Bölgeyi yakından takip eden gözlemciler ise DAİŞ ile ortaklığı nedeniyle çok da güvenilir bulunmayan Türkiye'nin programda aktif görev almasını sağlıklı bulmuyor. Bölge halklarının geleceği için asıl, DAİŞ'i yenebilen tek güç olan Rojavalı Kürtlere etkili ve modern silahlar temin edilmesi isteniyor. 


Psaki doğruladı 

Türk Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç'in müzakerelerin tamamlandığını ve yakın zamanda mutabakat metninin imzalanacağını açıklamasının ardından Washington'dan da benzer bir açıklama geldi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki, "Suriyeli muhalif grupların eğitilip donatılması konusunda Türkiye ile prensip anlaşmasına vardığımızı doğrulayabilirim. Daha önce açıkladığımız gibi, Türkiye, ılımlı Suriyeli muhalif güçlerin eğitimi ve donatımına bölgesel ev sahipliği yapacak. Anlaşmayı yakında sonuçlandırıp imzalamayı planlıyoruz" dedi. Psaki, eğitimlerin Mart ayında başlamasının planlandığını da söyledi. ABD, eğitilip donatılacakların asıl hedefinin, tehdidi giderek büyüyen DAİŞ olduğunu belirtiyor. Türkiye ise Esad rejiminin de odağa alınmasını istiyor. 


Uzmanlardan önemli uyarı

Bölgeyi yakından takip eden gözlemciler ise eğitilip, modern silahlara kavuşturulacaklar sözde kimi ılımlı güçlerin ileride DAİŞ gibi bir vahşi örgüte dönüşme ihtimalinin hiç de zayıf olmadığı belirtiyor. "Bunun gerçekleşmesi Suriye'yi doğal olarak tüm bölgeyi daha büyük bir savaşa, kaosa ve istikrarsızlığa sürükler" diyen gözlemciler, programın çok dikkatli yürütülmesi konusunda uyarıyor. Gözlemciler, ABD'ye programı yürütürken, son zamanlarda çok da güvenilir bir müttefik olmadığı ortaya çıkan Türk devletine kimlerin eğitileceği ve kimlere silah verileceği konusunda inisiyatif vermemesi uyarısı da yapıyor. 


Silah teslimi yasal hale getiriliyor

Çağrıların hedefindeki ABD; Suriye ve Irak'ta devam eden DAİŞ'le mücadele stratejisi kapsamında bir taraftan öncülük ettiği uluslararası koalisyonla hava harekatlarını sürdürürken, diğer taraftan bölgedeki yerel güçleri destekleyerek savaşı lehine çevirmeye çalışıyor. ABD ve diğer müttefiklerince Irak'ta ordu birlikleri ile Pêşmerge eğitilip silahla donatılırken, Suriye'de ise şimdiye kadar bu gizli servisler eliyle 'ılımlı' kabul edilen Esad rejimi karşıtı muhaliflere yönelik yapılıyordu. Türkiye ile imzalanması beklenen anlaşmayla bu iş daha aleni ve yasal bir hale getiriliyor. Yoksa şimdiye kadar ABD, Esad ve DAİŞ'e karşı savaşması için başta Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) olmak üzere Suriye'deki birçok gruba hatırı sayılır düzeyde silah ve teçhizat gönderdi/gönderiyor. Ancak buna rağmen ÖSO ve diğer Batı destekli gruplar DAİŞ karşısında güçlü bir varlık gösteremedi hatta sahada etkisini gittikçe yitirdi.


ABD'nin Türkiye'den beklentileri

Öte yandan son iki yıldır ABD ile Türkiye arasındaki inişli çıkışlı ilişki de DAİŞ'in bütün dünyayı dolasıyla da Obama yönetimini de tehdit eder hale gelmesiyle daha karmaşık bir hal aldı. ABD, 'düşman' gördüğü DAİŞ'e yardım ettiği ifşa olan Türk devletinden tüm bunlara bir son vererek çete örgütün çökertilmesinde aktif rol almasını istiyor. AKP hükümetinden özellikle de sınırlarını DAİŞ ve benzeri örgütlerin saflarında savaşmaya gidenlere kapatması ve çete örgütün finans kaynaklarının kurutulması için uluslararası koalisyonla daha fazla istihbari işbirliği yapması bekleniyor. ABD'nin beklentilerinden biri de Türk devletinin İncirlik Üssü'nü aylardır Suriye ve Irak'taki DAİŞ mevzilerini vuran koalisyon uçaklarına açması. Uçakların gizlice üssü kullandığı iddia edilse de bu konuda kamuoyuna açıklanmış bir anlaşma sözkonusu değil.


AKP'ye nasıl güvenilecek?

ABD'yle görüş ayrılıkları ayyuka çıkan Türk devlet yetkilileri, "Türkiye'nin suçu Suriye ile sınır mı olmaktır?" diyerek kendilerine yöneltilen suçlamaları reddetseler de dünya kamuoyunun nezdinde AKP hükümeti "DAİŞ'in ortağı" olarak görülüyor. DAİŞ'in yoğun saldırıları devam ederken adeta müjdeler gibi 'Kobani düştü, düşecek' diyen Türk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şahsında AKP hükümetinin toprağını, özgürlüğünü savunan Kürtleri yenmesi için çete örgüte her türlü desteği vermesi büyük tepkiyle karşılanmıştı. Bununla birlikte AKP'nin beklentisinin aksine Kobanê düşmediği gibi DAİŞ de Kürt güçleri karşısında büyük bir hezimet aldı ve kentin tamamı yeniden YPG/YPJ güçlerinin eline geçti. Kürtler 134 günlük direnişiyle DAİŞ'in yenilebileceğini herkese gösterdi. Şimdi talep ettikleri tek şey etkili ve modern silahlar.  


Kobanê hesapları değiştirdi

ABD de bu durumu kendi stratejisinin lehine görerek, çıkarı gereği Kürt güçlere yardımın süreceğini belirtiyor. Aylar önce (19 Kasım 2014) daha DAİŞ ile YPG ve YPJ güçleri arasındaki savaş en şiddetli şekilde sürerken, Obama’nın 'DAİŞ temsilcisi’ John Allen, DAİŞ'in Kobanê'de yenilmesinin önemini Ankara'da şöyle açıklamıştı: "DAİŞ, Kobanê’den çekilmeye karar verdiğinde, Irak’ta kaybettikleri yerlerle birlikte ele alırsak, artık hedeflerini gerçekleştiremeyeceğinin göstergesi olacak. Çekilmeleri, DAİŞ’in 'zafer yürüyüşünün' durduğu anlamına gelecek. Sembolik bir an olacak."


YPG'ye de silah verilsin

Bu sözlerden de anlaşıldığı gibi ABD ile müttefiklerinin DAİŞ'i yenmek için sahada ortağa ihtiyacı var, Kürtlerin de desteğe. Kobanê zaferi, DAİŞ'e karşı hem askeri hem siyasi hem de zihniyet savaşı yürüten Kürtlerin varlığının Ortadoğu için çok önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Ancak DAİŞ'le savaşsın diye sözde Suriye'de ılımlı seküler olmayan gruplara silah ve askeri eğitim sağlanırken, çete örgütü yenebilmiş tek güç olan Rojavalı Kürtlere ise yeterince ve istenilen düzeyde destek sunulmaması kabul edilemezdir. 


ABD ve Fransa ne yapacak?

ABD ile diğer koalisyon güçlerinin, -buna 8 Şubat'ta YPJ Komutanı Nesrin Abdullah ile PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah'ı sarayında kabul eden Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande dahil- kadın özgürlüğünü esas alan, farklı din, dil ve ırktan halkların eşit bir şekilde yaşayabilmesi için cansiperane savaşarak, tüm bölgeye model olabilecek yeni bir alternatif sistem inşa etmeye çalışan Kürt gerillarının önemini kavrayarak buna göre yeni bir politika belirlemesi gerekmekte. Ancak bu şekilde kan gölüne dönen Ortadoğu'daki gelişmelerin bölge halklarının lehine dönmesi ihtimali doğacaktır. Şimdi Kürtler ile dostları, DAİŞ'i yenme gayesinde olduklarını iddia eden ABD ile Fransa'nın nasıl bir politika yürütüceğini merakla bekliyor. 


ÇİÐDEM DEMİREL/HABER MERKEZİ