakları Konseyi'nin kurulmasından sonraki ilk toplantıda onaylandı.
- BM İnsan Hakları Komisyonu'na bağlı "Azınlıkları Koruma ve Ayrımcılığı Önleme Alt Komisyonu"nun ilk kez 9 Ağustos 1982'de toplandı. 2004 yılında BM Genel Kurulu, İkinci Yerli Halklar On Yılını ilan etti ve bu on yılın konusu olarak "Eylem ve Onur"u seçti.
- "Yerli Tasarımlar: Hikayeleri ve Kültürleri Kutlamak, Kendi Geleceğini İnşa Etmek", 2012 Dünya Yerli Halklar Günü'nün konusu olarak belirlendi. Bu konu, sanat ve fikri mülkiyet dahil yerli kültürlerin korunması ve yeniden yaşatılması ihtiyacını da vurguluyor. BM Genel Merkezi'nde 9 Ağustos günü Yerli Halkların kültürler üzerine çeşitli etkinlikler düzenlenecek.
- Birleşmiş Milletler Yerli Halkların Hakları Bildirgesi 13 Eylül 2007'de BM Genel Kurulu tarafından 144 evet, 4 hayır ve 11 çekimser oy ile kabul edilmiştir. Avustralya, Kanada, Yeni Zellanda ve ABD bildirgeye hayır oyu verirken, Azerbaycan, Bengaldeş, Bhutan, Burundi, Kolombiya, Gürcistan, Kenya, Nijerya, Rusya Federasyonu, Samoa ve Ukrayna çekimser oy kullanmışlardır. Hayır oyu veren dört ülke de daha sonra bildirgeyi desteklediklerini açıkladılar. Rusya Federasyonu Anayasası, "küçük yerli halklar" için özel haklar içeriyor. Yasal olarak Şapsığ ve Abazin halkları "küçük yerli halk" statüsünde tanınıyor.
- BM Genel Kurulu 144 kabul, 4 ret ve 11 çekimser oyla "BM Yerli Halkların Hakları Deklarasyonu" onaylanması, uluslararası toplumun Yerli Halkların haklarının korunması konusunda geniş fikir birliğine vardığını, bu fikir birliğinin de insanoğlunun adaleti ve ilerlemesi için son derece büyük önem taşıdığını gösteriyor.
- Deklarasyonda, "BM Tüzüğü" ve "Dünya İnsan Hakları Deklarasyonu" ışığında Yerli Halkların toprak, kaynak, kültür, eğitim, sağlık ve istihdam da dahil bir dizi temel haklarının korunması isteniyor. Deklarasyonda ayrıca Yerli Halkların kendi yöntemleriyle ekonomik, toplumsal ve kültürel faaliyetlerde bulunmalarına saygı gösterilmesi, ayrımcılığın her türüne karşı çıkılması gerektiği vurgulandı ve çeşitli ülkelerin hükümetlerinin yerli halklarla barış içinde bir arada yaşamaya ilişkin yasaları saptamaları talebinde bulunuldu.
- BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon, BM Genel Kurulu Başkanı Şeyka Haya Raşit El Halife ve BM İnsan Hakları Yüksek Temsilcisi Louise Arbour, deklarasyonun onaylanmasını kutladılar. Ban Ki Moon, deklarasyonun onaylanmasını, Yerli Halklarının bir başarısı olarak niteledi. Ban Ki Moon, çeşitli ülkelerin hükümetleri ve hükümetdışı topluluklarını, Yerli Halkların haklarını koruma çalışmalarını, insan hakları davası ve toplumsal gelişme planına bir an önce dahil etmeye çağırdı. BİTTİ

ALİ ÖZŞERİK