Paris'te 9 Ocak'ta 3 Kürt devrimci kadın siyasetçinin katledilmesi karşısında Kürtler adalet istemlerini ısrarla dile getiriyor. Kürtler, her ne kadar Fransa ve Türkiye topu birbirine atsa da, bu olayın aydınlatılmaması durumunda her iki devleti sorumlu tutacaklarını, Çarşamba günleri yaptıkları 'Adalet İstiyoruz' nöbet eylemlerinde gösteriyor.

Yoğunlukta kadınların organize ettiği Adalet Nöbet Eylemleri, önceki gün Almanya, Avusturya, Fransa ve Hollanda'da yapıldı.
Hamburg Rojbîn Kadın Meclisi bileşenlerince 36.'sı düzenlenen eylemde, Kürt kadınları, beyaz kefen giyip, katledilen 3 kadın devrimcinin maskelerini takarak katliamı protesto etti. Hamburg Rojbîn Kadın Meclisi Genç Kadın Komitesi tarafından bu hafta gerçekleştirilen kefenli eyleme çevrede gelip geçenler yoğun ilgi gösterdi. Fransa hükümetinin cinayetler karşısındaki tutumunu protesto eden kadınlar, 23 Ekim 1998 tarihinde Çatak'ta yaşamını yitiren Alman asılı ARGK gerillası Andrea Wolf (Ronahî) ve aynı olayda infaz edilen 23 arkadaşını da andı. Eylemciler, katliam faillerinin adalet karşısına çıkıp hesap verene kadar, eylemlerini sürdüreceklerini vurguladı.

Fransa'yı ciddiyete çağırıyoruz

Berlin'de yaşayan Kürdistanlılar da her hafta düzenli olarak 'Adalet İstiyoruz' talebi ile nöbet eylemi yapıyor. Berlin Kürt Kadın Meclisi'nin organize ettiği nöbet eylem, Brandenburger Tor'da bulunan Fransa Konsolosluğu önünde yapıldı. Nöbet eylemine Sakine Cansız'ın kardeşi Haydar Cansız da katıldı.
'Suskunluğunuz Suçluluğunuzdan mı?', 'Adalet İstiyoruz' ve 'Hepimiz Sakine, Fidan, Leyla'yız' , 'Unutmadık, Unutturmayacağız' pankartları açılan nöbet eylemi sırasında, Kürtlerin adalet taleplerini içeren sloganlar atıldı.
Yapılan açıklamada, adaletin gecikmesinde Fransız polisinin, sonrasında da sorgu savcılığının yavaş davranmasının etkili olduğu belirtildi. Açıklamanın devamında: "Eğer ciddi ve hızlı bir soruşturma yürütülseydi, Ömer Güney'in bağlantılarını deşifre edebilirlerdi. Olayın aydınlaması, ancak tetikçinin arkasında kimlerin olduğunun açığa çıkarılmasıyla mümkün olacaktır. Fransa devletini ciddiyete davet ediyoruz" ifadelerine yer verildi.
Almanya'nın Stuttgart kentinde de, Fransız Konsolosluğu önünde önceki gün gerçekleştirilen 'Adalet İstiyoruz' nöbet eyleminde, katliam failleri ve katliamın arkasındaki güçlerin yargı karşısına çıkarılması istendi.
Eylem esnasında Kürt kadınlarının bu katliamın takipçisi olduğu ve adalet yerine getirilinceye kadar aktivitelerin süreceği dile getirildi. Dağıtılan bildirilerin yanı sıra, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın özgürlüğü için imza da toplandı.

Örtbas edemeyeceksiniz

Almanya’nın Düsseldorf kentinde Mezopotamya Kültür Derneği üyesi kadınlar eylemde erbane, davul ve kaval çaldı. “Sê Jinên Azad” şarkısının da seslendirildiği eylemde, Kürtçe "Bêdengiya we ji hevkariya we ye?" (sessizliğiniz ortaklığınızdan kaynaklanıyor) sloganları atıldı.
Cansız, Doğan ve Şaylemez’in fotoğraflarının da taşındığı eylemde, Fransız hükümetine sorumluluklarına sahip çıkması ve olayı aydınlatması çağrısı yapıldı.
Mezopotamya Kültür Derneği kadınları adına Hozan Sosin yaptığı konuşmada, Paris Katliamı aydınlatılana kadar eylemlerin süreceğini söyledi. Üç kadın siyasetçinin şahsında, özgür yaşam ve özgür kadının iradesinin kırılmak istendiğini belirten Hozan Sosın, “Kürt kadınların eylemleri ve çabaları şimdiden bu amacı boşa çıkarmıştır. Bu katliam aydınlatılıncaya kadar eylemlerimizi sürdüreceğiz” dedi. Eylem, “Çerxa şoreşê” marşının okunması ve oturma eylemleriyle sona erdi.
Hannover Halk Meclisi Kadın Komisyonu öncülüğünde düzenlenen eylemde ise, Paris katilamının üzerinden 10 ay, 12 gün geçmiş olmasına rağmen, Fransa’nın hala sessizliğini bozmaması kınandı. Her hafta olduğu gibi, bugün de Eigentorplatz’daki Fransız Büyükelçiliği önünde saat 12:30-13:30 arasında yapılan eylemde, katliama ilişkin bir dosya da sunuldu.

'288 gündür cevap bekliyoruz'

'Adalet İstiyoruz Nöbet' eylemlerinden biri de Paris'te yapıldı. Eyleme 200'e yakın Kürdistanlı katıldı. Kürdistan Sanat Akademisi önünde başlayıp, katliamın gerçekleştirildiği Kürdistan Enformasyon Bürosu önüne kadar yapılan yürüyüşte eylemciler sık sık, 'Adaletiniz Nerede', 'Hepimiz, Sakineyiz, Leylayız, Fidanız' sloganları atıldı. Enformasyon Bürosu önünde bir dakikalık saygı duruşundan sonra Kürtlerin adalet talebini içeren Fransızca bir bildiri okundu.
Criel Banliyösü Kadın Komisyonu adına konuşan Hesina Cansu; "Bizler 288 gündür, Fransız devletinin katliam karşısında ciddi bir açıklama yapmasını bekliyoruz. Ancak bu açıklama bir türlü yapılmadı. Suskunluğunuz suç ortaklığınızdan mıdır? Biz Kürt kadınları, bu katliam bütün boyutları ile gözler önüne serilene kadar eylemlerimize devam edeceğiz" dedi.
Eylem, bugün Villiers Les Bel'deki Venis Salonu'nda yapılacak olan 'Ekim Ayı Şehitleri'ni anma etkinliğine katılım çağrısıyla son buldu.

'Adaletiniz nerede?'

Fransa'nın Marsilya kentinde de katillerinin açığa çıkarılması talebiyle 'Adalet İstiyoruz' eylemi düzenlendi. Çok sayıda Kürdistanlının katıldığı yürüyüş, Mezopotamya Kültür Derneği önünde başladı. Marsilya Valiliği'ne kadar süren yürüyüş yol boyunca, 'Nerede Adaletiniz', 'Adalet İstiyoruz', 'Hepimiz Sakine, Leyla, Rojbîniz' sloganı atıldı. Fransızca bildirinin okunması ardından Marsilya Kadın Meclisi adına Avaşin Sevinç bir konuşma yaptı. 288 gündür Fransa devletinden katliama ilişkin bir açıklama beklediklerini söyleyen Sevinç, "Fakat henüz elle tutulur hiçbir açıklama yapılmadı. Fransa devletine soruyoruz: 'Suskunluğunuz ortaklığınızdan mıdır?' Biz Kürt kadınları olarak bu katliam tüm boyutlarıyla aydınlatılıncaya kadar eylemlerimize devam edeceğiz. Bu katliamı Marsilya'daki Kürt ve dostlarının direnişi aydınlatacaktır" dedi.

Den Haag ve Viyana'da eylem

Öte yandan Hollanda'nın Den Haag kentinde faaliyetlerini sürdüren Ronahî Kadın Meclisi öncülüğünde, Fransız Konsolosluğu önünde bir miting yapıldı. Eylemde, yapılan konuşmalarda, "soruşturmayı yürüten antiterör hakiminin elindeki dosyalar çalındı" gibi haberlerle katliamın üstünün kapatılmak istendiği dile getirildi. Fransa'nın bu gibi yaklaşımlarla Kürtlerin öfkesini üzerine çektiği dile getirilen açıklamada, adalet talebi bir kez daha dillendirildi. Ayrıca Öcalan ve bütün siyasi tutsakların serbest bırakılması için imza toplandı.
Avusturya'nın başkenti Viyana'daki nöbet eylemi ise Avesta Kürt Kadın Derneği öncülüğünde gerçekleştirildi. Eylem esnasında Almanca bildiriler dağıtıldı. Ayrıca, Öcalan ve siyasi tutsakların özgürlüğü için imza toplandı.

Rojbîn sana ne demişti?

Strasbourg'da yaşayan Kürdistanlılar da Strasbourg Valiliği önünde bir araya gelerek, Sosyalist Parti (PS) hükümeti ve Cumhurbaşkanı François Hollande'ı protesto etti. Fransızca "Suskunluğunuz suç ortaklığınızın ispatıdır' yazılı pankart taşıyan ve yoğun ilgi gören eylemde, Fransız hükümetinin katliamı aydınlatmamasının suç ortaklığının ispatı olduğuna dikkat çekildi.
Eylemde konuşan Rojbîn babası Hasan Doğan, sosyalist hükümetin kendi değerlerini ayaklar altına alan tavrını kınadı. Kızı Fidan Doğan'ın katledilmeden önce François Hollande ile görüştüğünü hatırlatan Doğan, şu sözleriyle tepkisini dile getirdi: "Ben bir babayım ve içim yanıyor. François Hollande'a sesleniyorum. Hani, 'ben Fidan'ı tanıyorum, onunla görüşmüştüm' diyordun. Peki Rojbîn sana ne dedi? Rojbîn sana insanlıktan, barıştan, kardeşlikten bahsetti. İşte Rojbîn'i katlettiler."

'Sen ne biçim sosyalistsin?'

Sosyalist hükümetin sessizliğini kınayan Hasan Doğan, "Sen ne biçim sosyalistsin Hollande? Sosyalizm, fakirden, ezilenden yana olmaktır. Zulme uğrayandan yana olmaktır. Peki siz ne yapıyorsunuz" sorusunu yöneltti.
Katliamın aydınlatılması ve gerçek katillerin hesap vermesinin önemine değinen Doğan, "Katiller cezalandırılırsa bizim acımız bitecek mi? Tabii ki hayır. Ama en azından acımız hafifleyecek" dedi.
Doğan, tüm bu sessizliğe ve kendilerinin adalet beklentisine rağmen, soruşturmayı yürüten hakimin evine hırsız girdiğine ilişkin haberlerin de kendilerini kaygılandırdığının altını çizdi. Eylemde okunan ve katliam hakkında bilgilendirme yapan Fransızca açıklamadan sonra ise Alsas Kürt Dostları Derneği Başkanı Bernard Revollon bir konuşma yaptı. Kürt sorunu söz konusu olduğunda uluslararası ekonomik çıkarların devreye girdiğini hatırlatan Revollon, Fransız hükümetine katliam dosyasını bu tür ilişkilere kurban etmemesi çağrısı yaptı.
50 kadar Kürdistanlı ve Fransızın katıldığı eylemde sık sık, 'Hepimiz Sakine, Rojbîn ve Leylayız', 'Kahrolsun faşizm' gibi sloganlar atıldı.

Brüksel'de faşistler saldırdı

Üç kadın devrimci için her hafta Brüksel'de bulunan Fransa Büyükelçiliği önünde düzenlenen eyleme, aralarında Türk faşistlerinin de bulunduğu bir grup saldırdı. Saat 16:00'da Fransa Büyükelçiliği önünde başlayan eylemde, 3 devrimci kadınını fotograflarının yanı sıra Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın posterleri açıldı.
Eylemin bitirilmesine az bir zaman kala yolun karşısındaki Fransa Büyükelçiliği önünde biriken ve eylemcilere küfürler eden faşist kitle ile eylemciler arasında tartışma yaşandı. Nöbet eylemine katılanların da karşılık vermesi üzerine çıkan arbade de iki taraftanda yaralananlar oldu. Arbede sırasında kitleye atılan patlayıcı madde bir kadının ayağına isabet etti.
Polis'in müdahalesiyle yatışan arbededen sonra polis, nöbet eylemi yapan kitleyi çembere alarak, pankart ve posterleri parçaladı. Brüksel'de yaşayan Kürtler elçilik önüne akarken, kitle olaysız dağıldı.

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA HABER EKİBİ




'Adalet yoksa barış da yok'

Almanya’nın Münih kentindeki Fransız Konsolosluğu önünde bir araya gelen Kürdistanlılar da, Paris Katliamı'nın bir an önce aydınlatılmasını istedi.
“Suskunluğunuz suç ortaklığınızdandır” sloganı ile gerçekleştirilen eylemde Fransa’nın sessizliğini koruduğuna dikkat çekildi. Ayrıca katil zanlısı Ömer Güney’in Almanya’da bulunduğu dönemle ilgili Alman yetkililere de soruşturma çağrısı yapıldı. Eylemin  önümüzdeki Çarşamba gününden itibaren her hafta saat 17:00’da Heimerranstraße 31’de gerçekleştirileceği belirtildi.
Eylemde 23 Ekim 1998’de Türk devletiyle çıkan çatışmada yaşamını yitiren aralarında Alman Andrea Wolf'un da bulunduğu 24 PKK gerillası da anıldı.
“Münih Andrea Wolf’un arkadaşları grubu” adına konuşan gazeteci Michael Backmund, Wan’da Wolf’un adını taşıyan ve hakkında yıkım kararı çıkartılan anıt mezarlık için nöbet tutan Wan halkını selamladı.
“Dayanışma insanlığın sevgisidir ve en önemli silahıdır. 22 Eylül 2013’ten itibaren, Kürdistan dağlarının Kelahere (Andiçen) bölgesinde Ronahi anıt mezarında gece gündüz, Çatak Kaymakamının yıkım kararına karşı nöbet tutan arkadaşlarımızı yürekten selamlıyoruz. Aklımızla ve yüreğimizle sizinleyiz. 23 Ekim 1998’deki katliamda şehit düşen yoldaşlarımızın anısı için ve Türk ordusunun Kürdistan’da işlediği insanlık suçlarının aydınlatılması için vermiş olduğunuz onurlu mücadelenizi destekliyoruz” dedi.
Backmund devamla yıkım kararının iptal edilmesini ve Çatak Kaymakamı'nı özür dilemeye çağırarak şunları söyledi:
“Belki bu mücadele Arjantin, Guatemala ya da Şili’de olduğu gibi daha onlarca yıl sürecek. Fakat 23 Ekim katliamını yapan işkenceci katiller ve onların arkasındaki güçler eninde sonunda bunun hesabını verecekler. Adalet yoksa barış da yok.
Hozan Hogir, Rojhat, Cembeli, Kamuran, Azime Savaş, Agiri, Botan, Kawa, Şiyar, Leşker, Kemal, Tekoşer, Amed, Deniz, Xoşnav, Harun Aziz, Kendal Berxwedan, Gabar Afrin, Sipan, Salman, Bahoz, Dilbirin, Xezal ve Ronahi (Andrea Wolf) yoldaşlarımızın 15. Şehadet yıldönümünde sizlerle birlikte sesleniyoruz; Andiçen (Kelahere) anıt mezarının yıkım kararı derhal iptal edilmelidir. Çatak Kaymakamı, bu insanlık dışı kararını geri çektikten sonra kamuoyu önünde özür dilemelidir. 23 Ekim 1998 Kelahere’de yapılan savaş suçunun bütün ayrıntılarıyla aydınlatılmasını işkenceci katiller cezalandırılmalıdır.”

ANF/MÜNİH