
GÜL GÜZEL / STUTTGART
Stuttgart Eyalet Yüksek Ceza Mahkemesi'nde 22 Aralık 2016 tarihinden bu yana duruşmaları süren Kürt siyasetçi Muhlis Kaya, son savunmasını Kürtçe yaptı. 13 Temmuz'da yapılacak karar duruşması öncesi söz alan Kaya, savunmasında "Kürt halkının hakları ihlal ediliyor ve teröre maruz bırakılıyor" vurgusunda bulundu.
Kaya, "Benim ve savunma avukatlarımızın yaptığı savunmaların eleştiri hedefi mahkeme heyeti değil; Almanya devletinin siyasi yapısıdır’’ sözlerine savunmasına başladı. Muhlis Kaya savunmasına, Türkiye tarihindeki 1915 Ermeni soykırımı ile devam ederek diğer soykırımların bu güne kadar Kürt halkına karşı hala süre geldiğini anlatan zaman kronolojisini yaptı.
Almanya’nın desteği ile soykırım
Kaya, "1990’lı yıllarda artarak yoğunlaşan soykırımlarla Kürt halkının köyleri evleri, yaşam ortamları yakılıp, yıkılarak devam ediyor. Haklarını siyasi yollarla arayan 17 binden fazla Kürt siyasetçi faili meçhul sıfatı altında devlet tarafından katledildi. Kürt halkına karşı bu katliamlar, hala bodrumlarda yakılan sivil insanlarla Türkiye tarafından işlenirken, Almanya bunları hep görmezlikten, duymazlıktan geldi ve verdiği silah, siyasi destek ile de Türkiye devletinin Kürt halkına baskı ve zulmü arttırıldı. Eğer Almanya şimdiye kadar Türkiye’ye bu kadar silah ve siyasi desteği vermeseydi, Türkiye yaptığı siyasi ve katliam soykırımlarını bu düzeye getiremezdi.“
129/b Alman Anayasası’na ters
Almanya’nın Kürt özgürlük mücadelecilerini ‚terörle mücadele yasasası‘ 129/b maddesine dayandırarak, 'terörist' sıfatıyla tutuklayıp yargıladığını söyleyen Kaya, Almanya’nın kendi anayasasına ters düşen bir konuma geldiğini ve davaları siyasileştirilerek cezalar verildiğini söyledi. Kaya, “Bu ülkede yaptığımız bütün miting, yürüyüş, panel, konferanslar, Newroz festivali, kurduğumuz yemek standlarına varana kadar hepsi izin alınarak yapılan eylemlerdir. İzin verilerek yapılan bu eylemlerden dolayı insanları güvenlik dairesince tutuklayıp, cezalandırmak tamamen siyasi bir tutumdur. Anayasa ve adaletle hiçbir bağlantısı yoktur. Zoraki bir şekilde Kürt halkının hakları ihlal ediliyor ve terörizme maruz bırakılıyor. Almanya güvenlik güçlerinin izinli bir eyleme katılmalarından dolayı Kürt siyasetçilere suçlu gözü ile bakarak tutuklaması ve mahkemelerin bu insanları tekrar terörize ederek, 129/b ceza yasasına göre siyasi bir tutum ile cezalandırması da skandal bir tutumdur. Onun için en büyük adalet, vicdan adaletidir’’ dedi.
Savunmasına devam eden Kaya, tarihe değinerek, Şengal ve Rojava mücadelesinde Kürt Özgürlük Hareketi'nin, Kürt Kadın Devrimi'nin rolünü anlatarak, DAİŞ vahşetini dile getirdi. Kaya, "Bu çetelere karşı mücadele eden Kürt Özgürlük Güçleri HPG, YPG, YPJ’ydi. Şimdi bütün bunları bilen dünyanın gözü önünde, Almanya aldığı skandal bir karar ile DAİŞ çetelerine karşı mücadele eden bu güçlerin sembollerini dahi yasaklıyor. Bu aynı zamanda Kürt halkına karşı yapılan büyük bir haksızlıktır, kabul edilemez! En büyük adalet, vicdan adaletidir’’ cümlesi ile savunmasına son verdi.