
HDK, 5 Şubat'ta İstanbul'da düzenlediği 7. dönem 2. Genel Meclis Toplantısı’nın sonuç bildirgesini açıkladı. Referandum konusuna geniş yer verilen bildirgede, "Hayır kazandıracak" denildi.
Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 5 Şubat'ta İstanbul'da düzenlediği Genel Meclis Toplantısı’nın sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede şunlara yer verildi:
Dikensiz gül bahçesi
* Türkiye, tarihinin en kritik ve zorlu dönemeçlerinin birinden geçiyor. Saray darbesi sonrasında OHAL ve KHK'lerle iyice kurumsallaşan AKP faşizmi, şimdi başkanlık rejimi adı altında yapılan anayasa değişiklikleri ile ülkeyi tek adam diktatörlüğüne götürmek istiyor. Referanduma sunulan değişikliklerle halklarımız belirsiz bir geleceğe, kopkoyu bir karanlığa sürükleniyor. Erdoğan şahsında somutlanan yerli ve milli Führer rejimine onay vermeleri talep ediliyor. Geçici olduğu iddia edilen OHAL rejimi uygulamalarını süreklileştirmeyi, kalıcı hale getirmeyi ve yasalaştırmayı hedefleniyor. Erdoğan diktatörlüğü böylece tüm siyasal rakiplerini ve toplumsal muhalefeti tasfiye ederek çeteleşmiş bir avuç çıkar grubu ve sermaye için dikensiz gül bahçesi yaratmak istiyor.
İktisadi kriz politiktir
* Devlet, patronlara ardı ardına teşvikler veriyor, krizin yükünü emekçilere yıkma hazırlıkları yapıyor. İşsizlik şimdiden artmaya başladı. Devalüasyon son 6 ay içinde yüzde 30’ları aşmış durumda. Emekçiler her geçen gün daha fazla yoksullaşıyor. Kriz sadece iktisadi alanda yaşanmıyor. İktisadi krizi de tetikleyen siyasal ve toplumsal bir krizle karşı karşıyayız. Bugün yaşanan kriz, AKP/Saray iktidarının politik tercihlerinin bir sonucudur. Dolayısıyla, iktisadi kriz sadece ekonomik önlemlerle giderilemez. Sorun politiktir, çözüm de özgürlük, demokrasi ve barış yanlısı politikalardadır.
Özgürlük ruhu ayaktadır
* Emekçilere ve halklara karşı darbeye dönüşen baskı ve şiddet ortamı sürmektedir. Süreklileştirilmiş OHAL rejimi ile KHK sopasıyla AKP/Saray iktidarı Türkiye'yi açık hapishane haline getirmiştir. HDP eşbaşkanlarını, milletin iradesi ile seçilmiş milletvekillerini, seçilmiş belediye eşbaşkanlarını ve HDP’nin il ve ilçe yöneticilerini, parti çalışmalarını yürütenleri tutuklamakla, gözaltına almakla demokrasi ve özgürlükler teslim alınamaz. 15 Temmuz sonrası, on binlerce kamu emekçisi işten atılmış, yine on binlercesi açığa alınmış durumda. 12 Eylül’de bile görülmeyen seyahat hakkının engellenmesi, kişisel mülklere el konulması gibi uygulamalara tanıklık ediyoruz. Torba yasalarla doğal kaynakların, ekolojik talanın yolu açılmış durumda. Gazetecileri, yazarları, aydınları, akademisyenleri tutuklayarak, gazeteleri ve yayın organlarını kapatarak, internet yasakları getirerek gerçekler sonsuza kadar örtülemez, yalanlar gizlenemez. ‘Yalan ne kadar büyük olursa inanan o kadar çok olur’ şeklindeki Goebbels yöntemleri tutmamıştır, tutmayacaktır. Faşizan bütün yasak, baskı ve saldırılara karşın özgürlük ruhu ayaktadır, direniş güçleri teslim alınamamıştır.
Rojavasız çözüm olamaz
* Ortadoğu'da, Halep’te Esad rejiminin duruma hakim olması ile birlikte yeni bir sürece girilmiştir. Yeni Osmanlı olma sevdasında Ortadoğu’ya müdahale eden Türkiye, Suriye'de ve Irak’ta yenilmiştir. El Bab'da çamura saplanmıştır. Türkiye'nin İŞİD ve benzeri tüm cihatçıların hamisi olduğu uluslararası çevrelerde artık gözle görülür hale gelmiştir. Suriye'de Rusya inisiyatif alma hamlesi içinde. Astana toplantıları bunun ifadesi olarak görülebilir. Ortadoğu'da çatışma ve savaş süreci devam ediyor. Rojava gerçekliği görülmeden, Kürt halkının statüsü tanınmadan, Suriye'de gerçekçi bir çözümün yaşama geçirilemeyeceği aşikârdır. Astana ve Cenevre toplantıları bu nedenle başarılı olamamıştır. Suriye'de çözüm; halkların birlikte ve barış içinde yaşadığı Demokratik Rojava modelinden geçmektedir.
'Hayır' sonun başlangıcı olur
* Genel Meclisimiz, referandum sürecini çeşitli yönleriyle ve ayrıntılı olarak değerlendirmiştir. Referandum süreci sonuçlarından bağımsız olarak Türkiye'de kartların yeniden karılacağı, dengelerin yeniden kurulacağı, safların yeniden şekilleneceği bir dönemin de başlangıcı olacaktır. Öncelikle belirtmek isteriz ki, OHAL koşullarında, bütün özgürlüklerin ortadan kaldırıldığı bir dönemde Anayasa değişikliği yapılması meşru değildir. Referandum oylaması nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, toplumsal meşruiyeti olmayan bir Anayasa değişikliği tartışmasının kabul edilmesi söz konusu olamaz. Anayasa teklifi, yeni bir rejim inşasının dayatılması, bu duruma hukuksal zemin yaratma girişimidir. Halklarımızın geleceğini doğrudan etkileyecek bu süreçte HAYIR'ın kazanması tek adam diktasında sonun başlangıcı olacaktır. HDK, referandum sürecinde çalışmalarını en üst düzeyde gerçekleştirecek.
İSTANBUL